Advert
NEDEN TAHIL İTHAL EDİYORUZ?
Nevzat ÜLGER

NEDEN TAHIL İTHAL EDİYORUZ?

Bu içerik 2362 kez okundu.

 Türkiye’nin nüfusu her yıl bir milyon artarken, tarımsal üretimdeki artış, nüfus artışı hızında olmadı ve Türkiye açık bir şekilde tarımsal ürün ithal eden bir ülke durumuna dönüştü. Bundan dolayı da kırmızı etten baklagillere, tahıllardan  pamuğa ve samana hatta çerezlere  kadar tarım ürünlerini ithal etmeye başladık.

         Aslında bir ülkedeki dengeli ve yeterli tarımsal üretim,  o ülkedeki insanları hem doyurur, hem giydirir, hem de istihdam meydana getirir. Elbette tarımsal parite, mevcut üretim tesislerine de ham madde sağlar.       

          Dünyada tarım devamlı subvanse edilirken bizde önce tarımda korumacılığın kaldırılması ve desteklemenin azaltılması istendi. Türkiye tarımı geriletilirken, Batı’da tarım, olağanüstü destekleniyordu. Ardından da gıda ithalatına uygulanan gümrük tarifeleri, iç piyasayı dengelemek gerekçesiyle düşürüldü.  Bunun ardından da önce süt tozu, tereyağı ve peynir, daha sonra et ve et ürünleri ithal edildi. Bu yolla aslında, tarım ürünleri satan G-20 ülkelerinin stokları eritildi.

         Bu ülkelerin ellerinde belki sığır stoku da iyice artmıştı. Ucuz dış kredi sağlanarak Türkiye gibi ülkelere damızlık sığır satıldı. Türkiye son  kırk yıla varan süreç içinde neredeyse  bir milyon başın üstünde sığırı, ABD ve AB ülkelerinden aldı. Sığır ithal edilen ülkelerin kimileri bizlere ödül bile verdi.

         Bu uygulama bugünün meselesi değil elbette, 1980 yılından beri uygulanıyor.

          Bundan dolayı 24 Ocak kararları tenkit edildi sürekli. 1980’li yıllarda tarımda ihracat, ithalatın yedi katıyken, sonraki dönemlerde ithalat ihracatı geçer hale geldi.

         Aynen bunun gibi 10 Ocak 1996 tarihinde tek taraflı olarak kabul edilen Gümrük Birliği Anlaşması ile birtakım kısıtlamalar da kaldırılarak, aleyhimize olarak bu ticareti katmerleştirdi.

         Sonra gelen Kemal Derviş uygulamaları da bu oyuna hız verdi. Üstüne üstlük fiyat oluşumları da piyasaya bırakıldı.

         Türkiye’de tarım gerilerken, Batı’da tarım, olağanüstü destekleniyordu. Bu da anlattıklarımızın doğrulanması anlamına geliyor. 15 milyonluk Hollanda’nın tarımsal ve hayvansal ihracatı adeta göz kamaştırıyor. Halbu ki “kendi kendine yeten ülkelerden biriydik.”

         Demekki bu oyun bir darbenin arkasından uygulamaya alınmış, sonra gelen kimi yönetim dönemlerinde de bu ticarete devam edilmişti.

         Her dönemde de ayrı ayrı akademisyenlerce bu uygulamanın faziletlerinden bahsedilmiş, hatta köylülüğün bu ülkeye bir yük olduğu tezi işlenmişti. Halbuki tarımsal ürün fiyatları 1980 tarihinden sonra hiçbir zaman enflasyon oranında artmadı. Buna karşılık girdi fiyatları düşmediği için kırsal kesim giderek daha da yoksullaştı. Köyler şehirlere hücum etti.

         Şimdi köylerde yaşayan nüfusumuz toplam nüfusun ancak %8’i kadardır diyor TÜİK rakamları.

         Tabi köylüler şehirlere hücum edince, bunları istihdam edecek yeterli iş alanları da açılamadığından şehirlerimizde de “köylü” bir anlayış kendisine mekân ediniyor. Buna şehirlileşme değil, yoksul semtleşme ya da gettolaşma diyor sosyologlar.

                     

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X