Advert
KUDÜS'E GİTMEK…
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

KUDÜS'E GİTMEK…

Bu içerik 894 kez okundu.

Diyanet İşleri Başkanlığı malumunuz üzere hac farizasını yapmak isteyen vatandaşları kura yoluyla hacca gönderiyor. 2015 yılında, kuradaki 7. yılımızda ismimizin listelerde çıkması hasebiyle hacca gidecektik artık…

2015 yılındaki hac sezonunda diğer yıllardan farklı bir uygulama ve olaylar olmuştu.

Hatırlayalım…

O yıl Mekke'de çıkan fırtınada Kabe’nin etrafındaki inşaat vinçlerinden birisi devrilmiş ve yaklaşık 178 hacı vefat etmişti…

Yine hacılar hac vazifelerini eda ederken Arafat’tan Mina’ya yaya dönüşündeki (bizim kafilenin 1 saat öncesinden geçtiği güzergahta) yaşanan izdihamda 800’e yakın hacı vefat etmiş ve 1000 civarında hacı da yaralanmıştı…

Asıl konumuzla alakalı kısmı ise; bu yıl yani 2015’te hacca gidecek vatandaşlara Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, Kudüs üzerinden hacca gitme olanağını sunması olmuştu. Bu tercihi yapan hacılar öncelikle 3 gün boyunca Kudüs’ü ve dahi Mescidi Aksa’yı ziyaret edebilecek, ardından Medine ve Mekke’ye geçeceklerdi. Üstelik  bu extradan yapılacak Kudüs ziyareti için hacı adaylarından herhangi bir ek ücret alınmayacaktı.

Uzun zamandır gitmeyi düşündüğüm Kudüs ziyareti için fırsat ayağımıza gelmişti. Bazen bir istersin, Rabbin iki verir ya! Aynen öyle oldu.

Tereddütsüz Kudüs bağlantılı tercihimizi Sıla Turizm üzerinden yaptık. Çünkü bu seyahat acentasının Kudüs rehberi; 20 yıllık Kudüs rehberliğinin yanı sıra tam bir Kudüs aşığı olan ve kendisini, Kudüs ile ilgili TV programlarından yakından takip ettiğim Musa Biçkioğlu hoca idi. (Kendisine, İsrail tarafından Filistin’e giriş yasağı konuldu sonradan)

İstanbul-Amman (Ürdün) uçuşumuzun ardından, otobüsle Filistin topraklarına girmiştik. İsraillilerin işgal izleri görülmeye başlamıştı.

O güzelim verimli ve bereketli topraklarda (Kur’an’da 5 yerde bu şekilde tarif edilmiştir) şimdi İsrailli işgalciler cirit atıyorlardı.

Filistinlilerden zorla gasp ettikleri verimli tarım arazilerini ekmişler, mahallelerini ele geçirip yüksek yüksek binalar dikmişler, her tarafa kontrol noktaları ve kameralar kurmuşlar, Filistin’deki işgalci hallerini her yerde hissettiriyorlardı.

Yalnız dikkatimi çeken bir husus da şu oldu ki; İsrailliler bu gasp ettikleri evlerde rahat oturamıyorlardı. Çünkü binalarının bahçelerine; istisnasız hepsine yüksek duvarlar örüp, tel örgülerle çevirmişlerdi ve korku ve tedirginlik içerisinde bir hayat sürdükleri her hallerinden belli oluyordu.

Hani bir deyim vardır ‘’hah! desen altına kaçırır’’ misali... İsrailliler türlü entrikalar ve oyunlarla yerleşip gasp ettikleri Filistin topraklarında yaşamlarını pek de rahat sürdürmüyorlardı.

‘Tüm bu toprakları işgal etmişlerdi’ diyorum çünkü, Yahudilerin Filistin topraklarında mülk edinmelerinin tarihine bir bakarsak: Filistin toprakları 28 milyon dönüm. 1948’de İsrail işgal devleti kurulduğunda Yahudilerin sahip oldukları arazi miktarı 2 milyon dönüm. Yani bütün Filistin topraklarının % 7’si. Bu 2 milyon dönümün 650 bin dönümü Kanuni Sultan Süleyman döneminde Yahudilere bağışlanan Taberiye Gölü etrafındaki arazilerden oluşmuş, 300 bin dönümünü 1917’den sonra gelen İngiliz işgalciler onlara bağışlamışlar.

Şöyle ki; İngilizler, Filistinlilere ağır arazi vergileri uygulamış, bu vergileri ödeyemediklerinde de mülklerine el koymuş ve sonra buraları Yahudi göçmenlere peşkeş çekmişler.

600 bin dönümü de, kendileri Filistin dışından olan, Lübnan ve Suriye’de ikamet edip Filistin’de mülk edinmiş bazı Arap kökenlilerden satın almışlar. Geriye kalan 250 bin dönüm araziyi de Filistinlilerden satın almışlardır. Yani Filistinlilerden satın aldıkları toplam arazi miktarı  Filistin topraklarının % 0,9’una (binde 9’una) tekabül ediyor. Arazilerini satanlar da halktan çok şiddetli tepkilerle karşı karşıya kaldıklarından Filistin’i terk etmek zorunda kalıyorlarmış. (Demek ki: ‘’Filistinliler niye topraklarını satmışlar’’ fitnesine de kanmıyoruz artık)

Şu anda Filistin'in %80’i Yahudi, %15’i Müslüman ve %5’i Hıristiyan’dır…

Oraların işgal edilmesine tanık olduğumuz ziyaretimizde; Mescid-i Aksa’ya girerken, giriş kapılarında İsrail askerlerinin beklemesi bile Müslüman olarak kanımıza dokunması için yetiyordu.

Ama onlar, ‘’topraklarını niye sattı?’’ denilen Filistinli kardeşlerimiz, hemen her gün çocuklarını ve gençlerini toplayarak Mescid-i Aksa’ya götürüyor ve adeta birer ‘Ümmetin askeri’ gibi nöbet tutmaya devam ediyorlardı. Onlar 3 kutsal mekanımızdan birisi olan Kudüs’teki Mescid-i Aksa'ya ve ümmetin davasına bu şekilde sahip çıkıyorlardı, hem de canları pahasına…

Çünkü bugünlerde dahi hemen her hafta, Filistin’de işgalci terör devleti İsrail tarafından katledilen Filistinli kardeşlerimizin haberlerini duyuyor ve görüyoruz.

Cennet mekan Sultan Abdülhamid, “Yahudilerin Filistin’e yerleşmesini kabul etmek dindaşlarımızın ölüm fermanını imzalamaktır” diyerek sanki olacakları o dönemde görmüştü.

Kudüs kadim bir şehir. Tüm insanlığın ve tüm dinlerin kutsal mekanlarını barındıran ve binlerce peygamber tarafından ziyaret edilmiş ve onlara ebedi istirahatgah olmuş bir şehir.

İslam tarihinde ilk defa Hz. Ömer tarafından fethedilen bu topraklar daha sonra Selahaddin-i Eyyubi’nin ve  Yavuz Sultan Selim Han’ın fetihlerine de şehadet etmiştir.

Zaten Hz. Peygamberimizin (a.s) Mirac hadisesinin gerçekleştiği bir mekan olan Mescid-i Aksa; Hz. Adem’den beri namaz kılanların da ilk kıblesiydi.

Netice itibariyle…

Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın tarihi, anlatmakla bitmez. Oraları gidip bizatihi görmek, ziyaret etmek ve dahi Mescid-i Aksa’nın sahipsiz olmadığını göstermek biz Müslümanların üzerine bir vazifedir.

Maalesef bu konuda; Müslüman milletleri olarak çok zayıf kaldığımızı belirtmek istiyorum. Sair dinlerin mensuplarının kafile kafile ziyaretler gerçekleştirdiği Kudüs’e; Diyanet şleri Başkanlığımızın ek ücret almamasına rağmen, 2015 yılında yani bizim gittiğimiz yılda, hacca giden 70.000 hacı adayından sadece 300 kişiye yakın insanımızın müracaat edip gitmesi beni ziyadesiyle üzmüştü...

Özellikle her yıl Umreye gitmeye gücü yeten kardeşlerimiz, ömründe bir sefer de olsa KUDÜS’ü de bir ziyaret etsinler inşallah…

Selametle kalın!

Kudüs davası için mitinglere gidip haykıranları tebrik ediyor, evinde oturup imanın en zayıf halini göstererek (içinden buğz ediyorsa eğer); mitinge gidenleri de hafife alankardeşlerimize de ‘Allah istikamet versin’ diyorum.

* Zira, konu vatan ve iman kardeşliği olunca, 15 Temmuz'da kendini tankların önüne atan (abdestlisi, abdestsizi, dervişi ve sarhoşuyla) insanlarımızın canları pahasına, Kudüs için de seferber olabileceğine inancım tamdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!