Advert
KELİMELER ÜZERİNDEN TANIMLAR
Nevzat ÜLGER

KELİMELER ÜZERİNDEN TANIMLAR

Bu içerik 2224 kez okundu.

Dilde asalet, düşüncede asalet demektir. Başka bir ifade ile dilin ölümü düşüncenin, düşüncenin ölümü de milletin ölümü demektir. Cümleler öyle kelimelerle kurulmuş olmalı ki; “efradını cami, ağyarını mani” olsun. İsterseniz olanaktan ve olasılıktan düşünce üretmeyi bir deneyin, bakın bakalım ne kadar mesafe alabilirsiniz?

         Eğer türedi kelimelerle düşünce üretilebilseydi, “yedi derviş bir kilime sığmış, iki sultan (aydın) yedi iklime sığmamış” deyişinin hiçbir kıymeti harbiyesi olmazdı.

         Doğu-Batı yerine hikmet ve bid’at, modernleşme yerine kaptalistleşme, modernleşmenin bir bileşeni olarak sekülerleşme yerine dünyevileşme, ikinci guruptakilerin yerine de ilahi dinden (ed’din’den) uzaklaşma kavramını kullanabilmek için, ilahi dinin iki dünya saadetini sağlayan bir inancın ismi olduğunu bilmemiz gerekir.

         Max Weber’de, kapitalistleşme modernleşmenin, Protestanlaşma da sekülerleşmenin adıdır diyor. Yani dinin Protestanlaştırılarak ekonomik yapıya göre şekillenmesi sağlanmış, “vahşi kapitalizme” icazet alma yoluna gidilerek modern yapı oluşturulmuştur. Belki bu yüzdendirki bizde de “İslam Protestanlığı” gibi bir yapılaşmaya iç geçiren yetkililer ve entelektüeller az değil maalesef.

          İnsanın düşüncesi doğuştan mezara kadar olan hayat dilimine göre şekillenince, artık ilahi dine değil, yalnız “izm”lere inanır oldu. Tabi, Batı dünyasında son 600 yıl da “ideolojilerin egemenliği”nin yüz yılları oldu. İlim ve hikmetin karşılığı olarak ortaya sürülen bilim ve felsefe de pozitizmin uydusu haline geldi.    

         Şimdilerde kapitalizmi yaşatmak için, bir “üst akıl” anlamında yeni bir kavram ve bu kavramı dünyaya kabul ettirecek bir güç temerküzü önümüzde duruyor: Küreselleşme. Küreselleşmeye “hakikati “simulasyon” haline getiren globalizasyon”demekte ne mahsuz var yani!

         Nasıl ki medeniyetle kültür arasındaki farkı bilmemiz gerekirse, ilahi dinde de itikatla amel arasındaki farkı bilmemiz tartışmaları önleyecek bir kabuldür.

         “İnsan kelimelerle düşünür” demiş ya işin ustaları.

         Nasıl kutsalın elbisesi din ve dinin elbisesi de “ehlisünnet ve’l cemaat” denen bir evrensel kimlik ise; buradan hareketle İslam’ın nihai hedefi de evrensel bir kimliğin hâkimiyetidir. Olur ya da olmaz, bu ayrı bir konudur, çaba gerekir.

         Batı medeniyeti, evrensel barış formülü için felsefe ile Hıristiyanlık idealini birleştirmişti. Böyle bir sentezden bazen Aristo, Eflatun, Einstain, Hubel gibi güller de açmış, bazen Marks ve Hegel gibi seküler peygamberler de çıkmış, daha dikkat çekeni 1500’lerden bu tarafa da dünyayı sömürgecilik, kölelik, insan ticareti, kan ve gözyaşı kaplamıştır.

         Artık savaşları televizyonlardan canlı olarak seyrediyor hale geldik. Hamiyetimiz adına dualarımızı da sanal âlemden yapıyoruz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X