Advert
KALKINMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ
Nevzat ÜLGER

KALKINMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ

Bu içerik 2226 kez okundu.

          Ayşe Böhürler, İzzet Begoviç’ten; "Ben olsam, Müslüman Doğu'daki tüm mekteplere, 'eleştirel düşünme' dersleri koyardım. Batı'nın aksine Doğu, bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budurcümlesini yazısına başlık yapmış. Müthiş bir tespit olarak göründü bana. Hakikaten kötü niyetli olmayan, yapıcı eleştirel düşünce kabiliyetimiz olmazsa, gelişmeyi nasıl yakalarız?

         Öyle çok cafcaflı ifadeleri bir kenara koyalım. Bizler birbirimizi zorunlu onaylamanın dışında, birbirimize soru sorabiliyor muyuz? Yani birbirimizin düşüncesinin önünü açacak, ona hız katacak, ona ufuk açacak bir katkı sağlayabiliyor muyuz? Hiç kimse eleştiri ambalajıyla süslenmiş “kişisel hıncımızı” içeren davranışları yapıcı moduyla ileri sürmesin. Begoviç haklı. Hakikaten bizde eleştiri kültürü yok. Eleştiri kültürü olduğu dönemlerde toplumsal kalkınmayı da sağlayabiliyoruz zaten.

         Örneklendirmek açısından, 1965 yılı sonrasını düşünelim. 1965-69 dönemindeki hızlı kalkınmanın ardından ülke gündemine süratle çatışmacı bir “sağ-sol” kavramı sokuldu. 1974 yılında Erbakan’ın hayata geçirdiği CHP-MSP koalisyonu ile hem bu sağ-sol balonu patladı hem de Müslümanların kalkınmaya ve bilime olan müspet yaklaşımları tedavüle sürülerek, günümüze kadar gelen bir “Milli Görüş” fikriyatı ve kadroları anlayışı yerleşti. Bu anlayış yalnız Türkiye’de, yalnız İslam dünyasında değil, bütün dünyada bazı ezberleri bozdu. O güne kadar Türkiye’de yalnız belli bir gurubun tekelinde olan “sanayileşme ve sanayileşerek kalkınma” düşüncesi “Anadolu Kaplanları” hamlesiyle bütün vatan sathına yayıldı.

         Hatırlayalım; AK Parti’nin kurulduğu 2001 yılında, ABD bu oluşuma karşı, medya karşı, mutlu azınlık karşı, yeterli para yok. Ama özellikle Milli Görüş’ten gelen inançlı ve ısrarcı bir parti lideri olarak Erdoğan var. Dikkat edelim; Başbakanlık yapmış, Erbakan, Özal, Gül, Erdoğan, Davutoğlu, Yıldırım hep Milli Görüş patentlidir.

         Yukarıda sayılan yoklara ve karşı oluşlara rağmen Erdoğan bütün hızı ile AB ülkelerini dolaşarak büyük bir kabul görmüş ve arkasından da Deniz Baykal, seçime girmesi yasaklanan Erdoğan için seçilme yolunu açmak zorunda kalmıştı. Baykal’ın bu günkü ifadesi ile “eğer seçim yolunu açmamış olsaydılar, referandum yoluyla kepaze olmak” vardı.

         Erbakan’ın başlatmış olduğu hareket, devlet kurumlarının İslam’a ve Müslümanlara bakışını değiştirmiş, ülke yönetiminin de devamlı bu kadrolar eliyle yönetilmesini intaç etmiştir.

         Tekrar yazının başına dönersek; eleştirel düşüncenin oluşması halinde tüm Doğu’nun kalkınması mümkündür. Bu gelenek aslında bizim medeniyet kodlarımızda mevcuttur. Ancak Kur’an’ı ciddiye alıp onu anlamaya ve sevmeye gayret etmemiz gerekir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X