Advert
 YENİ DÜNYA DÜZENİ!
Nevzat ÜLGER

YENİ DÜNYA DÜZENİ!

Bu içerik 1903 kez okundu.

 Batı’da 18.yy’dan itibaren meydana gelen sanayi devriminden sonra dünyada İngiltere ismi öne çıkmaya, sömürgecilik yoluyla da ismine “Güneş Batmayan Ülke” denmeye başladı. Hatta 1870 yılından 1915 yılına kadar da tek başına dünyanın jandarmalığını yaptı.

         İngiltere’nin Birinci Dünya Savaşı’ından belki daha net bir ifade ile Kut’ul Amare’de Osmalılara karşı yenilgisinden sonra dünyada tayin edici devlet rolü sona erdi.

         Savaş öncesinde İngiltere ile Fransa’nın, Osmanlı’yı paylaşmak için aralarında imzaladıkları Sykes-Picot anlaşmasına sonradan dahil olan Almanya ve Rusya’nın anlaşmaya sonuna kadar bağlı kalmayıp, Almanya’nın teknik gücüne güvenerek dünyaya tek başına hükmetme duygusu ile Rusya’da meydana gelen Komünizm (Ekim 1917) ihtilali nedeniyle yapılan gizli anlaşmayı ifşa etmesi sonucu paylaşım işi yarım kaldı.

         Savaş beş milyon kilometre karelik Osmanlı devletini yok olma seviyesine getirirken, dünyadaki bütün imparatorluklara son verdi. Osmanlı ve Romanov ailelerine mensup olan insanlara dünya dar edildi. Ancak emperyal güçler için sorun çözülmemişti.

         Bu ağır yıkım koşulları altında birbiri ardına İtalya ve Almanya’da faşistler iktidara geldi. Almanların dünyaya hâkimiyet kurma düşünceleri de pik yaptı. Çünkü ülkeyi demir ağlarla örmüşlerdi. Nitekim ikinci paylaşım savaşı 1939’da patlak verdi. 55 milyon insanın hayatına mal oldu ve savaş altı yıl sürdü.

         Bu kanlı boğazlaşmanın tartışmasız galibi ABD oldu. Dünya altın rezervlerinin %80’den fazlası ABD’nin elindeydi. ABD bu gücünü kullanarak 1944’te imzalanan Bretton Woods anlaşmasıyla dedi ki; “dünya devletleri, ülkelerarası ticaretlerini dolarla yaparlar ve ellerindeki dolarları ABD’ye getirirlerse ABD onların dolarlarının karşılığı kadar altın verecektir”. Böylece doları bir dünya parası haline getirdi. Bu anlaşma 1973 yılına kadar devam etti.

         ABD, dünya ekonomisinin kontrolünü düzenlemek maksadıyla, 1945 yılında IMF, Dünya Bankası ve daha sonra Dünya Ticaret Örgütü ile1949’da NATO’yu hayata geçirdi. NATO, sadece dış tehlikelere karşı değil iç tehlikelere karşı da örgütlenmişti.

        ABD açısından bu mücadelede hayati önemi en yüksek bölgeler, şüphesiz dünyanın gelişmiş kapitalist bölgeleri olan Avrupa ve Japonya idi. Bu bölgeler öncelikli olarak ayağa kaldırılıp kapitalist istikrara kavuşturuldu. ABD, AB’yi engelleyemedi ama kontolde tutabiliyor.

         1973 dünya petrol krizinden sonra, sıra Ortadoğu’nun dizayn edilmesine gelmişti. Libya, Mısır, Suriye, Irak, Tunus olayları ve vekalet savaşları için yetki verdiği terör örgütleri hep BOP denilen hedef için seçilmişti. Küresel sermaye denilince; ABD, İngiltere ve İsrail anlaşılmalı, diğer aktörler de birer figuran konumuna oturtulmalıdır. Ortadoğu denilince, siyasi ve ekonomik hiçbir mesele yoktur ki, içinde İsrail olmasın.

         En sorunlu ve çatışmalı bölge hiç kuşkusuz dünya petrol rezervlerinin %66’sının üzerinde oturan Ortadoğu’dur. Filistin sorunu, PKK, YPG sorunu tüm çözümsüzlüğüyle olduğu yerde duruyor. Irak’ın yeniden namlunun ucuna konması, Suudi Arabistan dahil tüm Arap rejimlerinin istikrarsızlaşması, İran’da rejimin içine girdiği sancılı dönüşüm süreci, bölgenin kalbine bir hançer gibi sokulmuş olan İsrail vb. bölgeyi tam bir saatli bomba haline getiren unsurların yalnızca bazılarıdır.

         Bu projede şimdi Suudi Arabistan üzerinden “Ilımlı İslam” projesi safhası başladı. Hicaz bölgesi olarak adlandırılan, içinde Mekke ve Medine’nin bulunduğu belki “mikat sınırları” dâhili, dünya Müslümanlarının toplu öfkesini çekmemek için şimdilik korunacak ama Ortadoğu’da haritalar yeniden çizilecek gibi görünüyor.

         Peki, Müslümanlar ne yapacak?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR