Advert
KUZEY IRAKTA REFERANDUM MU HARAKİRİ Mİ?
Habib KARAÇORLU

KUZEY IRAKTA REFERANDUM MU HARAKİRİ Mİ?

Bu içerik 696 kez okundu.

          Ülkemizin güney sınırında yer alan komşumuz Irak yaklaşık kırk yıldan beri bir türlü huzura kavuşamıyor. Önce iç darbelerle sarsılan ülke, daha sonra doğudaki komşusu İran’la sekiz yıl devam eden bir savaşa girmiş ve birçok kayıplar vererek bu savaştan çıkmıştı. Ardından diğer bir komşusu Kuveyt’i işgal ederek Emperyalist devletlerin bölgeye girmelerine neden olmuştu. I.Körfez savaşı diye adlandırılan savaşta ABD ve müttefiklerine yenilen Irak’ta artık her şey eskisinden farklı olmuş, ülke fiilen Kuzey ve Güney olarak bölünmüştü. Kuzey Irak’ta özerk bir devlet kuran Barzani ve Talabani ikilisi Batılıların himayesinde devletleşmenin adımlarını birer birer atmaya başlamışlardı.

         11 Eylül 2001 tarihinde Newyork’ta ikiz kulelerin vurulması ile yeni bir haçlı seferi başlatan ABD ve şer ortakları 2003 yılında nükleer silah bahanesiyle Irak’a ikinci bir savaş açarak Saddam yönetimini devirmişlerdi. Irak’ın tamamına yakınını işgal eden Amerika, İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri ülkeyi bir anarşi ve kaos ortamına sürüklemek için ellerinden geleni yapmışlardı. Verdikleri askeri zayiatlar nedeniyle ülkelerinde ağır eleştiriler alan işgalci zalimler bir süre sonra Irak’ı terk etseler de arkalarında patlamaya hazır barut fıçısı haline gelmiş bir ülke bırakmışlardı.

            ABD halkı ve mazlum dünyanın yeni umutlarıyla yönetime gelen Obama ve ekibi  çok sinsi yeni bir taktiğe başvurarak, daha önce kamplarda esir tutup beyinlerini yıkadıkları cihat taraftarı Müslüman gençler ile yine çeşitli ülkelerdeki aynı zihniyete sahip ateşli Müslüman gençlerden milis birlikler hazırlayıp, onlara her türlü desteği gizlice vermek suretiyle Suriye ve Irak’ta yapay bir devlet olan DEAŞ’ı kurdurmuş, kendi adlarına cepheye sürmüşlerdi.  DEAŞ yaklaşık dört yıldan beri her iki ülkede binlerce masum Müslümanın kanını dökerek bu iki ülkeyi daha büyük felaketlere sürüklemişti. İstedikleri mevcut ortama kavuşan ABD ve müttefikleri böylece hizmet ettikleri BOP yani BİP (Büyük İsrail Projesi)’ne artık çok yaklaşmış bulunmaktalar. Atılacak son adım ise Kuzey Irak’taki Kürt devletinin Irak’tan ayrılmaya karar vermesiyle bölgede çok büyük bir savaşın patlak vermesini sağlamak. Çıkacak muhtemel bir savaşta başta Türkiye ve İran olmak üzere tüm bölge ülkelerinin müdahil olduğu büyük bir cehennem ortamının yaşanacağı muhakkak. Oluk oluk Müslüman kanının döküleceği bu büyük savaşın tek kazananı elbette İsrail ve destekçileri olacaktır.

            18.asrın sonlarından başlamak üzere Ortadoğu coğrafyasında “Kürt sorunu” nu gündeme getiren başta İngiltere olmak üzere diğer Siyonist uşağı güçlerin bir tek hedefi vardır, o da Arz-ı Mev’ud denilen Nil’den Fırat’a kadar olan topraklarda Büyük İsrail devletinin kurulmasıdır. I.ve II. Dünya savaşlarının çıkarılmasının perde arkasındaki en büyük neden de işte budur. Bu projeden ve gerçeklerden haberi olmayan her devlet adamı ve siyasi bir şekilde onların emellerine alet olmaktan kurtulamamıştır. Kürt meselesini gündemde tutmak ve onları bu tuzağa çekmek için bir buçuk asırdan beri çeşitli plan ve projeler ortaya atan emperyalist güçler onları mazlum ve mağdur duruma düşürmek için Irak, Suriye, İran ve Türkiye’de çok büyük provokasyonlara imza atmışlardır. Irak’ta diktatörlere destek verip Barzani ve Talabani aşiretlerini ezdirerek, Suriye’de Kürtleri kimliksiz ve işsiz bırakarak,  İran’da çeşitli ayrımlara tabi tutarak ve son olarak Türkiye’de başta 12 Eylül rejimi ve sonrasındaki Gladyo yapılanmalarının bölge halkına yaptıkları zulümler neticesinde Kürtlerde bağımsız devlet olma düşüncesini bilinçaltına iyice yerleştirmiş oldular. Zaten bu kadar tahrik ve teşvikten sonra başka bir sonucun çıkmasını beklemek saflık olurdu.

            25 Eylülde bağımsızlık referandumuna gidecek Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin bölgede ne denli büyük bir felakete yol açacağını bilmesi gerekiyor. İsrail dışında doğrudan destekçi bulamayan Mesut Barzani tüm uyarılara rağmen böylesine bir riske girerse bedeli kendisi ve halkı için çok ağır olacaktır. Son olarak BM’de bir konuşma yapan Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan tarafından,” eldeki mevcudu da kaybedeceklerine” dair uyarıyı inşallah dikkate alırlar. Müslüman Kürtlerin yanıldıkları en önemli nokta şudur: yaşadıkları ülkelerdeki geçmiş dönemlerin zalim diktatörleri yalnız Kürtlere değil, o ülkelerdeki Türk ve Araplara da çok büyük zulümler yapmışlardır. Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra yerine kurulan Türkiye, Irak ve Suriye devletleri Kürtlerin de devletleridir. Hele hele Türkiye’de asla ırkçı bir ayrım yapılmamıştır. Halkın zihninden silinen ümmet şuuru yerine getirilen Türk Milliyetçiliği fikri bazılarınca Türk ırkçılığına dönüştürülerek din kardeşimiz Kürtlerin bir kısmı rencide edilmiş olabilirler. Aynı ırkçılığı Suriye ve Irak’ta yönetime gelen Arap Irkçısı Baas Partisi de yapmış, oradaki Kürt ve Türkmenleri dışlamışlardır. Ancak bu durum zamanla düzeltilme yoluna girmiştir ve inşallah tamamen de düzelerek, yeniden Müslümanlar İslam kardeşliği etrafında bir araya geleceklerdir. Tek çıkar yol budur, Irak’ta ilan edilecek bağımsız bir Kürt devletinin asla yaşama şansının olmayacağının çok iyi bilinmesi gerekir.

            Osmanlı devletinin birer parçası olan ve şu anda büyük problemlerle boğuşan tüm bölge ülkelerinin bir tek kurtuluşu vardır; o da yeniden bir araya gelerek eski birlik ve beraberliklerini kurmak suretiyle önceki barış ve huzur ortamına yeniden kavuşmaktır. Bu da sahip olduğumuz Yüce dinimiz İslam’a dört elle sarılmak suretiyle olacaktır. Amerika, Avrupa ve İsrail asla Müslümanların dostu olamazlar, tam aksine onlar bizim en büyük düşmanlarımızdır. Yüce Rabbimiz Kerim Kitabında öyle buyuruyor: “  Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (Bakara Suresi, 208.Ayet) Bugün Şeytanın emri altına girmiş, yeryüzünde Allah’ın dinine savaş açmak suretiyle Şeytani bir düzen kurmaya çalışan ve bu amaçla onun ordusu olarak görev yapan Siyonist ve Emperyalist şer odaklarının sözlerine ve vaatlerine kanarak adım atmanın bedeli dünyada cehennemi yaşamakla sonuçlanacaktır. Rabbim gaflette olanlarımıza hidayet nasip eylesin, düşmanlarımıza da fırsat vermesin. Âmin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!