Advert
 İBNİ SİNA ÜZERİNDEN DÜŞÜNCE
Nevzat ÜLGER

İBNİ SİNA ÜZERİNDEN DÜŞÜNCE

Bu içerik 2372 kez okundu.

İslam dünyasında felsefe denilince akla gelen ilk isim; İbni Sina’dır. İbni Sina birçok bakımdan benzeri az olan bir alimdir. Biraz iddialı olacak ama Aristo ve Eflatun’dan İbni Sina’ya gelinceye kadar, çağdaşı Farabi istisna edilirse sistem oluşturabilmiş bir felsefeci göstermek çok zordur. İbni Sina, Gazali ve Razi gibi iki allameye rağmen bir düşünce ekolü oluşturabilmiş üstün bir yetenektir. Hem Gazali’nin hem de Razi’nin dönemlerini ve sonrasını etkileme güçlerinin tartışılmaktan uzak olduğunu unutmamak gerekir.

 Onun “Varlık Teorisi, Ruh-Beden münasebeti, Bilgi Teorisi, Nübüvvet Teorisi ile Allah ve Alem” anlayışı günümüzde de ilgi odağı olabilmektedir.

Aynen böyle; Farabi de toplum ve devlete ilişkin söyledikleri ile hala bir ilgi merkezi olmayı başarabilmiş üstün zekalı insandır. Sonuç itibariyle kendisinden bin yıl sonra dahi yazdıkları ve düşündükleri konuşulan insanlardan sıradan insan diye bahsetmek aymazlıktan da öte bir şeydir doğrusu.

Döneminde felsefik görüşleri nedeniyle, özellikle Gazali tarafından dört noktada tekfir edilerek küfür ithamıyla karşılaşan İbni Sina’nın cevap olarak yazdığı şu dizeleri doğrusu dikkate alınmalıdır:

“Küfri çü meni güzaf u asan nebud

Muhkem ez iman-ı men iman nebud

Der dehr çün yeki ve an hem kâfir

Pes heme dehr yek müselman nebud”

“Benim gibi birisini kâfir saymak kolay değildir

Çünkü benim imanım gibi iman yoktur

Dünyada benim gibi birisi olsunda kâfir olsun öyle mi?

Öyleyse bütün zaman içinde tek bir Müslüman yoktur.”

Buna benzer dizelere daha sonraki yıllarda da rastlamak mümkündür. Kaldı ki meşhur bir kaide zikreder son asırda yaşamış bir güzel adam/ Bediüzzaman: “Bazı sözler vardır küfürdür ama sahibini kafir etmez.” Demek ki bilim arayışındaki bir insanın eğer küfre kapı açmak gibi bir niyeti yoksa o insan tekfir edilmeden önce çok düşünmek gerekir. Zaten Bediüzzaman da onu ve diğer arkadaşlarını mümin olarak kabul ediyor. İnsaf ve kıvrak bir zeka ne güzel nimet ve ne güzel şey.

 İbni Sina’nın ilim aşkı ve bu ilimlerden düşünceye yeni kapılar açmakta mahir olan zekası ve muhakemesi katiyen tartışma götürmez. Niyetini de kendisi ortaya koyduğuna göre; Bediüzzaman’ın dediği gibi onlara mümin denilmelidir. Kaldı ki İbni Sina on yaşında hafız, on altı yaşında da bütün ilimleri tahsil etmişti. Gündüzleri dahi kitap okumaktan başka bir işle uğraşmazdı. Her ne zaman ki bir müşkülle karşılaşırsa, abdest alıp camiye gider ve Allah’a dua ederdi. Buna benzer özellikleri çok olan bu tür insanlar elbette “İslam Düşünürleri”dir. Hikmet, hikmet sevgisi olmayan insanların bulunduğu bir diyarda ikamet etmez, oradan göçüp gider.

Toplumları darboğazlardan kurtaranlar is, hiç tereddütsüz donanımlı entelektüellerdir. Akıl, insanoğluna ihsan edilmiş en büyük nimetlerdendir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X