Advert
EVLADINA SAHİP ÇIK!
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

EVLADINA SAHİP ÇIK!

Bu içerik 789 kez okundu.

‘’Susmak istiyorum. Konuşmadan yaşamak.’’

Bu cümle bana ait değil. Bu cümle, şimdiki gençlerimizden birine ait…

Bu cümleyi; bir mahallemizdeki bir evin bahçe duvarına, siyah boyayla yazılmış halde görmüştüm.

Aslında bu cümle, toplumumuzda gençlerimizin çoğunluğunda oluşmuş ruh halinin neticesini de bizlere gösteriyor.

Nasıl bir ruh hali almış ki gençliğimiz ‘’konuşmadan yaşamak istiyorum’’ diyor!

‘’Ah, şimdiki gençler!’’, ‘’Bu gençler var ya bu gençler!’’ diye başlayan cümleler dilimize pelesenk olmuş ve çevremizde hemen her ortamda kulaklarımızdadır bu ve buna benzer serzenişler... Ellerinde akıllı(!) telefonları, tabletleri ve bilgisayarları hayata sadece bu sanal dünya üzerinden bakar oldu maalesef gençlerimiz ve yeni nesil gençler…

Akşamları geç vakitlere kadar evinden kopuk, dışarılarda olur olmaz her türlü uygunsuz mekanlarda vakit öldüren bir gençlik…

Sosyal hayatta kendilerini ifade edemeyen, yardımlaşma ve paylaşma duygularından uzak, akrabalarını tanımaktan ve bilmekten aciz,  hal hatır sormak nedir bilmeyen, büyüklerine fikir sorma ve istişare etme alışkanlıkları olmayan bir nesil… Reel olan sosyal dünyadan kopuk, sanal olan sosyal dünyaya sıkı sıkıya bağlı bir gençlik…

Nasıl ki fırıncı güzel ekmek üretmek, terzi güzel elbise dikmek, tamirci doğru düzgün onarmak zorundaysa; bizler de Ana baba olarak ailemize, içinde yaşadığımız topluma ve dahi vatanımıza karşı sorumluluğumuzun gereği olarak, evlatlarımızı güzel yetiştirmek zorundayız. (gerek maddi ve gerekse manevi yönden)

Bizler çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkmaz isek, maalesef sokaklar çok çabuk sahip çıkıyor. Binlerce lira para harcayıp aldığımız iphone’lar ve tabletlerle gönüllerini kazanamadığımız bir gencimizi; cebinden çıkardığı bir tek sigara ile çok çabuk kazanıyor sokaklardaki gençlik…

Her şeyden önce, bizler gençlerimizin ve çocuklarımızın ailesi olarak onlara sahip çıkmak isterken, ilk adım olarak onlara kesemizi açmak yerine, gönlümüzü açmalıyız. Yerine göre onlarla arkadaş olup kafelere gideceğiz( kitap kafelerin sayısı arttı ve çok nezih mekanlar var, değerlendirmeli). Yerine göre haftada bir gün spor etkinliğimiz olacak, mesela halı sahalarda birlikte top oynayacağız. Birlikte bir enstrüman çalma kursuna gideceğiz (ney üflemeyi öğrendim şahsen.)

Haftasonu birlikte camilere gidip cemaatle namaz kılmalı. Sıla-i rahim (akrabaları sorup gözetme) gereği ziyaretler yapmalı. Bazen şehitlik ve kabristan ziyaretleri yapılabilir. Tiyatroya götürmeli (klişe çağrılarımızdan), birlikte kitap okuma saatlerimiz olmalı v.b.

Kısaca, vaktimizi birlikte geçirmenin yollarına bakmalıyız.

Ne demiş atalarımız: ‘’Ağaç yaş iken eğilir.’’

Çocuk yaşta öğrenilenler, mermer üzerine yazılmış yazı gibidir. Büyüdüğünde öğrenilenler ise buz üzerine yazılanlar gibidir; erir ve kaybolur.

Evlerimize; oda içerisinde hep birlikte yerde oturup oynayabileceğimiz oyunlardan alacağız. (kızma mübarek (birader), kartondan bilgi kartlı oyunlar, satranç, dokuztaş veya dama) Çocuk küçüktü büyüktü demeyin lütfen! Şahsen, bu oyunları kardeşlerimle bile oturup oynarım inanın şimdi. Bu oyunları çocuklar inanın asla reddetmez! Çocuklara; ‘’Bakın size oyuncak aldım, hadi oynayın!’’ demeyeceğiz asla! Teklif, ana babadan gelmeli. Ana baba oyuncaklarla birlikte yere veya masaya oturacak ve çocuklarını çağıracak. Hiçbir çocuk ana babasından gelecek böyle bir teklife ‘’hayır!’’ demeyecektir. Bugün bizler evlatlarımızla birlikte oynamaz isek; yarın dışarıda kareyi tamamlatmak üzere oyun başına oturtan çok olur…

Tabi ki onlara sevgimizi göstermek demek, onlara pahalı ve çeşit çeşit hediyeler almak demek değildir. Çocuklar ne aldığınızı ve ne kadar para verdiğinizi önemsemezler. Ama birlikte paylaşılan anlara çok önem verirler.

En iyi ana baba, çocuklarıyla vaktini en iyi şekilde değerlendiren, onlara olumlu manada rol model olabilen ana babadır.

Neticede, çocukluklarında yaşadıkları olumlu/olumsuz tüm gelişmeler, kişiliklerinin oluşumunda çok önemli rol oynarlar.

Yapılan araştırmaların neticesinde, ilgi gören çocuklar; büyüdüklerinde çok değerli insanlar olmuşlar ve hem ailelerine hem de memleketlerine büyük hizmetler yapmışlardır.

Zira çocukların ve gençlerin temiz kalpleri kıymetli bir cevher gibidir. Mum gibi, her şekli alabilir. Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir. Temiz toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun meyvesi elde edilir.

Çocuklarımıza ve gençlerimize hal diliyle örnek olmalıyız. Her eğitimci şunu söyler ve iyi de biliriz aslında: ‘’Sizler ana baba olarak çocuğunuzun karşısında oturup kitap okumadıkça, onlara ‘’evladım kalk kitap oku!‘’ diyerek onları kitap okumaya teşvik edemezsiniz.

Evlatlarımız; anne, baba ve milletin elinde bir emanettir. Anne-baba olarak, millet olarak evlatlarımıza sahip çıkmazsak emanete hıyanet etmiş oluruz. Bunun cezasını dünyada da, ahirette de çekeriz alimallah…

Disiplinsiz, sınırsız, sorumsuz, sevgi ve ilgiden yoksun bir aile yapısında büyüyen çocuklarımız doyumsuz, uyumsuz, başarısız ve ahlaksız bir yaşama kapı aralayabilir…

Yaşamının her alanında bizlere örnek olan Hz. Peygamberimiz(a.s), bakın ne diyor bu konuda? “Çocuklarınıza edep ve terbiye verin, onların edep ve terbiyesini güzelleştirin.” (İbn Mâce)

Evlatlarımıza; güzel ahlakı, toplum içerisinde edep ve haya ile hareket etmeyi, yardımlaşma ve dayanışma duygularını aşılamak ve öğretmek istiyor isek şayet; onlara, bu konuda öncelikle kendi hal dilimizle örnek bir ana baba olmaya çalışmalı ve gayret etmeliyiz.

Gayret bizden, Tevfik Allah’tan…

Selametle kalın! 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!