Advert
ACABA KİM HASTA?
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

ACABA KİM HASTA?

Bu içerik 1106 kez okundu.

İnsan, hasta olmayıncaya kadar, hastaların ve hasta yakınlarının halinden haberdar olamıyor ve onların sorunlarını da anlayamıyor maalesef. 2 hafta önce bir gece vakti bahçemizde götürdüğümüz sucuklar (bir daha tövbe), ertesi günü akşamı bana A Hastanesinin acil servisinde soluğu aldırdı.

Acildeki Doktora, ‘Midemin üstünden yukarı doğru göğüs bölgemde acı ve yanma hissediyorum’ dememle birlikte koluma ağrı kesici serum takıldı, tetkikler başladı.

EKG ve göğüs röntgen filmi çekildi. Kan tahlili yapıldı. Neticelerden pratisyen doktorumuz bir kanıya varamamıştı.

Ben, ‘Hocam! Midemden şüpheleniyorum, kalbimde sıkışma filan olmadı’ dememe rağmen doktor bey beni, M hastanesine, hem de 'Ambulansla (‘aracım var onunla giderim' dememe rağmen) göndermek zorunda olduğunu' söyledi. Haliyle ben de içimden ‘bir gözlemleyelim bakalım, benim gibi hasta olduğunu zannedenlere bu hastaneler neler yapıyor?’ diyerek kolumda serum şişesi ile ambulansa geçip oturdum. Oturdum, çünkü yatmamı gerektirecek bir şey yoktu ve serumun etkisiyle ağrılarım da geçiyordu. ‘Hasta riskli’ diye ambulansla gönderiliyordu. Fakat hastanın yanında sadece elinde giriş-çıkış evrakıyla bir çalışan vardı. Yani ne bir izleme cihazı ne de bir hemşire?

M isimli hastaneye acil kapısından girdik. Tekerlekli sandalyeyle KORONER YOĞUN BAKIM’a alındık. Gelen nöbetçi doktorun: ‘Nasılsın?’ sorusuna ‘iyiyim, ağrım kalmadı’ dememi kimse takmamış olmalı ki, A hastanesinde yapılan tetkiklerin aynısı tekrar yapıldı ve saat gece 01.30 olunca gelen giden yok artık. Üstelik hastayı izleme cihazı (hani biiip, biiip, biiip! diye sürekli öten) da takmadılar. (Çünkü bu hastaneye kalp krizi geçirmiş olabilir ve tekrarlayabilir şüphesiyle ambulansla getirilmiştim. Yoksa babasının hayrına, ‘Servet bey! Sizi bir de M hastanesinde uzman doktorumuza muayene ettirelim. Taksiye de filan gerek yok, bizim Ambulans sizi bıraksın ‘Halka hizmet Hakk’a hizmettir’ ne de olsa mantığıyla getirilmemiştim.)

Yanımda benimle gelen oğlumu eve gönderip ben de yoğun bakımda; kimi kalp ameliyatı olmuş, kimi anjiyo olup stent taktırmış olan yoğun bakım müdavimi amcalar ve dedeler ile baş başa kaldım ve iniltili yatak komşularımın yanında ‘Sabah ola hayrola ‘ diyerek yastığa kafayı koyup uyudum.

Sabah vizite gelen doktor beyin 'Nasılsınız’? sorusuna 'iyiyim' cevabını vermiş olmam bir şeyi değiştirmedi ki kalp tomografisi EKG ve efor testi yaptırmamız istendi. Tetkikler saat 15.30’a kadar sürünce ‘şu sonucu öğrenelim, ben artık çıkıyorum’ dedim hemşireye. Hemşire hanımın, ‘Beyefendi, öyle kafanıza göre çıkıp gidemezsiniz bu hastaneden!’ deyince; Ben, ‘Çabuk çıkarın şu kolumdaki damar yolu zımbırtısını. Adamı zorla hasta edersiniz be!’ deyiverdim. Ses tonum ‘koroner yoğun bakım’ bölümüne göre fazla çıkmış ki; tetkik ve tahlil sonuçlarımın, bu işlerde uzman olan doktora gösterilip gelinmesi sadece 5 dakika sürdü. Sonuç: ‘Bir şeyiniz yokmuş beyefendi, geçmiş olsun, taburcu olabilirsiniz!’

Artık yorum sizin!

Devletimiz son yıllarda, sağlıkta her türlü imkanları halkının hizmetine sunmuş iken sağlık uygulamalarını maalesef bazen vatandaş, bazen de hastaneler ve doktorlar istismar edebiliyor.

Bazılarının vicdanı tertemiz, çünkü onu hiç kullanmamışlar.

Hastaneleri peki? O da tertemiz, evet.)

## ## ##

Bir hasta yakını, önemli bir hususu ‘köşemden paylaşmamı’ istedi:

Kan nakli sırasında kan içindeki zararlı olabilecek hücreleri yok etmeye yarayan 'KAN IŞINLAMA CİHAZI’ ilimizde maalesef yokmuş!

KAYED (Kan Arıyorum Eğitim ve Yardımlaşma) isimli bir STK’mızdan aldığım bilgilere göre, bu cihaz ile; nakil edilen kan içerisindeki zararlı olabilecek hücrelerin diğer gerekli hücrelere zarar vermeden radyasyon ile yok edildiğini; Bağışıklık sistemi hastalıkları, kanser hastaları, prematüre bebekler, kemik iliği nakli yapılan hastalarda nakil edilecek kanlarda cihazın kullanılabileceğini öğrendik. Mevcut tedavi gören, özellikle kanser hastalarına yönelik yapılan kan transfüzyonlarında kullanılacak olan bu cihazla, bağışıklık sisteminde oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilebiliyor.

Haliyle ilimizdeki onkoloji yani kanser tedavisi gören hastaların bu KAN IŞINLAMA CİHAZI’na sürekli ihtiyaçları oluyor. Bu ihtiyaçlarını da en yakın Malatya’da bir hastanede bulunan cihazla gideriyorlarmış. Yani bazı hastalar her gün bazıları üç günde bir bazıları da haftada bir gün Malatya’ya gidip geliyorlarmış. Gece bir yarısı hastası için kalkıp Malatya’ya bu cihaza kan götürüp gelen hasta yakınlarımız bile var. Malatya’daki cihazın arızalanması durumunda da alternatif olarak Diyarbakır’a gidiliyormuş. EVET! Başta Sayın Valimiz olmak üzere milletvekillerimizi ve hastane idarecilerimizi; bu konunun acilen çözümü için, yani bu cihazdan ilimize kazandırılması için gerekli çalışmaları başlatmalarını talep ediyoruz.

Ayrıca yetkililerimizden ricamız; Enerjimizi ve paramızı, bazı ‘gerçek amacından sapmış kurumların’ sorunlarıyla boşa harcamayalım! Beddua yerine de Hayır Dua alalım!

Selametle kalın!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık