Advert
BİZE KUR’AN YETERCİLER!
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

BİZE KUR’AN YETERCİLER!

Bu içerik 1070 kez okundu.

Son zamanlarda gerek sosyal medyada gerekse tv ekranlarında; kendilerini fetva makamında zannederek İslamiyet adına ahkam kesen zatlar (‘’hocalar’’ demeyeceğim çünkü onlar artık bir sosyal medya fenomeni) Peygamberden bahsederken ‘’Abdullah’ın oğlu Muhammed’’ diyenler, ‘’Kardeşim bize Kur’an yeter’’ diyerek ‘’Sünneti’’ hafife alanlar ve hadislerin neredeyse tamamına artık ‘’uydurma mıdır acaba’’gözüyle bakanlar ve bunu cesaretle (cahil cesareti) dillendirenler. Türedi de türedi…

Diyanet işlerimiz meydanı boş bırakmış olmalı ki bendeniz bile bu zatı muhteremlere(!) cevap yazmaya çalışıyorum.)

Ayette Cenab-ı Allah, Hz. peygambere diyor ki: "Deki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun. Ki Allah da sizi sevsin." (Âli İmran, 31)

Yani Allah, peygambere tabi olanları ve onun yaşayış standartlarında bir hayat yaşayanları seveceğini bildiriyor. Bir Müslüman eğer Allah'ı seviyorsa, onun peygamberinin yoluna yani sünnetine tabi olmalıdır ki Allah da onu sevsin.

‘’ALLAH ile kul arasına kimse giremez’’ diyenlere de gelsin o zaman bu sözümüz: Arada Peygamber olmadan Allah’ı tanıyamazsın

Ve de anlayamazsın kardeşim!

‘’Bize Kur’an yeter başka kitaplar okumaya ne gerek’’ diyen zatın yazdığı onlarca kitap var bu konuda.

Kardeşim niye zahmet edip o kadar kitap yazdın ki o zaman?

Kur’an-ı Kerim’de ‘’Allah’a ve resulüne itaat edin… ‘’ onlarca yerde geçiyor.

“Elbette o zatın (SAV) sünneti, harekatı, iktida edilecek (tabi olunacak, uyulacak) en güzel numunelerdir.

Ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem (en sağlam) kanunlardır.

Bahtiyar odur ki, bu ittiba-ı sünnette (sünnete tabi olmak) hissesi ziyade ola.’’ R.N.K.

Sünnete en çok sarılan kimse en bahtiyar kişidir.

Pekala nedir sünnet?…

Sünnet bir yoldur. Farzlar da bu yolun içindedir, vacipler de bu yolun içindedir.

Sünnet-i Seniyye’yi terk ettiğiniz zaman bu yoldan çıkmışsınız demektir.

Sünnet, sadece yemeğe tuzla başlamak veya sağ eliyle su içmek değil elbette.

Peygamberimizin bir yaşam tarzı var, sosyal hayata bir bakış açısı var.

İnsanlığa getirdiği Kur’an’ın evrensel öğretileri var.

Peygamberin bu yaşayışını bir kenara koyup ‘’Kur’an bana yeter!’’ der iseniz kendinizi peygamberin yerine koymuş olursunuz.

‘’Efendim 23 senede bu kadar, binlerce hadisi nasıl söyledi?‘’

Kardeşim; Peygamber mescitte konuşuyor, evinde konuşuyor, insanlar her gün sorunlarını götürüyor onlara konuşuyor, savaşta konuşuyor, barışta konuşuyor, seferde konuşuyor, hasta ziyaretlerine gidiyor, cenazeye gidiyor, Cuma hutbelerinde konuşuyor…

Sorarım şimdi: ‘’Sen, 1 senede 5000 tweeti nasıl atıyorsun kardeşim?’’

Aynı hızla gitsen 23 senede 115.000 tweet eder!

Senede 3 tane kitabı nasıl yazıyorsun…?

Bakın Allah Tealâ Kur'an-ı Kerim’de:

"Legatkâneleküm fî rasulillâhiüsvetünhasenetun…" «Muhakkak ki Allah'ın elçisinde sizin için uyulması güzel örnekler vardır.»

(Ahzap 21) "Kim Resul'e itaat ederse, muhakkak ki Allah'a itaat etmiş olur." (4/Nisa, 80),

"Her kim de kendisine doğru yol (İslam) belli olduktan sonra, Resule karşı tavır koyar (emirlerini beğenmez) ve (Resulü örnek alan) müminlerin yolundan başkasına uyarsa, onu döndüğü (ve seçtiği o sapık) yolda bırakırız. Sonra kendisini Cehenneme atarız. O ne kötü bir giriş yeridir." (Nisa/115)

Buyurmuş ve O'nun yaşayışını örnek almamızı istemiştir. Eğer Kur'an canlansa insan şekline dönüşse idi ancak bir Hazreti Muhammed olurdu. Onun içindir ki Aişe validemiz "O yaşayan Kur'an'dı" buyurmuştur.

Ona Kur'an'ı açıklama yetkisi verilmiş (16/44) ve hikmet öğretilmiştir.

Sağlam kaynaklardan gelmiş hadislerine itibar etmeyip yalnız Kur'an'a dayandığı iddiasıyla Peygamber'i sadece bir ara kablo gibi görmek, kâfirliğin ve dinsizliğin ekmeğine yağ sürer. Kur’an düşmanı oryantalistlere bayram ettirir. Dostlar! Dikkatli olalım! onlar Kur’an’ı elimizden almak için kurnazca bir yol bulmuşlar. Allah’ın yetkilendirdiği Peygamberi önemsizleştirerek, sevgili Peygamberimizin sünnetlerini değersizleştirerek Kur'anımızı elimizden almaya çalışıyorlar. Kur’an’ı getiren ve onu Rabbimizin istediği şekilde izah eden peygamber kaybedilirse yarın Kur’an da elimizde kalmaz. Zira Ümmet Kur’anı ondan öğrendi. Onun yaşadığı gibi yaşadı, yaşıyor ve yaşayacak. İşte bunu istemiyorlar. Bilerek veya bilmeyerek peygambersiz bir din oluşturmaya çalışıyorlar.

Evet, hayat dini olan İslâm, Allah'ın bildirmesi ve Resûlü'nün açıklama ve uygulamasıyla meydana gelmiştir.

Âyette belirtildiği üzere Allah'a itaat ve sevgi, Resûlü'ne, onun hadis ve sünnetine uymakla gerçekleşir.

Kim de onlara gönül rahatlığıyla teslim olmazsa iman etmiş sayılmaz.) [bk. 3/164; 4/65]

Peki Peygambere tabi olanlar ne kaybettiler? Tabi olmayanlar ne kazandılar?

‘’Sünnete ittiba etmeyen, (uymayan ve uygulamayan) tembellik eder ise HASARET-İ azime (çok büyük zarar, ziyan, kayıp), ehemmiyetsiz (önemsiz) görür ise CİNAYET-İ azime (büyük cinayet), tekzibini işmam eden tenkid (yalanlamayı hissettiren bir eleştiri) ise DALALET-İ azimedir.

(Büyük sapıklık, İman, Hak ve hakikatten, İslamiyet yolundan sapmak. Azmak. Allah’a isyankar olmak.)”

…11. LEM’A,11. Nükte’den:..(R.N.K) 

(Buradaki “önemsiz görme”, beğenmeme anlamında değil, farzları yeterli görüp, küçücük mazeretlerle sünneti terk etmek anlamındadır.)

Böyle adamlar (bahse konu zatlar) öyle bir anlatımda bulunur ki siyahı beyaz göstermeye çalışır beyazı da siyah…

Oysa ki akıl, hikmet ehli olmalı; ne başkasının tuzağına düşmeli ne de başkasına tuzak kurmalı…

İnsanlık Allah Rasûlü’nden uzaklaştıkça maruz kaldığı aşınma da artıyor.

Nitekim Peygamber Efendimiz ümmetine şöyle îkaz buyurmuştur: “Karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplamadan evvel, sâlih ameller işlemekte acele ediniz! Öyle zamanlar geldiğinde insan, sabah mü’min iken akşama kâfir olarak çıkar; akşam mü’min iken sabaha kâfir olarak çıkar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îmân, 186. Ayrıca bkz. Tirmizî, Fiten, 30; Zühd, 3; İbn-i Mâce, İkâme, 78; Ahmed, II, 303, 372,

‘’Bir kişi tanımıyorum ki, tanınmasını (şöhreti) sevsin de bu yüzden dini gidip, rezil olmasın.‘’ demiş, o dönemin (hicri 150) alimlerinden Bişr-i Hafi hazretleri.

Rabbim bizleri ve İslam alemini her türlü fitnelerden korusun!

Allaha emanet olunuz!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!