AK PARTİ, MİLLİ EĞİTİM VE KÜLTÜR
Nevzat ÜLGER

AK PARTİ, MİLLİ EĞİTİM VE KÜLTÜR

Bu içerik 167 kez okundu.
Reklam

 AK Parti, kendisini “Muhafazakar demokrat” olarak tanımlamasa da, büyük kitleler arasında ve entelektüel tasniflerde, o Türkiye’deki İslamcı çizgi içerisinde mütalaa edilecektir. Biz beğenelim, beğenmeyelim, hoşumuza gitse de gitmese de, tarihi olarak da bu böyledir. İslamcı ifadesi bürokratik ve iktisadi manada AK Parti için doğru olur. Ancak bu tanımlamayı iki “alan” için maalesef kullanamıyoruz: “Eğitim ve kültür.” Çünkü kültürel olarak, mesela eğitiminin kalite kazanması, yayıncılığın, gazete ve televizyonların fikir ve muhteva itibariyle güçlenmesi manasında AK Parti’nin Türkiye’ye katkısı sınırlı olmuştur. Televizyon yayıncılığında birkaç programı istisna tutarsak, toplumu dönüştürücü (etkileyici) anlamda bir etkinlikten bahsedebilir miyiz? Özellikle son beş yılda daha çok statükonun korunması anlamındaki etkinliklerin ağırlıklarından bahsetmek daha doğrudur. Seçilen gazetecilerin çoğunluğu ve seçilen akademik elitlerle ancak statüko müdafiliği yapılabilir zaten. İsimlendirmek yakışık almaz.

         Genel eğitim ve kültür alanı için: binalardan, bütçelerden, sayılardan bahsetmeyeceksek eğer AK Parti’nin tamamen ihmal ettiği alanlardır milli eğitim ve kültür. Milli eğitim ve kültür politikaları itibariyle Türkiye’nin iyi bir dönemden geçtiğini sanırım kimse iddia etmeyecektir. Ders kitapları yeterli mi? İngilizcenin bu kadar tahakküm ettiği bir dönemde Türkçe, edebiyat, tarih eğitimi tatmin edici bir konumda mıdır? Üniversiteler de ayrı bir konu. Bir Üniversite “Medeniyet Araştırmaları Enstitüsü” kurmaktan imtina edebilir mi?

         Önceleri belli bir kültür paralelinde de olsa Kültür Bakanlığının yayınları vardı. Milli Eğitim ve Kültür bakanlıkları AK Parti döneminde yayıncılıktan vazgeçti. Kimsenin umurunda değil. Halbuki birçok kitabı ucuz ve belli bir disiplin dahilinde Kültür Bakanlığı yayınları arasında bulmak mümkündü. Özellikle hayatta olmayan fakat toplum tarafından okunması gereken veya okunmak istenen birçok isim ve kitaplar bu bakanlık tarafından çıkarılıp ucuza da verilmesinin birkaç yayıncı dışında kime ne zararı var?

         İslamcı kavramı rahatsız edici bir kavram olarak görülmemelidir. Mesela Risale-i Nur fikriyatı dini mutlak manada koruma noktasında hareket etmektedir. Halbuki bu fikir mensupları, “oldukça marşinal bir gurup dışında”, siyasi olarak bir uyum hareketidir. Dolasıyla bu hareketin içerisinde uyum ve muhalefet birlikte vardır. Fevkalade uyumu gözeten bir siyasetleri ve yapıları da vardır. Bu hareketin başlatıcısı olan Bediüzzaman buna “müspet hareket” etmek adını veriyor. Tabii şimdi bu oluşum önemli derecede büyüdü. İçlerinde bir kısım insanlar için tabir caizse bu iş biraz gösterişe dönüşebilir.  Bediüzzaman’ın o günkü muhalif tavrını; siyaset merkezli Ankara’yı önemseyen ama yanlış gördüğü konuları kompleksiz ve art düşüncesiz ifade eden doğru bir tavır olarak görmek lazım. Adnan Menderes’e “İslam kahramanı” nitelemesini iyi anlamak gerekir.

         İslamcılar diyor ki; “Batıcılıkla mücadele ederken, ekonomik ve toplumsal kalkınma için cihat edelim. Gelirin adil dağılımını sağlayalım.”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“SÖZÜM TÜRKÇE ÜSTÜNE” SÖYLEŞİ VE İMZA TÖRENİ PROGRAMI DÜZENLENDİ
“SÖZÜM TÜRKÇE ÜSTÜNE” SÖYLEŞİ VE İMZA TÖRENİ PROGRAMI DÜZENLENDİ
TÜRKİYE’NİN İLK KADIN SEYİSLERİ ÇEK CUMHURİYETİ’NDE
TÜRKİYE’NİN İLK KADIN SEYİSLERİ ÇEK CUMHURİYETİ’NDE