Advert
O OLMASAYDI … ?
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

O OLMASAYDI … ?

Bu içerik 1408 kez okundu.

O OLMASAYDI … ?

Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilemez.
Eksik bilinen doğrular bazen çok büyük yanlışlara kapı açıyor. Bunun en güzel örneklerinden biri İstanbul’un alınmasıdır.

İstanbul sadece 1453’teki çalışmalarla mı FETHEDİLDİ?

Acaba?

Dalalım bakalım bir tarihe neresinden çıkacaz bu konunun?:

Hz. Peygamberimizin 1400 yıl önce buyurduğu “Onu fetheden asker ne güzel asker onu fetheden kumandan ne güzel kumandan’’ hadisi şerifindeki müjdeyi duyan; 13.yüzyılda Osmanlı Devletinin temelini obalarda atan Ertuğrul gazi ve Osman  gazi başta olmak üzere Yıldırım Bayezid’ler, Çelebi Mehmet’ler, Sultan Murat’lar yani Sultan Fatih’e kadar gelen her Osmanlı padişahı (6 padişah) bu şerefe nail olmak için planlar ve düşler kuruyor ve bu doğrultuda adımlar atıyordu.

Şeyh Edebalinin Osman Gaziye vasiyetinden:

“Allahü teâlânın emirlerine muhalif bir iş eylemiyesin! Bilmediğini şerîatulemâsından sorup anlayasın! İyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itâat edenleri hoş tutasın! Askerine in’âmı, ihsânı eksik etmiyesin ki, insan ihsânın kulcağızıdır. Zâlim olma! Âlemi adâletle şenlendir ve Allah için cihâdı terk etmiyerek beni şâd et! Ulemâya riâyet eyle ki, şerîat işleri nizâm bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbâl ve hilm göster! Askerine ve malına gurûr getirip, şerîat ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah’ın dînini yaymaktır. Yoksa, kuru kavga ve cihângirlik davâsı değildir. Sana da bunlar yaraşır. Dâimâ herkese ihsânda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahü teâlâya emânet ediyorum.”

Osmanlı sultanları, bu vasiyetnâmeye candan sarılmış, devletin 600 sene hiç değişmeyen anayasası olmuştur. Osman Gâzi’nin misâfir kaldığı evde Kur’ân-ı Kerîm’e hürmeti, kurduğu Osmanlı Devletinin 623 yıl dîn-i İslâm ile idâre edilip, 620 yıllık iktidarıyla yorumlanır.

Gelelim İstanbul’un fethinin başlangıcına; hızlıca geçelim, çünkü yaklaşık 180 yıllık süreç…

1) Ertuğrul Gâzi, kardeşleri Gündoğdu ile Sungur Tekin’den ayrılarak Kayıları Anadolu Selçuklu Devletinin Bizans hududundaki, Karacahisar bölgesine yerleştirdi.

2) Netîcede dört yüz çadırla Türkiye Selçuklu-Bizans hududuna yerleştirilen Kayı Aşîreti, 1299’ da Osman Gâzinin adına izâfeten Osmanlı hânedanı ve devletini kurmuş oldu.

3) Orhan Gâzi,1352’de Üsküdar ve Kadıköy ile Marmara adalarını fethettirdi.

4) Orhan gazi oğlu 1.Murat’a vasiyetinden..‘’….Selçuklunun vârisi biz olduğumuz gibi Roma’nın vârisi de biziz. Oğul, Kur’ân-ı kerîm’in hükmünden ayrılma. Adâletle hükmet. 

Oğul! Rumeli Hıristiyanları rahat durmayacaktır, sen o cânibe yürü. Rumeli fethini tamamla. Kostantiniye’yi ya fethet, yâhut fethe hazırla…’’

5) 1362’de Edirne, 1.Murat tarafından fethedildi. Bizans Devletinin İstanbul’dan sonra ikinci önemli şehri olan Edirne’nin fethi, Türkler’in Avrupa’ya kesin olarak yerleşmelerini temin etti. Trakya’da stratejik bir mevkide bulunan Edirne, Osmanlı Devletinin Rumeli’ndeki fetihlerinde bir askerî harekât noktası oldu.

6) Osmanlı, başşehrini Bursa’dan Edirne’ye naklettirdi. İstanbul’un Avrupa tarafından bir nevi etrafı sarılmış oldu.

7) Sultan Murâd Han; İslâmın cihâd emrini yerine getirmek ve Osmanlının şânını yükseltmek için, târihî kaynaklarda ‘otuz yedi gâza’ yaptığı yazılıdır.

8) Yıldırım Bayezid; 1391’de İstanbul’u muhâsara altına aldı. Yedi aylık bir kuşatmadan sonra şehirde bir Türk mahallesi kurulması, bir câmi yapılması ve yıllık verginin arttırılması şartlarıyla antlaşma imzâlandı.

İstanbul’un birinci muhâsarasından sonra imparatorun şehirde bir Müslüman mahallesi tesisi, bir câmi inşâsı ve bir kâdı bulundurulması husûsundaki vâdini yerine getirmemesi üzerine, şehri ikinci defâ kuşattı. 1395

Bâyezîd 1400 Yılı baharında İstanbul’u dördüncü defâ kuşattı. Bu kuşatma diğer kuşatmalardan daha şiddetliydi. Ancak Doğu’da Tîmûr tehlikesi ortaya çıkınca kuşatmaya son verilmek zorunda kalındı.

9) Osmanlı Devletinin ikinci kurucusu kabul edilen Çelebi Mehmed, (babası Yıldırım Bayezid esir düşmüş, kardeşleri ayrı beylikler kurmuş Osmanlı bir nevi dağılmıştı) fitneleri ortadan kaldırarak birliği sağlamış. Tuna’yı geçip, Romanya topraklarına girerek  Macar- Eflâk ordusunu da mağlup etmiştir.

10) Sultan İkinci Murâd Han 1422’de Osmanlı Devleti için büyük tehlike arz eden Bizans’ın entrikalarına son vermek ve Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından vaad edilen mânevî müjdelere kavuşmak için İstanbul’u kuşattı.

İkinci Murâd Han, Manisa’dan Edirne’ye geldi. Murâd Hanın kumandayı ele almasından sonra, tecrübe, dirâyet ve askerlerin içten bağlılığının da verdiği kuvvetle, Varna’da Haçlılara karşı İslâm-Türk târihinin en muhteşem zaferlerinden biri daha kazanıldı. (Varna Muharebesi ) 30 yılını muharebeler ve zaferlerle geçirdi ve 1451 de vefat etti.

Ve ….

1451 târihinde babası İkinci Murad’ın vefâtı üzerine İkinci Mehmed, (Fatih Sultan Mehmed) ikinci defâ Osmanlı tahtına oturduğunda 19 yaşındaydı. Daha önceden saltanat tecrübeleri olduğu gibi, babasının yanında seferlere de katılmış ve çok iyi bir kumandan olarak yetiştirilmişti.

Bizans meselesini halletmek üzere bütün ağırlığını bu konuya verdi. Rumeli Hisarını yaptırıp, Yıldırım Bâyezîd’in karşı kıyıda yaptırdığı Anadolu Hisarı ile berâber boğazı kestikten sonra, 1452-1453 kışını Edirne’de harp hazırlıkları ile geçirdi. Rumeli Hisarının inşâ plânının bizzât Pâdişâh tarafından çizildiği rivâyeti kuvvetlidir. Hisarın kerestesi İzmit’ten, kireci Şile bölgesinden getirildi ve yapımında 1000 taşçı ustası, 5000 işçi, 10.000 civârında yamak çalıştırıldı.

Şehzâdeliğinden beri bir an önce İstanbul’u fethetmek, hazret-i Peygamberin müjdesine mazhar olabilmek ideali ile tutuşan Sultan Mehmed, bu büyük meselenin halline çalışıyordu. Bu sebeple askerî târihin kaydettiği ilk büyük ateşli silahlar ve toplarla bu orduyu dayanılmaz bir kudret hâline getirmiş, İstanbul muhâsarısında donanmayı Beşiktaş’tan kara yolu ile Haliç’e indirilen teknik bir dehâya ve çeşitli muhâsara makinalarına, seyyar kulelere sâhib olmuştu.

FETİH…

Nihayet İkinci Mehmed, 23 Mart 1453’te ordusuyla Edirne’den hareket etti. Kuşatma 6 Nisanda başladı. 18 Nisanda İstanbul adaları alındı. 22 Nisan gecesi Türk donanması karadan Haliç’e indirildi. 23 Nisanda sulh teklifine gelen Bizans elçisine genç Pâdişah;“Ya ben şehri alırım, ya şehir beni!” cevâbını verdi. 29 Mayıs sabahı yapılan son taarruzda İstanbul fethedildi…

Evet, şimdi kendimize soralım? İstanbulun fetih hikayesi, nerede ve ne zaman başlıyor?

Fatih Sultan Mehmed elbette gençti, cevvaldi, zekiydi ve siyasi deha idi. Fetih’deki payı da tartışılmaz. Lakin her işin bir altyapısı ve geçmişe dayanan bir süreci var.

Bu uzun ve meşakkatli süreç içerisinde, yanlarında her daim manevi bekçileri, önderleri ve nasihatçileri var. İbnül Arabileri, Şeyh Edebalileri, Yunus Emreleri, Ak Şemsettinleri ve  Ulubatlı Hasanları var. Tabi ki burada yazdıklarımızın çoğu, muharebeler, kuşatmalar, siyasi hesap-kitaplar ve müdaheleleri içeriyor.

Bir de işin sosyal kültürel ve medeni kazanımlarla dolu bir serüveni var. Burada onlara da pek değinemedik.

Belki de bugün okullarımızda, eserlerinin müfredata girmesi gereken Bediüzzaman Said Nursi de şöyle diyordu konumuzla alakalı: "Evet, bir kaleyi fetheden bir taburun ganimetini, muzafferiyet ve şerefini, (sadece o taburun) binbaşısı alamaz."

Netice itibariyle..

Acı olanı şu ki; yakın tarihimizdeki bazı savaşlarda kazanılan başarılar Tek Şahıslara indirgenir oldu. 1923 de ülkemizde; 1000 yıllık Türk tarihimizin ve de 600 yıllık ceddimiz Osmanlının birikimleri üzerine Cumhuriyet kuruldu ve bu kadar yıllık geçmiş ve birikim  "O olmasaydı olmazdık’ diyenler tarafından yok sayıldı.

Birazcık EDEP!

Bu VATAN için canlarıyla ve mallarıyla mücadele edip şehit düşmüş bütün geçmiş KAHRAMAN ecdadımızı ve güvenlik güçlerimizi rahmetle yad ediyor; ruhlarına da saygı duruşu yerine birer FATİHA okuyoruz...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık