Advert
GAZALİ ÜZERİNDEN İLİM-AMEL İLİŞKİSİ
Nevzat ÜLGER

GAZALİ ÜZERİNDEN İLİM-AMEL İLİŞKİSİ

Bu içerik 2283 kez okundu.

Son asırda yaşamış bir güzel adam (Bediüzzaman) önemli bir kaide zikreder: “Bazı sözler vardır ki küfürdür ama sahibini kafir etmez.” Demek ki bilim arayışındaki bir insanın eğer küfre kapı açmak gibi bir niyeti yoksa o insan tekfir edilmeden önce çok düşünmek gerekir.

Kapalı devre olmak sevdasındaki Batı referanslı kimi Müslümanlar, devamlı olarak toplumun aykırı (farklı) noktalarını gündeme taşıyarak, düşünce farklılıklarına rağmen “Ortak Zeminleri”ni (ortak paydalarını) kaybettirme gayretindedirler. Bu şekilde davranmakla sanki İslam düşünürleri arasında bir ortak zemin yokmuş algısı meydana getirmek isterler. Hâlbuki farklı düşünen entelektüelleri olmayan toplumların statik olmaktan başka şansları olamaz. Hep kafa sallayan insanlarla ilerleme de, problemlere çözüm de sağlanamaz.

Gazali’ye göre “Akıl ancak din (şeriat) ile doğru yolu bulabilir; din de ancak akıl ile açıklık kazanır. Akıl temeldir, din ise binadır. Bina olmadıkça temelin bir manası kalmaz, temel olmadıkça da bina ayakta duramaz.”  Bunun gibi akıl göz ise, din görmeyi temin eden ışıktır” yahut “akıl kandil ise din de bu kandilin yağıdır, bunların hiç birisi bir diğeri olmayınca değer kazanmaz.” Aslında “şeriat hariçten bir akıldır, akıl ise dâhilden bir şeriattır; bunlar birlik halindedirler. Allah, inanmayanlar için; “Onlar sağır, dilsiz ve kör oldukları için akıl etmezler” diyor. (Bakara-171) Akletmenin ve bilgi sahibi olmanın yollarından biri de beş duyudur.

Aklı bu derece önemseyen Gazali, aklın vehim ve hayal perdesinden sıyrıldığı takdirde ancak yanılmaz ve eşyayı olduğu gibi görecek duruma geleceğine inanır. Gazali yeni bir dini anlayış vazetmemiş, dini savunmuştur.

         Aristo geleneğini takip edenlerin ekolüne “Meşşailik” adı verildi. İslam dünyasında Meşşai felsefesini özellikle Eşari, Beyruni ve Gazali tenkit etmiştir.

Gazali, Aristo’daki maddenin eylemleştirilmesi ve bunun için ona arzu, sevgi ve amaç gibi gizli metafizik güçler izafe eden anlayışını redderek; bu güçlerin maddenin dışından geldiğini, bunun da belli bir amaca müstenit olduğunu söylemiş, varlıktaki gaye, şuur, akıl, idrak ve iradenin yalnız insana verilmiş olduğunu söylemiştir. Keza madde gibi maddede meydana gelen değişimler de yaratılmıştır demektedir.

Aristonun başı ve sonu belli olmayan ezeli bir zaman anlayışını redderek; zamanı hareketin bir ölçüsü olarak kabul etmiştir.

Teknik tabiri ile Gazali’nin esas meselesi epistemolojik olup, Aristo felsefesindeki ontolojik ağırlığa karşılık, epistemolojiye önem atfetmektedir. Yani öz, varlığın sebebi değil şartıdır demektedir. Yani dış alemin bilinmesi için beş duyu, hafıza, hayal ve düşünme gibi hassalarla zan değil akli ve tecrübi bilgi esastır demektedir.

Eğer ruh tamamen temizlenirse, gayb âlemiyle arasındaki perde kalkar ve “kalp gözü” açılır. Böylece levhi mahfuzdaki özler ile eşyanın hakikati temiz olan insanın kalbine akseder. Böylece eşyanın hakikatini daha güzel anlar diyerek bir bakıma ilim-amel ilişkisini şart görür.

Zaten Gazali, mantık bilmeyenin bilgisine güvenilemeyeciğini söyleyen düşünürdür. Yani kalp gözü ikinci bir mantıktır anlayışını vazeder. Onun bu kalp gözü anlayışı sonraları Batı’da Pascal’a, sezgiciliği ile Bergson’a, akla sınırlı itimat etme fikriyle Kant’a ve Descartes’e öncülük etmiştir.

Konu uzatılabilir olmakla birlikte Gazali, “felsefeyi ve varlık problemini teolojiye kaydırarak rasyonel teolojiyi kurmuştur.”

Burada anlatmak istediğim önemli bir noktaya açıklık getirmek durumundayım. Ben Batı medeniyetini yok saymak gibi bir çabanın içinde değilim, sadece onu onaylamıyorum ve o ayrı bir medeniyettir diyorum. İslam Medeniyetinin de ayrı bir medeniyet olduğunu söyleyerek, İslam Medeniyetini kendi düşünce kodlarıyla anlamak ve yeni üretimler yapmak gerektiği düşüncesine etkili ve yetkili kişi ve guruplara davetiye çıkarıyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X