Advert
BELEDİYELERDE KADROLAŞMA NASIL OLMALIDIR?
Nevzat ÜLGER

BELEDİYELERDE KADROLAŞMA NASIL OLMALIDIR?

Bu içerik 1966 kez okundu.

        Türkiye’de İslamcı denilen geleneğin kaba kuvvet kullanma alışkanlığı yoktur. Kaba kuvveti sağda ve solda kullananlar geçmişte de vardı şimdi de kısmen var. Ancak İslamcıların siyaset sahnesinde ciddi manada görünür olduğu çok partili hayatımızda, 1969 yılından günümüze gelinceye kadar kaba kuvvet olmamıştır. Kaba kuvvet kullanılmasına lider kadrolar da asla izin vermemişlerdir. İslamcıların siyaset sahnesinde en görünür oldukları alan 13 yıl öncesine kadar ağırlıklı olarak belediyelerdi. Son 13 yıl içerisinde bu başarılarını belediyelerde yine sergilemekle birlikte genel yönetim içerisinde de maharetle ortaya koydular.

         Siyaset çarkının nasıl döndüğünü iyi bilenler, iktidara giden yolun genel olarak belediyelerden de geçtiğini söylerler. Bu gün Türkiye’yi idare etmekte olanların büyük bölümü dünün belediyecileri değil midir? Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Keçeciler, Melih Gökçek, İdris Güllüce, Burhan Özfatura ve daha birçokları belediyecilikte parlayan isimlerdir.

         Niçin bu böyle?

        Her şeyden önce belediyeler halkın siyasete katıldığı başlangıç noktalarıdır. Siyasetçi yetiştirilmesi açısından belediyeler okul niteliğindedir. İlk ve son karar mercii olması dolayısıyla belediyelerde başarılı olamayan siyasetçiye kimse güvenmez.
         Bazı handikapları olmakla birlikte belediyeler, siyasetçiler için iktidar olmanın, başarmanın tadını aldığı önemli noktalardır. Yaşadığı şehre, bölgeye, beldeye ve yöre halkına hizmet belediyelerden başlar. Hatta belediyeler bazı insanlar açısından merkezi idarede bulunmaktan daha zevkli ve daha faydalıdır.
         Belediyelerin hem olumlu icraatları hem de olumsuz icraatları, partisinin icraatı olarak değerlendirilir. Siyasi partilerin propaganda gücü, belki toplumda görünür olduğu alanlar kazandıkları belediyelerinden kaynaklanır.
          Toplum için oldukça önemli olan istihdam alanlarını çoğunlukla belediyeler sağlar. Belediyeler partilerin halkla temasının en fazla olduğu yerlerdir. Hatta “Bir siyasi partinin iktidar yolculuğundaki geleceğinin önemli bir bölümü, onun belediyecilikteki başarısı ve iddiası ile başlar” demek mübalağa sayılmamalıdır.

         Bir belediyenin başarısı elbette başındaki kişinin, meclisindeki üyelerinin ve başkanın kadrolu ve sözleşmeli danışmanlarının başarısıyla doğru orantılıdır. Kimlerle değil ama “nasıl birileri”yle belediyecilik yapılmasının belirlenmesi ve bütün toplum nezdinde olumlu not alınması iyi hesap edilmelidir. Dolayısıyla belediye başkanından meclis üyelerine, başkan danışmanlarından hizmet birimlerine kadar olan “kadro” yani partiyi ve belediyeyi temsil edecek kadronun “gerekli niteliklere” sahip olması başarıya giden kilometre taşlarıdır. 

         Belediyeler milyonlarca liralık bütçeleri, işletmeleri, şirketleri olan birimlerdir.
Böyle bir belediyede bütçeyi okuyup anlayacak, bilançoya bakıp durumu kavrayacak, akçalı işlerden anlayacak bir meclis üyesi yoksa, parti buna önem vermemişse ortaya çıkan kadrodan hesap-kitap konusunda bir şey beklenemez. Devletin küçük bir bakkal dükkânının muhasebesini bile lisanslı muhasebeciye tutturma zorunluluğu getirdiği bir ortamda bu çok büyük bir zaaftır. Bu açığı kapatmak için Belediye Başkanı hemen bir veya birkaç danışman bulmalıdır.
        Belediye meclislerinin olmazsa olmazlarından ikincisi hukukçudur. Meclis üyeleri arasında da, belediye personeli olarak da ismen değil, mesleki formasyonu iyi olan hukukçular şarttır. Gerek belediye kararlarının gerekse devletin genel kurallarının belediyece uygulanmasında hukuku gözetecek bir üyenin bulunmaması, kararların el yordamıyla alındığını, hele muhalefet açısından hukuksal irdelemeler yapılamadığını, kimi uygulamalara bilmeden rıza gösterildiğini kabul etmek gerekir.
         İmar konularının düzenlenmesinde, bu konuda mesleki eğitim almış kadrolar şarttır. Maalesef bu alanda belediyelerde çok sayıda “mesleği ve ilgisi inşaatçılık olan” üye bulunmasına karşın bu konuda mesleki eğitimli, işini bilerek ve zevkle yapan kişiler yani mimar, mühendis, şehir plancısı gibi kimseler azdır. Bu konu varsa meclis üyeleriyle yoksa danışmanlar yoluyla çözümlenmelidir.

         Kültür belediyeciliği yapacak birimler, konunun uzmanlarınca yürütülmelidir.
         Aynen bir futbol takımını oluştururken yapıldığı gibi belediye meclis üyelerinin seçiminde de her birinin mümkün olduğu ölçüde hizmet-icraat alanında söz sahibi kişilerden seçilmesine özen gösterilmelidir. Batı illerimiz bu konuda Doğu illerimize göre daha iyi bir noktadadır diyebiliriz. Aynı şekilde belediyedeki kadro kurulması aşamasında da akraba eş dost çevresinden ziyade bu özellikler aranmalıdır.

        Bir parti eğer yalnız “yerel” değil de ülke çapında yani “genel”de iktidarsa; bu iktidarlar “kişilerin” değil de bir “fikrin, “ bir düşüncenin” iktidarı ise ve denildiği gibi eğer iktidara giden yol yerel yönetimlerdeki başarıdan geçiyorsa, saat gibi işleyen ekipler oluşturulmalıdır. Teknolojiyi ve geleneği kaynaştırmayı bilmeyen kimseler istedikleri kadar iyi niyetli olsunlar başarılı olma şansları yoktur. Bunlar dikkat edilmesi gerekli konulardır diye düşünüyorum.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X