Advert
 “DİN YORGUNLUĞU”
Nevzat ÜLGER

“DİN YORGUNLUĞU”

Bu içerik 2262 kez okundu.

 

         Eskiden toplumun en büyük dertlerinden bir de zayıflık iken, bu günün toplumunun en önemli problemi şişmanlık, belki de obezite. Ne güzelmiş; “Bir gram et, bin ayıbı örter” demek. Önceden kilo almak için para harcanıyorken şimdi kilo vermek için para harcanıyor.

         Evet, dünyanın beşte ikisinde açlıktan kıvranan, belki ölen insanlar da var. Birilerinin yiyeceklerini diğer başkaları yiyiyor demekte ne mahsuz var acaba? Tabi temel sorulardan biri; tıp bu işi tedavi mi ediyor, kolaylaştırıyor mu? Yoksa böyle uçlarda yaşamayı mecburi hale getiren neoliberalizm veya prekapitalizm mi?

         Çağımız insanının gösterdiği bazı davranışlar, onu çok zor pozisyonlarda adeta kıvranır bir halde tutuyor.

         Eskiden anasır-ı Erbaa (dört unsur) denilince herkes bunların; toprak,su, hava, ateş olduğunu bilirdi. Günümüzün anasır-ı erbaası da değişti: İş, eş, ev, araba. Bunları temin etmek ve temin ettikten sonra da muhafaza etmek nesli muhafaza etmekten daha önemli hale geldi. Hangi topluluğa giderseniz gidin, eğer siyaset yapmanın dışında temel konu bu anasır-ı erbaa değilse sevindirici bir davranış gelişmesi var demektir.

         Yükselen yeni muhafazakar Anadolu sermayesi, tatil köyü, özel okul, tesettür defilesi, tesettürlü avukat ve doktorlar, süper topçular ve süper popçular, yeterli badigardlarla yeni bir ekol oluştu. Elbette servet büyüdükçe, serveti muhafaza etmek için de çözümler gerekiyor. Elbette burjuvazi yalnız servetle oluşmuyor ama burjuvalaşmış gibi olmakta mı yasak!

         Şimdilerde dindarlıkla lüks yaşama güdüsü arasında bir paradoks yaşanıyor ama bu da “din yorgunluğu”ndan geliyor diyor erbabı. Bu yorgunluk “kentli Müslüman”ın bir hastalığı elbette ama seküler ve konformist bir hayat tarzı da hepten dışlanamaz diyor muhafazakar burjuvazi.

         Aslında kimse kariyere, helal paraya, liyakatla elde edilmiş ünvana, hak edilmiş itibara karşı çıkamaz. Ancak bu “din yorgunluğu” maalesef dinden yorulan ve bıkan bir gençlik meydana getiriyor. İlahiyat fakültesi mezunu “deist” gençler var. Ameli ibadeti azaltmış bir hayli muhafazakar olduğunu söyleyen insan var.

         Yeni kentli varlıklılar, eğer iyi birer ebeveyn, iyi birer iş adamı, iyi birer çalışan, hasılı birer “iyi insan” oluyor ve Allah’ın rızasına uygun yaşıyorlarsa onlar birer kahraman, birer veli demektirler.

         Müslüman”mış” gibi yaşamak “ılımlı İslam” tipini oluşturur. Bu anlayış ise seküler bir din anlayışı olur. Seküler; vahyi dinden ayrılan anlamına gelir diyor lügatler.

         Ne dini yoralım ne de din yorgunu olalım, hakiki Müslüman olmanın mücadelesini verelim. Yorgun nesiller toplumun problemlerine çözüm üretemezler. Metal yorgunluğu da buna eklenemez mi acaba?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X