Advert
TALEP EKSENLİ BÜYÜME /TUİK
Nevzat ÜLGER

TALEP EKSENLİ BÜYÜME /TUİK

Bu içerik 2289 kez okundu.

TUİK’in yaptığı açıklamaya göre 2017 Ekim ayı sonu itibariyle yıllık enflasyon yüzde 11.90 oldu.

         Ekim 2017’de endekste kapsanan 414 maddeden; 51 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 298 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 65 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti. En fazla düşüş gösteren grup yüzde 1,75 ile eğlence ve kültür oldu.

         Buna göre Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) Ekim ayında yüzde 2.08 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 11.90 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyonda ulaşılan bu seviye 2008 yılından bu yana görülen en yüksek seviye oldu. Beklentilerin üstünde gelen enflasyon rakamları nedeniyle dolar 3.85 TL'ye yükseldi.

         TÜFE, Eylül ayında yüzde 0,65 artış göstermişti. Orta Vadeli Program'a (OVP) göre TÜFE'nin yıl sonunda yüzde 9.5 olacağı öngörülüyor.

         Merkez Bankası 2017 yılı enflasyon tahminini daha geçtiğimiz günlerde yüzde 9,8 olarak açıklamıştı. ÜFE ise 17,30 oldu.  

         Bu yılın başlarında işsizlik oranı yüzde 13,0’lere çıkmıştı.  Ekonomide durgunluk olacak diye, hemen parasal genişlemeye gittik ve şirketleri adeta paraya boğduk. Şimdi işsizlik rakamı 12. Genç işsizlerde yani 15-24 yaş arasında işsizlik 21,4.

         Açık ifadesi ile krediye-borca dayalı bir büyüme hamlesi gerçekleştirdik. Tabir yerindeyse hormonlu büyüme sağladık. İlk etapta yapılması gereken şey oydu. Sonrasını getirmek gerekiyordu aslında ama o eksik kaldı.

         Herkes krediye alıştı ve krediyi çevirmek durumunda kalınca da sistem sadece faize-bankalara çalışır oldu. Bir tarafın yüksek kredi ihtiyacı var, diğer tarafın faiz geliri elde etme tutkusu var ama bir tarafta da yükselen enflasyon var.

        TL üzerinden tasarruf ederek, bir getiri elde etmenin imkanı giderek azalıyor. TL bazında tasarruf etmenin cazibesi azaldığından para ya dövize, ya altına, ya da tüketime gidiyor.

         Verilen 1.993 trilyonluk kredinin 385 milyarı tüketici kredisi, 635 milyarı da işletme kredisi olarak verilmiş.

         Hem TL bazında tasarruf etmenin mantığı kalmadı, hem de kaynaklar sınırlı. Yazıyı yazdığım gün itibariyle dolar 3,85 TL ve euro 4,50 TL. Yani mevduata verilen faiz oranı, tasarrufçuyu yabancı paradan uzaklaştıramıyor. Tabi faizler yükselmeye başlayınca da makinalar susuyor, yalnız ağızlar konuşuyor. Yeni vergi artışları ard-arda sıralanırken, bu defa da piyasalar iyice sustu. İşler kesat.

         Maliye bakanı, vergi artırmayı en iyi çare olarak görüyor. Hükümet, maliyetleri artırıcı mahiyetteki ürünlere en küçük bir zam yapınca, piyasa hemen yüzde 30-40 zammı yüklüyor tüketicinin sırtına. Yapısal reformların araştırıldığı yok gibi.

         Son beş yılda bu ülke yüzde 31 büyümüş ama sanayimiz yüzde 15 büyümüş. Demekki büyümeyi karşılayacak üretimimiz yeterli değil. Öyle ise talep eksenli büyüme yerine arz eksenli büyümeyi seçmek düşünülmelidir. Büyüme talepten ziyade arzla olmalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X