Advert
GELENEK VE ÇAĞI YAKALAMAK
Nevzat ÜLGER

GELENEK VE ÇAĞI YAKALAMAK

Bu içerik 2140 kez okundu.

        Çağımızın gerçekliği ile nasıl ilişki kurabileceğimizi bilir, hayatın getirdiği yeni sorunları nasıl çözebileceğimizi kavrayabilirsek, modernitenin tuzaklarından kurtulabiliriz. Aksi halde, modernlik, önüne gelen her şeyi silip süpüren bir aygıt gibi hepimizi silip süpürür. Kaldı ki modernliğin herhangi bir vatanı olmadığı gibi, herhangi bir bölgeye de mensup kılınamaz.

         Mevlana’nın “Pergel Metaforu”nu unutmamak gerekir. Yani bir ayağımız kendi medeniyet kodlarımızdan hiç ayrılmadan, diğer ayağımızla dünyanın bütün gelişmelerinden istifade ederek kendimize ait alanı iyi inşa etmemiz gerekir. Yani kendi geleneğimizi esas alarak hayatla olan ilişkilerimizi, “hayatın dışında” kalmadan süreklilik içinde dizayn etmek gerekir diye düşünüyorum.

         Gelenek; “öteki”nin karşısında “ben”den hareket etmektir. “Her yüz yılda bir müceddit” kavramı aslında geleneği kendi içerisinde dönüştürüp geliştirmek demek değil midir? Bu anlamda “modernlik” de Batı’ya ait bir kavram olmaktan çıkar. Yani bu kavramı yalnız Batı’ya mal etmek doğrusu biraz haksızlık gibi geliyor bana.

         Bizde “Batıcı” olanlar, Batı kültürüne hak ettiğinin çok üstünde değer atfediyorlar. Halbuki insanlığın bu gün geldiği pozisyon, insanlığın tarihsel serüveni içerisinde ortaya koyduğu bir birikim olup, bazıları bu birikimleri, yalnız belli bir coğrafyaya aitmiş gibi farklı göstererek “bölgesel ırkçılık” yapmaktadır.

         Konumuzla ilgili olarak; ruh-madde, din-dünya, din-bilim gibi konularda birçok İslam alimimizin, birinci guruptakileri bize, maddeyi, dünyayı ve bilimi Batı’ya layık görerek yaptıkları değerlendirmenin adeta Batı’ya bir üstünlük izafesi olduğunu görmezden geliyorlar.

         “Allah bizi imanla, başkalarını da ilimle şereflendirdi” tezi aslında bir yanılsamadır. İslam düalist bir inanç değildir. Çünkü din işleri tam da dünya işlerinin kendisidir. Dünya ahretin mezrası değil midir? İslam’ın ilk dörtyüz yıllık döneminde din-dünya ayırımı birkaç sufinin dışında var mı? Biruni, İbni Sina vd yalnız matematik, tıp, astronomi alimi değil, aynı zamanda fıkıh, akaid ve İslam felsefesi konusunda da alimdiler.

          Klasik ilim adamlarımıza karşı gelmeyi bir özellik kabul eden “Aydınlanmacı” insanların yaptıkları şey, esas olarak ilmin kaynaklarını gizleyerek, üstünlükleri Batı’ya mal etme hastalığıdır. Halbuki, teknoloji anlamında ilim belli bir medeniyet tasavvuruna dayalı değil midir? Teknik üstünlüğün son üç yüz yıldır Batı’da oluşu, diğer medeniyetleri oyun dışında bırakmaz.

         “Ben-öteki” ilişkisini iyi anlamak gerekir diye düşünüyorum. Ben yerellik, öteki evrensellik demek değildir. Her kültür yereldir. Medeniyetleri din, kültürleri etnisiteler oluşturur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X