Advert
BAŞKAN’A RÜŞVET TEKLİFİ…
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

BAŞKAN’A RÜŞVET TEKLİFİ…

Bu içerik 1785 kez okundu.

Projesini pazarlamak üzere gelen firma yetkilisi; projeyi, yapacakları işi ve kullanacakları malzemelerin kalitesini vs. anlattıktan sonra belediye başkanına dönüp: 'Başkanım! Belediyeniz bu projeden dolayı, aylık yaklaşık 100.000 ila 150.000 TL arasında bir gelir elde edecek ve ayrıca bu işle ilgili sizin payınıza düşen miktar ise bir kereye mahsus 1.000.000 TL. Bu miktar şahıs olarak size düşen paydır. Belediyeniz çok kazançlı çıkacak bu işten ve tabi ki; bu önemli projenin mimarı olarak siz de…‘’ Başkanın yanındaki proje ve etüt şefi, başkanının gözlerine bir anlık baktı, başkan da ona baktı. Sonra başkan firma temsilcisine dönerek: ‘’Çok teşekkür ediyorum bilgilendirmeleriniz için. Bir değerlendirme yapacağım ve yarın saat 10.00'da sizi tekrar buraya bekliyorum, görüşelim’’ dedi.

Belediye başkanı, başkanlık koltuğunda henüz ilk yılını doldurmuştu ve başkan seçildiği bu küçük ilçelerindeki ilk yılında; yaptıkları bu projenin mimarı ve fikir babası da kendisiydi. Gece uykusu kaçmıştı ve yatağında dolandı durdu başkan. Gün içerisinde yaşadıklarını, saniyesi saniyesine aklından geçirdi. Aldığı maaşı düşündü, bugünkü teklif, maaşının 100 katıydı belki de. Aldı verdi, aldı verdi…

-Acaba, almalı mıydı kendisine teklif edilen bu parayı?

-Ama bu para, rüşvet değil miydi?

-Yok canım! Niye rüşvet olsun? Neticede bu projeyi kendisi bulmuştu ve belediyesinin de çok kazancı olacaktı ayrıca…

-Hem masrafları çok oluyordu belediye başkanı olduğu için. Beldede herkesin; işine, düğününe, cenazesine ve açılışlarına koşuyordu. ‘’Hayırlı olsunlar’’ bedava olmuyordu. Kendisine bir külfeti vardı tüm bu işlerin. Haliyle, teklif edilen bu parayla bu işlerde daha çok yardımına koşacaktı milletin…

-Ama, hayır! Bu para rüşvet değil miydi? Çünkü kendisinin bulunduğu makama bu para veriliyordu. Kendisi zaten devletten maaşını almıyor muydu?

-Üstelik kendisi imam hatip lisesinden mezun olmuştu ve babası da bu konularda çok hassas birisiydi.

-Sonra, bu konuda Hz. Peygamberimizin önemli bir uyarısı yok muydu: ‘’Rüşvet veren de alan da mel’undur’’ dememiş miydi?

Kalktı yatağından, doğruca mutfağa bir kahve yaptı kendisine…

Bu düşünceden sıyrılması ve bir karara varması gerekiyordu. Açtı cep telefonundan interneti,

rüşvetle ilgili fıkhi bilgiler ve hadisleri okumaya başladı:

-Biz, kimi bir işe görevlendirip de maişetini temin edersek, onun ondan sonra aldığı ihanet lokmasıdır. (Bureyde rivayet etti)

-Allah’ın laneti, rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerine olsun. (Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi, İbniMâce, Abdullah b. Amru’dan rivayet edildi)

-Rasulullah(s.a.v); rüşvet verene, rüşvet alana ve rüşvete yardım edene, yani ikisi arasında gidip gelene lânet etti.” (Ahmed, Sevbân’dan rivayet edildi)

-Sahabeden Ebu Büreyde (r.a) anlatıyor, Allah Rasulu (s.a.v): ”Kim bir vazifeye tayin edilir, maaş bağlanır da, maaşının haricinde, onun aldığı her şey devlet hazinesinden çalmasıdır, rüşvet almasıdır“ dedi der. (Ebu Davud, hadis no 2943)

Okudukça terledi, sıkıldı ve biraz düşündükten sonra tekrar devam etti okumaya:

-Peygamberimiz (a.s), Sahabelerden İbn el-Lütbeyye’yi, ‘Beni Selim’ kabilesinin zekâtlarını toplamak işine âmil tayin etti. Lütbeyye, zekat toplama işini bitirip Peygamberimizin (a.s) yanına gelince ona şöyle hesap verdi:

“Bunlar size aittir. Bu da bana hediye edilendir.” Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s) şöyle dedi: “Doğruysan söyle! Sen babanın ve annenin evinde otursaydın o hediyen gelir miydi? Sonra Peygamberimiz (as) ayağa kalkıp, Allah’a hamd ve senâdan sonra insanlara hitap etti. Şöyle dedi: “Ben sizden bir adamı, Allah’ın bana yüklediği bazı işlerin üzerine görevli tayin ediyorum. Sonra biriniz bana gelip,’’ bu sizin için, bu da bana hediye edilen hediyedir’’ diyor. Doğruysa söyleyin, O, babası ve annesinin evinde otursaydı, ona hediyesi gelir miydi? Allah’a yemin olsun ki; sizden birisi hakkı olmaksızın ondan bir şey alırsa, kıyamet günü Allah’a onun sorumluluğunu taşıyarak gelir. (Buhari, Ebu Hâmid el-Sâ’idî’den rivayet etti)

Cep telefonunu elinden masaya bıraktı. Sandalyesine yaslandı ve bir ’’of’’! çektikten sonra kendi kendine:

’’Ama benim alacağım para rüşvet sayılmaz ki, hem bu projeyi ben buldum. Benim sayemde hem ilçemiz büyük bir gelir elde edecek. Sonra başkanlık yaparken bir çok masraflarımız oluyor, aldığımız bu maaşla karşılayamıyoruz tüm bu giderleri…’’ ve tekrar cep telefonuna baktı ve açık sayfadaki son paragrafı okudu:

-Sahabeden Mutayr (r.a) anlatıyor; Allah Rasulu (s.a.v.): “Ey İnsanlar, birbirinize olan ikramlarınızı ve hediyelerinizi, karşılıksız olarak verdiğiniz müddetçe alabilirsiniz. Bir fayda ya da menfaat elde etmek için ikram ve hediye olduğunda, dininizin hükümlerinden vazgeçirilmek için olduğunda, ikram veya hediye verilmesi veya alınması zorunlu kılındığında, o ikramı veya hediyeyi almayınız vermeyiniz, almak ya da vermek yasaktır, haramdır“ dedi. (Ebu Davud, hadis No: 2958)

Kalktı masadan ve doğru yatak odasına gitti. ’’Artık uyumalıyım, sabah ola hayrola’’dedi, kendi kendine…

Ertesi gün… Makam odasına gidene kadar aklında hep 1.000.000 TL ile neler yapabileceğini düşündü:

-İlçenin batı yönünde yapılan yüksek katlı dairelerden birini alabilirdi mesela…

-Yeni ve lüks bir Mercedes yakışırdı başkan olarak kendisine…

-Kim bilir? çocuklarının eğitimleri de çok özel olabilirdi artık…

İşi yapacak firma yetkilisi tam randevu saatinde gelmişti ve heyecanla başkanın makam odasına geçti.

-Selamlar başkanım, nasılsınız? Teklifimizi değerlendirdiniz mi? Eminim olumlu bir kanaat oluşmuştur sizde de?

Başkan bir an düşündü…

Bir yanda inançları, hassas duyguları; bir yanda alacağı 1.000.000 TL para…

Para büyüktü ve haliyle imtihan da büyük oluyordu.

Neticede insanoğlu şu fani dünyaya, imtihan için gelmişti.

Ve başkan şu an; İnsanoğlunun en önemli ve tehlikeli üç imtihanından ikisi ‘’PARA ve ŞÖHRET’’ ile imtihan oluyordu.

-’’Teklifinizi kabul ediyorum. Lakin; şahsıma vereceğiniz 1.000.000 TL’yi belediyemize, 1 yıla bölerek, aylık gelirlerimizin birim fiyatlarını yükselterek ekleyeceksiniz. Hak etmediğim bu parayı şahsıma kabul edemem.’’

Firma yetkilisi şaşkın bir şekilde bir an duraksadı ve: ’’Tabi ki başkanım! olur" dedi…

Satmamıştı başkan kendisini…

Satmamıştı inandığı değerleri…

Satmamıştı imam hatip ruhunu…

Peygamberinin (a.s) sözlerine uymuş, makamına teklif edilen bu parayı, şahsına kabul etmemişti…

Selam olsun! Böyle kahraman başkanlara!

Selam olsun! Dinini, dünyası için satmayanlara…

Selam olsun! Haktan ve hakikatten ayrılmayanlara…

Ve yazıklar olsun! Kendisini üç beş kuruşa pazarlayanlara…

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!