Advert
MİSYONERLİĞE KARŞI ÇIKILMAMIŞ
Nevzat ÜLGER

MİSYONERLİĞE KARŞI ÇIKILMAMIŞ

Bu içerik 2168 kez okundu.

          Rahmetli Erol Güngör; “misyonerlikle ilgili eserlerde Anadolu ‘Bible Land’ olarak adlandırılmakta olup, bu kelime ‘İncil Ülkesi-Kutsal Kitap Ülkesi’ anlamına gelmektedir” diyordu.

         Erdal Açıkses de; “ABD’de 1810 yılında kurulmuş olan misyoner teşkilatı, 1819 yılında Türkiye’yi programına alarak, misyonerlerini buraya göndermeye başlamıştır” tespitinde bulunuyor.

         Bu okullara ve Amerikalı misyonerlere Amerika’dan gönderilen bütün eşya gümrük vergisinden muaf tutulmuştur. Bu okullar 1916 yılında Amerikalılarla savaş halinde olduğumuz için kapatılmış, daha sonra da yıktırılmıştır.

         Dünyanın birçok yerinde açılan bu misyoner okullarından bir tanesi de; Harput’ta kurulan Ermeni Okulu olup, okulun adı1878 yılında “Fırat Koleji” olarak değiştirilerek, okulun bünyesinde hastane, din koleji, yetimhane gibi hizmetler verilmeye başlanmıştır. Bu faaliyetleri yürüten teşkilata kısaca “Board Teşkilatı” adı verilmektedir.

          Tabi onların hedefi yalnız Müslümanları Hrıstiyan yapmak olmayıp, Protestan olmayan diğer Hrıstiyan mezhebi mensuplarını da Protestanlaştırmak istiyorlar. Bunun için özellikle yerli gayri Müslümlerden de faydalanma yoluna gitmişlerdir. Ayrıca Müslümanlardan da kendi saflarına katabildileri insanlar için “çiçek” veya “demet” nitelemesi yapıyorlar. Açan “çiçek”lerden “demet”ler de yapılmış nitekim.

         Harput, il sınırlarının genişliği nedeniyle misyonerlerin ilgi odağı olmuştur. Hedef bu bölgede bir Ermeni Devleti kurdurmak ve yönetiminde söz sahibi olmaktı.

         Tabi misyonerler bu faaliyetleri yaparken, bizim okuryazar takımımız olaya arada bir tepki vermiş diyebiliriz belki ama sonuçlara baktığımız zaman pek de olumlu düşünemiyoruz. Hatta basın maalesef misyonerleri savunmuş, “Amerika’yla çatışmamak ve ilişkilerimizi dostane bir şekilde yürütmek adına silahsız manevi işgal ordusuna/misyonerliğe göz yummuştur.”. Biz medeni dünya olarak her şeyi Amerika’ya boçluyuz diyen Türk hocalarını da saymayalım isterseniz.

         Misyoner okullarına daha çok kültürlü ve varlıklı ailelerin çocuklarını alıyorlar. Tevfik Fikret’in oğlu bu okullar marifetiyle papaz oldu. Mesela Orhan Şaik Gökyay’ın eşi bu okullarda okumuş. Mesela Ahmet Emin Yalman bu kuruluşların verdiği bursla yurtdışına gitmiş. O yıllarda da bu hareketin merkezlerinden biri yine Pensilvanya.

         Bu konularla ilgili üniversitelerimizde yeterince bitirme tezi, yüksek lisans ve doktora tezi yapılabildi mi acaba? Şimdi yeterli çalışma yapılıyor mu? Mesela o yıllarda Protestan Okulu olarak anılan bu okullara sonradan sadece Amerikan, Fransız, Avusturya koleji/okulu denilmekle fonksiyonları değişti mi acaba? Bu faaliyetlerin hala devam ettiğini söylemek mümkün değil midir?

         Çözüm kendi eğitim kalitemizin yükseltilmesi ile eğitim felsefemizin ilmi, milli ve dini olmasıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X