Advert
 TÜRK MODERNLEŞMESİ
Nevzat ÜLGER

TÜRK MODERNLEŞMESİ

Bu içerik 1388 kez okundu.

Batıcı, Türkçü ve İslamcı akımlar ortaya ilk çıktıkları yıllar olarak kabul edilen 1850’den itibaren ilerlemeci ve ülkeyi kurtarma misyonlarını ileri çıkarmışlardır. Daha sonra kimlik tanımlamalarında ise ayrılıklar oluşmuştur. İslamcılar İslami, Batıcılar Batılı ve Türkçüler de eski Türk gelenek ve yaşayışları üzerinde durmuşlardır.

         Hatta 1876’daki Meşrutiyetin amacı, Batılılaşmayı İslami bir kimliğe büründürme çabasıdır demekte bir sakınca olmasa gerektir. Kaldı ki 1908 İkinci Meşrutiyet hareketinden sonra büyük oranda özellikle iki akım hedef birliğine varmışlardı: Batılılaşma. İki kesim de İslami gelenekleri Batılılaşmanın önünde bir engel olarak görmüşlerdir. Ünlü İttihatçı ve kurucularından Abdullah Cevdet, Müslümanlığı geri kalış nedeni olarak görmekte ve bu durumdan dinsel kuralları sorumlu tutmaktadır.

         Buna karşı Mehmet Akif; “Batıcılık tamamen dini taklit, kıyafeti taklit, selamı taklit, kelamı taklit, hülasa her şeyi taklit ederek bir milleti de taklit haline dönüştürmeden” bahseder. Diğer yandan Ziya Gökalp de; “Gelenekleri dinsel geleneklerle sınırlandırmayarak, Batıcıların aksine ulusal kültüre sahip çıkıldıkça medeniyet yörüngesine oturulacağından” bahsederek yeni bir Batılılaşma tarifi getirmektedir. 1909’dan itibaren 1996 yılna kadar etkinliği çok yüksek olan İttihatçı gelenek, “asrilik” ile İslamcılık” arasında “Türk ulusal kimliği ve terbiyesi” diye isimlendirdiği bir noktanın yerleşmesine çabalamıştır.

         Özellikle 1980 yılına kadar “kamu alanı”ndan uzak tutulmaya çalışılan tesettürlü kadınlar, pasif, itaatkar, yumuşak başlı profilini, tabir yerindeyse kendisine ayrılan sınırlı dünyasından çıkarak önce üniversitelerde, sonra siyasette görünmesi, belki laik kesimleri derinden sarsmış ve bir öfke yumağına çevirmiştir ama tesettürlü hanımlar bununla da yetinmemişlerdir. Gerçi 1991 yılında türban yasağı kaldırılmıştı ama özellikle sol mahalle, 28 Şubat darbesinde türbanı bir örtünme biçimi değil de, bir siyaset simgesi olarak görmek eğilimini ancak bu tarihten 23 yıl sonra zoraki de olsa kabul eder olmuş ya da öyle görünmüştür. Bu konuda en rahat görünen bir bayan sosyoloğumuz dahi bu durum için; “türbanlı kızlar Batı medeniyetine reddiye durumundadırlar” diyebilmiştir. Kadınlara daha 1934 yılında tanınan “seçme ve seçilme” hakkının ikinci bölümünden tesettürlü kadınlar ancak 27 Mart 2014 yerel seçimlerinde seçilmişler kategorisine geçerek faydalanabilmişlerdir.

         Ünlü sosyoloğumuz Şerif Mardin Türk modernleşmesi için; “seçkinler kültürünün narsizmi, kısırlığı ve ayırıcı görüş açısının onu modern bir demokrasi için kullanışsız yapmakla” sınırlandığını söylemiştir.

         Modernizm biraz da itiraza ve itirafa dayandığından, bu toplumun entelektüelleri artık defansif davranmayı bırakarak, Batıcısı da, Türkçüsü de İslamcısı da, liberali de olaylara eleştirel bakma yoluna girmelidirler diye düşünüyorum. Toptan kabulün de, toptan reddetmenin de herhangi bir rasyonelitesi olamaz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AĞAR: TERÖR ÖRGÜTLERİNİ LANETLİYORUM
AĞAR: TERÖR ÖRGÜTLERİNİ LANETLİYORUM
CİP MESİRE ALANI İLGİ ODAĞI!
CİP MESİRE ALANI İLGİ ODAĞI!