Advert
GELİŞMEYİ VE KALKINMAYI ISKALAMAYALIM
Nevzat ÜLGER

GELİŞMEYİ VE KALKINMAYI ISKALAMAYALIM

Bu içerik 2222 kez okundu.

         Bu ülke niçin sanayi devrimini ıskaladı acaba? Konu ile ilgili kitaplar yayınlandı, müstakil makaleler kaleme alındı. Ancak konuya bir de günlük uygulamaların penceresinden siyasi olarak bakalım.

         Önce sanayileşmeyi yönetecek kadroları iyi tespit edebildik mi? Yani kadrolar belirlenirken yeterliliğe/liyakata gerekli önemi ve hassasiyeti verebildik mi?

         Hani “Peter Prensibi” adı verilen 13 maddeden oluşan, ilgilinin liyakatini, yeterliliğini veya yetersizliğini belirleyen ilkeler topluluğu var. Yani her insanın yetenek ve kabiliyetlerinin bir sınırı vardır. Bir alt basamakta yeterli olan bir eleman, bir üst kademede de başarılı olacak diye bir kural yok. Buna örnek bir durumu bizzat müşahede etmiştim. Bulunduğu pozisyonda oldukça başarılı olan bir arkadaşımız siyaset yoluyla amir pozisyonuna yükseltildi. Ne o arkadaşın saygınlığı kaldı ne de o birimin işlerliği. O arkadaşımız onurlu davranarak hemen emekliliğini istedi de kurumun o biriminde rahatlama sağlanabildi.

         Alev Alatlı Türkiye’nin sanayi devrimini atlamasını, hiyerarşiyi iyi işletememesine ve en önemlisi de hiyerarşiyi yapılandırırken Peter Prensibi denilen iş mühendisliği ilkelerinin ihmaline bağlar. Şöyle bir örnek verir: “Bir fabrika yanar, çok başarılı bir yönetici bu duruma müdahale etmek yerine donar kalır. Fabrika bekçisi atak bir şekilde yangını söndürür. Ertesi gün bekçiyi müdür yaparlar. Ancak sonuçta hem müdürden hem de bekçiden olurlar!

         Bu toplum, çok değil, bundan on yıl önce yarım ekmek arası tavuk dönere yüzde yedi oy verdi. Otuz yıl önce de kim ne verirse beş fazlası diyen bir partiyi iktidara taşıdı. Hani her aileye iki anahtar vaadi vardı. Evet, banka kredileri yoluyla geleceğimize ipotek koydurarak kimimiz bir, kimimiz iki anahtarın muvakkat sahibi olduk ama geleceğimizi de rehin verdik.

         Yakın zamandaki memur ve memur emeklileri ile ilgili toplu sözleşmeye baktığımız zaman yine aynı hatayı yapan anlayışı görüyoruz. İspatı zor ama rahmetli Akif İnan olsaydı sonuç farklı olurdu zannederim. İşte kadro böyle bir şeydir. Ülkedeki enflasyonu iktisatçılar hesaplarken belki de bilerek fazla çıkartıyorlar!

         Yapılan her hatanın bedelini toplum olarak hepimiz ödüyoruz. Onun için resmi kadrolarda olduğu kadar STK kadrolarında da liyakat aramak gerekir. Resmi kadroların oluşumunu tenkit eden STK’lar biraz da kendilerine baksınlar.

         Türkiye’de son 14 yılda alınan mesafeyi kimse küçümsemesin. Bizzat Cumhurbaşkanı “Türkiye artık ayağa kalkmıştır” diyor. Demek ki bundan sonra artık yürüme dönemidir. Ancak siyasetin de kendine özgü bir çizgisinin olduğunu unutmadan kadroların oluşumunda liyakat unutulmamalıdır. Çünkü atanan kişilerle ilgili “sadakat” kavramının su üzerindeki yazı gibi olduğunu bilmeyen yoktur zannederim.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X