Advert
LİYAKAT MI ARIYORSUNUZ?
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

LİYAKAT MI ARIYORSUNUZ?

Bu içerik 795 kez okundu.

Mühim bir göreve birini seçmek isterseniz ölçütleriniz ne olurdu?

Acaba, enişte olmak, ilkokul arkadaşı olmak, damat veya bacanak olmak veya teyze oğlu olmak bir ölçütmüdür?

En küçük bir şirketinize alacağınız müdür de hangi şartları arardınız?

‘’Gel halaoğlu  gel, yabancıdan bize hayır yok. bizim şirketin başına sen geç… ‘’,

‘’Ya hu eli ayağı düzgün,işe ihtiyacı olan bir tanıdığın varmı? Bizim şirkete müdür lazım, gelsin

işide öğretiriz sıkıntı olmaz…’’,

‘’Gel, ilkokul arkadaşım, şu vazifenin başına artık sen geç…’’  mi, diyoruz hep acaba?

 

Günümüzde,hususen iş dünyasında şirketler ve üst düzey yöneticileri; kendilerine ve

daha alt çalışanlarına faydalı olacağını düşündükleri, aklına ve zekasına güvendikleri ve sadakatinden

eminoldukları insanlarla çalışmayı isterler ve bu gereklidir de.

Çok zeki, her meseleye hakim fakat yöneticisine sadık olmayan bir yardımcı yöneticisinin sonunu getirebileceği gibi,

tam tersi olarak oldukça sadık ama hiçbir işten anlamayan, işinin ehli olmayan bir yardımcı da

ne kadar iyi niyetli olursa olsun yöneticisine ve çalıştığı kuruma veya birime en nihayetinde zarar verecektir.

Kısaca liyakat mi daha önemli yoksa sadakat mi sorusu tartışılır ama her ikisinin de mevcut olması gerektiği

sonucundan başka bir sonuca varmak mümkün değil. Çünkü şimdiye kadar ehil ama sadık olmayan insanların

neler yapabileceğini gördük, bundan sonra da sadık ama ehil olmayan insanların nelere sebebiyet verebileceğini

görmekde biraz ağır gelebilir.

Belki sadakat kısmı her yerde aranmayabilir ve bulunduğunuz konumda sizden sadece liyakat şartı da aranabilir.

Neticede sistemini kurmuş,her şeyini kontrol altına almış işletmeler veya kuruluşlar da sadakatinizin pek anlamı da

olmayabilir.

 

Pekala’’ Liyakat’’ nedir?,Liyakat :’’Layık olanın göreve gelmesidir. Hakkı olanın makam edinmesidir. Bir kimsenin,

kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumudur. Yeterlilik ve ehliyettir.’’

Liyakat, “vasat olanı seçeyim, uzaktan ben kontrol edeyim” tipi kukla oynatan olmak isteyenleri sistemden uzaklaştırır…

 

Aslında toplum olarak bilinmeyen şey,bu liyakatin önemidir. Liyakat o kadar önemlidir ki bir ülke liyakat ile kalkınır ve

liyakat olmazsa çöker. Başa geçenlerin, vatandaşın hayatında yapacağı değişiklikler sınırlıdır. En baştakiler yalnızca

ilham verebilir veya yol gösterebilir. Önemli olan milyonlarca memuru ve bürokratı nasıl seçtiğidir. Seçtiği insanlar vasıtasıyla

ülkeyi kalkındırır. Aslında alabileceği tek ve en önemli önlem görevlere yetkin insanları getirmesidir.

Denilebilir ki ‘’en büyük idari başarı’’ liyakattir…

 

Gelelim Ülkemizde veya Şehrimizdeki kurumlara atanan kurum müdürleri, başhekimler ve bunların yardımcılarına…

Siyasi erk; bu makamlarda her zaman etkinliğini gösterir ve göstermeye de devam ediyor. Buna sebep

gerek siyasetin halka hizmet kısmında halkın isteklerinin karşılanması. Gerekse siyasi rant kaygıları ve gerekse farklı

ahbap-çavuşluk ilişkileri… Birden fazla neden sayılabilir anlayacağınız.

 

Şimdi bazen öyle isimler öyle yerlere ,öyle makamlara atanıyor ki, inanın, bahçemde kendi bizatihi ilgilendiğim yumurta tavuklarımı,

‘’beslemeleri için bile teslim etmeyeceğim’’ tiplerle karşılaşıyoruz ...(tavuk beslemek deyip geçmeyin ha! Bu işin de bir ilmi var.))

Sonra da ‘’vay efendim bu işler niye aksıyor?’’,vay efendim bu kurum niye zarar ediyor,kurumun veya vatandaşın işleri neden akamete uğruyor? v.sv.s …

Kardeşim!  sen siyasi geleceğin  veya oy kaygın için bu kurumlara ve vatandaşımıza bu haksızlığı neden yapıyorsun?

Madem bir yere bir müdür,bir müdür yardımcısı,bir başhekim veya bir idareci atayacaksın. O halde binlerce  belki milyonlarca insanımızın ve vatandaşın hakkını ve hukukunu düşünerek hareket etmek zorundasın . Varsa tanıdığın bildiğin,akraban veya eski sınıf arkadaşından gerçek liyakat sahibi insanlar, buyur önceliği ver(o da tartışılır ama en azından liyakat sahibi olurlar). Yoksa ne demeye liyakat aramadan buralara birilerini vazifelendirmek istersin?Bu, açıkçası halka bir nevi zulümdür.

‘’Nicelikli meşhurlarımız, patronlarımız, yöneticilerimiz var; nitelikli fakirlerimiz, sanatçılarımız, zanaatkarlarımız, sürünenlerimiz var...’’diyor’’ Zerdüşt ‘’adlı eserinde Niçhe (Frederic Nietzsche)…

 

Özellikle Şunu da iyi bilmeliyiz ki ‘’Haksız yere makam edinenler yaptıkları işlerinden hayr görmez’’. Bunun son örneği

FETÖ yapılanmasıdır. Ülkemizde başkalarının haklarını gasp ederek neler yaptıkları, kimlerden destek alarak kimlerin

yerine vazifelere ve makamlara getirildikleri alenen ortaya çıkmıştır.

 

Tüm dünyada yaşanan liyakat sorununun Müslüman ülkelerde nispeten daha çok olduğunu müşahede ediyoruz.

FETÖ türü yapılanmalar vesilesiylelayık olmayan kişilerin geldikleri makamlardakilerin,15 Temmuz gecesi, ülkemize ne kadar

acı bir tecrübe yaşattıklarını gördük. Haksız yere göreve gelenler sonunda kendilerini de perişan ettiler. Elbette bunlardan dersler çıkarmalıyız.

 

Neticede…

Her vatandaş; devletinin gerekli yerlere, gerekli ve liyakatli kişileri getirdiğini görmek istiyor. Bununla birlikte insanın bencillik yanılgısı su yüzüne çıkabiliyor. Layık olmayanların göreve geldiği bir düzende herkes için felakete hazır olunmalıdır.

Zor işler bir arkadaşı tanımakla kolaylaşmaz. İşler gerçekleşmezse de genel durum kötüleşir.

Kötü bir düzen sistemi yozlaştıranların zararınadır. Önemli görevler önemsiz insanlara verilirse hayati tehlike oluşur.

Bir işin yeterliliği ‘’hısımlık’’ ise o ülkenin geleceği ne haldedir biraz düşünelim…?

Saygılarımla !

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TÜRK TELEKOM EĞİTİM TIRI ELAZIĞ’DA
TÜRK TELEKOM EĞİTİM TIRI ELAZIĞ’DA
ELAZIĞ AFAD'A
ELAZIĞ AFAD'A "BRONZ MADALYA"