Advert
PALU GEZİMİZ
Nevzat ÜLGER

PALU GEZİMİZ

Bu içerik 2231 kez okundu.

       Doğrusu üç yıl önce Palu’nun eski yerleşim yeri (Eski Palu) üzerinde bulunan tarihi eserlerin restore edilmeye başladığını öğrenmiştim. Hem yapılanları görmek hem de şehrimizi daha detaylı tanımak adına, şehrimizin önemli işadamlarından Orhan Elgin, Fırat Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Vedat Tanyıldızı ve bendeniz Nevzat Ülger 25.10.2017 günü bu güzl beldemize bir gezi yaptık. İyiki gitmişiz. Çok güzel şeyler öğrendik, çok güzel izlenimler edindik.

         Palu, Elazığ'ın önemli ilçelerinden biridir. Bu önemi hem siyasal ağırlığından hem de tarihi geçmişinden güç alıyor. Palu ilçemiz de Çubuk Beyin 1085 yılında bölgeyi yönetimi altına aldığı tarihte Müslümanların eline geçmiş. Ama Palu’yu Behram oğlu Belek Gazi döneminde daha çok gündemde görüyoruz. Hatta bazı kaynaklar Belek Gazi’nin, eşi Ayşe Hatun’la, Evliya Çelebi’nin “Göye baş uzatmış bir kale”dediği Palu kalesinde düğün yapıp evlendiğini yazıyor. Bu kale halen restore ediliyor. Yetkilisi kale içinde 110 metre aşağıya inildiğini ve çok sayıda sarnıç, ambar, tünel ve taşınabilen tarihi esere rastladıklarını ifade etti. Kalede kral mezarlarının da olduğunu söyleyelim.

         Kitabesine göre 1568 tarihinde yapıldığı söylenen Cemşit Bey Külliyesi, insana huzur veren bir güzellikte restore edilmiş. Bir tane giriş kapısı bulunan camide ayrıca medrese, türbe ve hazire de mevcuttur. Cemşit Bey ve yakınlarına ait mezarları hazirede bulunmaktadır. Bahçesinde de birçok paşa, bey ve onların yakınlarının mezarlarını görebiliyoruz. Cemşit Bey külliyesi yörenin en dikkate değer yapılarından biridir. Bu külliyenin 1950’li yıllara kadar hapishane olarak kullanıldığına da not düşelim.

         Eski Palu’nun “Çarşıbaşı Mahallesi”nde; Çarşıbaşı Hamamı, yanında Ulu Cami (Camii Kebir) ve karşısında da Küçük Cami (Camii Sağir) bulunmaktadır. Hamamın 1619’da yapıldığına ilişkin kitabesi mevcut olup iki caminin arsına yapılmıştır. Çarşıbaşı Mahallesindeki iki caminin de biri güneyden olmak üzere iki girişi vardır. Aynı mahallede hemen Ulu Cami’nin yakınında restore edilecek olan bir bedesten ile bir de kilise var. Zaten Evliya Çelebi, Palu’yu manzum olarak tarif ederken; “Acayip bir şehre vardım, adına derler Palo, /Yarısı zaza, yarısı zozo, yarısı lo” demektedir. Buradaki zozo sözcüğü Ermenileri anlatmak için kullanılmıştır. İşte bu kilise de eski Palu’da yaşayan Ermenilere ait bir mabet olup, Bizanslılardan kaldığı söylenmektedir.

         Roma döneminde yapıldığı söylenen yıkık Palu köprüsü, şimdi Selçuklu mimari tarzında, 3,5 metre genişliğinde ve 156,5 metre uzunluğunda yeniden restore edilmiş. Döneminde kuzey-güney bağlantısını sağlayan bir öneme sahip olduğu söyleniyor. Tabi yörenin İpek Yolu üzerinde bulunuşu köprünün önemini anlatıyor. Bu köprünün eski Palu’nun gelişmesinde, belki yeni yerleşim yerine taşınmasında da oldukça önemli olduğu fazla izaha muhtaç değil zaten.

         Büyük veli Mahmud-u Samini hazretlerini de ziyaret ettikten sonra Palu Köprüsü’nden geçip, tarihi dokuya uygun olarak genişce bir park alanına yapılmış olan Palu Konağı’na geldik. Hem binanın dış görünüşü hem de iç bölmeleri ile ahşap tezyinatı oldukça güzel olmuş. Ancak bu dokuya uygun taban halıları gerekmektedir.

         Geziye tepedeki TOKİ evlerinin önünden Eski Palu’ya giden asfalt yoldan başlamışken, tepeden Palu ilçesine baktığınız zaman canlı bir tabloya bakar gibi oluyorsunuz. Müthiş bir insicam ve tat veren bir düzgünlük. Birinci gezimizi Palu Konağı’ndan şimdiki Palu’ya gelen asfaltla geldiğimiz Hacı Sadi Etkeser Camii’nde kıldığımız namazla tamamladık.

         Restorasyonlarda emeği geçen herkese binlerce teşekkürler. Palu Belediye Başkanı Sait Dağoğlu’nun bu konulardaki hassasiyetini yakından biliyorum. İlgine ve emeklerine sağlık Sayın Dağoğlu.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X