Advert
POMPALI EĞİTİM(!)
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

POMPALI EĞİTİM(!)

Bu içerik 841 kez okundu.

"Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum’’ demişti O büyük zat. Kimdi O? Hz. Peygamberimizin ‘’Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır’’ dediği İslam kahramanı Hz. ALİ (r.a).

Düşünün; İslam tarihinin Hz. Peygamber'den sonra gelen ilmi açıdan en bilge ikinci zatı, (maalesef bize onu sadece savaş kahramanı olarak tanıttılar. Bu da ayrı bir konu) öğrenmenin ve öğretmenin önemine ciddi bir vurgu yapmış.

Hal böyle iken öğrenmek ve öğretmek hususunda kimleri, nasıl örnek almamız gerekiyor apaçık belli iken bizler; batının, bize pompaladığı saygısızlık, zelillik, çarpık ilişkiler, ahlaksızlık ve dalalet üzerine bina edilmiş dizileri ve yayınları sayesinde; örnek almamız gereken şahsiyetlerin hayatlarını araştırmayı, okumayı ve yaşamımıza geçirmeyi de unuttuk ve bu bağlamda, kendi okulunu basıp, okul müdürünü pompalı tüfek ile vurup öldüren bir gençliğe sahip olduk artık…

Bakınız…

Endüstri devrimi sonucunda toplumlar zenginleşti ama aileler birer birer parçalandı. Uyuşturucu ve alkol kullanımı arttı. İntiharlar ve adam öldürme oranları gün geçtikçe yükseldi.

Maddi refah ve zenginleşme, beraberinde sosyal fakirleşme olgusunu ortaya çıkardı. 1000 yıldan fazladır İslam’a bayraktarlık yapmış ve o mayayla yoğrulmuş toplumumuz, dinimiz İslam’ın mesajlarından uzaklaştıkça da bu saydığımız olumsuz tabloların sayısı çoğaldı.

Çok sevdiğimiz ve yaşantısına özendiğimiz batı, toplumu zengin etmenin yollarını gösterirken mutlu olmanın yollarının üzerini örttü maalesef…

Hazırı yemeyi bilen, paylaşmayı ve fedakarlığı bilmeyen, ahlaki çöküntü içerisinde, tutunacak manevi bir bağı olmayan, Peygamberinin ve ceddinin yaşantısından bihaber, TV’lerdeki Vadiler ve Çukurlarda gezen, ellerindeki tabletler ve akıllı (!) telefonlarıyla reel olan sosyal hayattan (çünkü artık sanal bir sosyal hayatımız da var) uzaklaşan nesiller yetişiyor veya yetiştiriliyor.

Bence…

Eğitimin temeline inersek eğitim, aileden başlamakla birlikte, boğazdan geçene -helale harama- dikkatle başlar. O halde eğitim, anne karnında başlar.

Konuyla alakalı şu misale bakalım; Said Nursi’nin ana babası, değil çocuklarına, ahırdaki hayvanlarına bile haram lokma yedirmiyor. Demek ki bizler ana babalar, çocuklarımızı helâl rızık ile beslemekle mükellef olduğumuzu bilmek zorundayız. ’’Bir insanın en tesirli muallimi ve üstadı validesidir’’ diyor mesela aynı zat. Ayrıca “Seksen senelik ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım hâlde, diğer bütün derslerim, annemden aldığım eğitimin üzerine bina edilmiş çiçeklerdir” diyor.

Pekala öğrenci nasıl olmalı?...

-Öğrenci, başta ailesinden güzel ahlakı öğrenip gerekli terbiyeyi almalı…

-Öğrenci, helal ve temiz beslenmeli…

-Öğrenci, ailesi tarafından vatan, millet, bayrak ve din sevgisine aşılanmış olmalı…

-Öğrenci, toplum içerisinde ve okulunda yaşarken, sevgi ve saygıyla davranmayı bilmeli…

-Öğrenci idealist olmalı…

Eğitim sadece ana babayla bitmiyor tabi ki, ilk 12 yılı zorunlu olan eğitim sistemimizde, ellerine teslim ettiğimiz öğretmenlerimiz de eğitimin en önemli unsurlarındandır.

İdealist öğretmenlere ihtiyacımız var. Öğrencileri üzerinde önemli etkiler bırakırken manevi huzur da vermenin yollarına bakan, adeta bir çekim alanı oluşturan öğretmenlere…

Azarlamayan (gerektiğinde yeri ve zamanı iyi gözeterek), incitmeyen ve kıymet veren öğretmenlere, öğrencilerinin elbette saygıları artacaktır. (Her ne kadar, günümüzde öğrencilere bir fiske vurmanın bile yasak olduğu bir dönemde olsak da)

Eğitim işi zordur elbette… Eğitimin zorluklarından biri de, öğretiyle öğrenim arasındaki akıştır. Öğrencileri teşvik etmek ve onlara ilham vermek; bir meslektaşla, bir arkadaşla veya ailenizden biriyle olduğundan farklı değildir aslında…

O halde öğretmenlerimiz ne yapmalı veya nasıl olmalı? diye sıralayacak olursak:

-Öğretmen, öncelikle mesleğini kutsal bilmeli ve kurumunu sevmeli…

-Öğretmen, geleceğini güvende hissetmeli…

-Öğretmen, alacağı ücreti idealinin birinci sırasına koymamalı…

-Öğretmen, birinci sırada sevgiyi koyarsa tüm zor şartlarda bile bu kutsal görevini yapacaktır.

-Öğretmen, toplumunu, dilini, bayrağını, ulusunu ve devletini iyi tanıyıp sevmeli…

-Öğretmen, milli ve manevi değerlerimizi bilmeli ve sevmeli…

-Öğretmen, alanında uzmanlaşmış olmalı…

-Öğretmen, alanıyla ilgili konularda bir soru yöneltildiğinde karşındaki kişiyi sağlıklı bir biçimde bilgilendirmelidir.

-Öğretmen, kendisini sürekli güncellemeli ve bilgilerini yenileriyle değiştirmelidir.

Eğitim ve öğretmenlik işleri belki haddimizin fevkinde, lakin toplumumuzun geleceği bu kutsal vazifelerin hakiki ifasıyla şekilleniyor.

Yine de umutluyuz ve ümitliyiz.

Aile ve öğretmenlerin haricinde eğitimin başka yönleri de var elbette...

Gençliğimiz, ahlaki yozlaşmanın kaynaklarından biri olan batı özentisi TV dizilerinden ve programlarından hemen her gün en az birini takip ederken RTÜK (444 1 178 Alo şikayet hattı, rehberinize kaydedin), bu dizileri veya programları hangi ölçülerle takip edip yaptırımlar uyguluyor?

Siyasi irade; fuhuşa, kumara ve içkiye nereye kadar müsaade edecek?

STK’larımız; kuruluş aşamalarında resmi tüzüklerine işlettirdikleri klişeleşmiş "topluma katma değer sağlamak’" cümlelerinin içini ne kadar doldurabiliyorlar?

Belediyelerimiz; sosyal sorumluluk kapsamında gençlerin milli ve manevi eğitimleriyle ilgili ne kadar programlar ve konferanslar düzenliyor?

Halk olarak bizler; bu kriterlerin kaçını göz önüne alarak siyasi seçimlerde tercih hakkımızı kullanıyoruz?

Netice itibariyle…

Gecenin en karanlık anı, güneşin doğmaya en yakın olduğu zamandır.

Nevzat Tarhan hocanın dediği gibi "Kreatif düşüncenin ortaya çıkmasını ihtiyaçlar belirler.’" Yani şartlar ve ihtiyaçlar, görünmeyen bilgileri görünür hale getirir.

İçinde bulunduğumuz zaman itibariyle eğitimin en dibe vurduğu şu günlerde bir kurtuluş reçetesi ve bir necat ile beraber, ilkeli, ahlaklı, adil, hakka hukuka riayet eden, vatanperver ve dinini diyanetini bilen nesillerin yetişmesi dileğiyle…

Allah’a emanet olunuz!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık