Advert
“KAHROLSUN İSRAİL”Mİ DEMİŞTİNİZ?
Habib KARAÇORLU

“KAHROLSUN İSRAİL”Mİ DEMİŞTİNİZ?

Bu içerik 519 kez okundu.

ABD başkanı Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesiyle yine İslam âleminde alışageldiğimiz protestolar, yürüyüşler, mitingler, demeçler, kınamalar, ürün boykotları, toplantılar vs.de müthiş patlamalar meydana geldi. Yani bir asırdan beri işgal altında olan Filistin’in bağımsızlığı ve elli yıldan beri esaret hayatı yaşayan Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı bu nedenle yeniden hatırlayıverdik. Yani Trump böyle bir karar alarak kendileri namına iyi mi yaptı kötü mü yaptı, bilemiyoruz. Zaten uyumakta olan İslam âlemi Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı elden çıkmış, kaybedilmiş ve geri gelmesinden ümit kesilmiş yerler olarak bilinçaltına kaydetmiş durumda. İsrail’in başkenti Telaviv olsa nolur, Kudüs olsa nolur? Ortada artık Filistin diye bir ülke veya devlet mi var ki? Başkenti şura ya da bura olsun.

1917 yılında İngilizlerin işgaliyle başlayan Yahudi göçü nedeniyle her geçen gün topraklarını kaybeden Filistinli Müslümanların elinde şu anda kala kala kırılmış tabağın ufak parçaları gibi kırıntı mesabesindeki yerleşim merkezleri bulunmakta. Filistin şu anda Müslümanlar için açık bir cezaevi hükmünde. Kabul edilecek bir bağımsız Filistin devletinin ülke ve toprak olarak zaten elinde sınırları belli, tek parça bir vatanları yok ki. Her gün işgalci Siyonist askerlerin Filistinli Müslümanları boşalttığı yerlere yeni Yahudi yerleşimciler (işgalciler) için konutlar yapılmakta, Filistin git gide İsrailleşmekte. Filistin halkı bu açık cezaevlerinde yarı aç yarı tok sefil bir hayat sürerek ayakta kalmanın mücadelesini vermekte. Yaşadıkları bunca acıya ve sıkıntıya rağmen mücadeleye devam etmeleri de tabi ki takdire şayan bir cihad örneğidir.

Arap ülkelerinin bir araya gelerek kurdukları Arap Birliği veya diğer adıyla Arap Ligi şu ana kadar İsrail’in saldırılarını kınamadan öteye bir şey yapamamıştır. Mescid-i Aksa’nın 1969 yılında siyonistler tarafından yakılmasıyla toplanan İslam Konferansı (İKÖ) daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olarak adını değiştirmiş ve en son Arakan Müslümanlarına yapılan zulüm nedeniyle toplanmıştı. İİT uzun görüşmeler ve konuşmalar sonucunda Myanmar devletini hafiften bir kınama kararı almıştı. Tabi bu kınama üzerine çok utanan Myanmar devleti yetkilileri derhal Müslümanlara yaptıkları zulmü durdurmuş, evlerine geri dönmelerine izin vermiştir mi zannediyorsunuz. Tam tersi hiç tınmadan

Müslümanlara yaptıkları zulmü devam ettirip, tamamını yurtlarından çıkarmışlardır. Bu satırları yazdığımızda İslam İşbirliği Teşkilatının Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesi konusunda yapacağı toplantıya saatler kalmıştı diyebiliriz. Sizi bilmem ama bu toplantıdan sadre şifa bir şeylerin çıkacağına hiç mi hiç inanmıyorum.

21 Ağustos 1969 tarihinde Mescid-i Aksanın fanatik bir Yahudi tarafından kundaklanıp yakılması üzerine o dönemin İsrail başbakanı Golde Meir: “ O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannediyordum ki Müslümanlar dört bir taraftan İsrail’e girecekler. Fakat sabah oldu ve korkulan olmadı. İşte o zaman idrak ettim ki biz dilediğimizi yapabiliriz, çünkü bu ümmet uyuyan bir ümmettir.” Evet, bu ümmet uyumaya daha doğrusu uyutulmaya devam ediyor. Ümmetin uyanışı için acaba daha nelerin olması gerekiyor? Bilemiyoruz. Veya uyandığında artık iş işten geçmiş mi olacak? Allah bilir. Bir tarafta çektiği yoksulluk ve zulme rağmen Mescid-i Aksa için her gün canını veren Filistinli Müslümanlar, öbür tarafta ellerindeki petro-dolarlarla artık ne halt edeceğini şaşırmış; kimi Avrupalının biz Müslümanlarca hiçbir önemi olmayan tablolarına milyon dolarlar ödeyen, kimi Trump’ın kızının vakfına yine milyonlarca dolar yardım eden, kimi Batılılara milyar dolarlar ödeyerek çok yüksek binalar dikip bunlarla övünen Arap yarımadasının şiş göbekli zalim önderleri. Bunların yanında kendi yönetimlerine: “Kudüs’ün özgürlüğü için, Mescid-i Aksa’yı işgalden kurtarmak için neden ciddi bir girişimde bulunmuyorsunuz?” diye sormayan, soramayan diğer İslam ülkelerinin uyutulmuş Müslümanları.

Meydanlarda, caddelerde veya İsrail ve ABD’nin dış temsilcilikleri önünde “kahrolsun İsrail, kahrolsun Amerika” diye sloganlar atan biz Müslümanlar işin çok kolay ve ucuz tarafına kaçarak görevimizi yaptığımızı zannediyoruz. Atılan sloganlar ne İsrail’in, ne de Amerika’nın umurunda bile değil. Onların mallarını boykot etmeyi bile bir türlü beceremeyen biz Müslümanlardan: “Bu İslam düşmanlarının mallarının bizim ülkemizde ne işi var, onları kovalım gitsin, kendi yerli üretimimize destek olalım” diye düşünüp dile getiren kaçına rastladınız? Televizyon ekranlarında, kameralar karşısında gaz almaya yönelik açıklamaları ne kadar samimi buluyorsunuz? Adına küresel ekonomi dedikleri sömürgeci kapitalist sistem bizim bütün hücrelerimize girerek neredeyse ekonomimizi teslim almış durumda. Bankaların önemli bir bölümü, borsanın tamamına yakını, stratejik veya en çok pazarı bulunan birçok üretim alanlarının ciddi bir kısmı “kahrolsun” dediğimiz kesimlerin ellerinde.

Şu anda içinde bulunduğumuz durumu aynen anlatan Yüce Rabbimizin Tevbe Suresi 24. Ayetindeki şu ebedi ve ezeli kelamı ne kadar da mükemmel: ”De ki: 'Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez.” Banka kredisiyle aldığı lüks dairede oturan, çok pahalı otomobillere binen, bolluk ve refah içerisinde gününü gün eden, modayı takip ederek gardrobunu dolduran, içeride ve dışarıdaki yoksul Müslümanlara birkaç kuruşluk yardımı reklam aracı yapan, işini, para kazanmayı putlaştırarak gündeminin birinci sırasına koyan, televizyon izlemekten veya internetle uğraşmaktan ibadete, zikre, ilim öğrenmeye ve dua etmeye bir türlü fırsat bulamayan siz Müslümanlar: “Kahrolsun İsrail” mi demiştiniz? Aman ne kadar da inandırıcı!

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Yüce Allah’ım sen bizleri affeyle, bizlere gerçek Müslüman olma şuurunu nasip eyle, gönüllerimizdeki şu dünya sevgisini çıkararak senin ve Resulünün sevgisini koy. Bize senin yolunda cihad etmeyi sevdir. Amin.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir