Advert
DİNİNİ KORUYANLAR  VE  YIKANLAR
Habib KARAÇORLU

DİNİNİ KORUYANLAR VE YIKANLAR

Bu içerik 677 kez okundu.

      Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kısa bir süre önce ülke genelinde çok kapsamlı “ Türkiye’de Dini Hayat Araştırması” konulu anket çalışması yapıldı. Araştırmanın sonuçları bize Türkiye’deki dini hayatla ilgili çok önemli ipuçları veriyor. Bu araştırmaya göre; katılımcıların yüzde 99,2’si kendisinin İslam dinine mensup olduğunu, yüzde 98,7’si Allah’ın varlığına ve birliğine kesin olarak inandığını, yine 96,5’i Kur’an’da “anlatıların hepsinin doğru ve gerçek olup tüm zamanlarda geçerli” olduğunu söylüyor. Ve yine yüzde 96,2’si ölümden sonra diriltilip yaptıklarından hesaba çekileceğine inanıyor. Buraya kadar rakamlar iyi, İslam  esaslarına inanç konusunda, cüzi bir kısım dışında toplumun tamamı inançlı. Sıra uygulamaya gelince aynı rakamları değil yarısını bile göremiyoruz. Beş vakit namazı düzenli olarak kılanların oranı ne yazık ki yüzde 42,5. Demek oluyor ki namazını düzenli kılmayan ve de hiç kılmayan yüzde 57,5 gibi bir çoğunluk var.

       Yüce kitabımızda tam ve dolaylı şekilde 99 yerde geçen namaz, müminlerin özelliklerinin başında zikredilmektedir. Fatiha Suresinden sonra gelen Bakara Suresinin hemen ilk ayetlerinde müminlerin (muttakilerin) özellikleri sıralanırken;”Onlar ki gayba iman edip namazı dürüst kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler.”(Bakara Suresi 3.Ayet). Bu ayetin benzeri daha birçok ayet Kur’an-ı Kerim’de mevcuttur. Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.): “Namaz dinin direğidir. Her kim onu kılarsa dinini korumuş olur, her kimde onu kılmazsa dinini yıkmış olur.”(Beyhaki-Şuabu’l-iman) diye buyurmaktadır. Bu mahiyette yüzlerce hadis zikredilebilir. Yine Allah Resulü (S.AV.); insanların mahşer günü önce namazdan hesaba çekileceğini, namazının hesabını verenlerin, diğer hesaplarının kolay geçeceğini birçok hadiste buyurmuştur.

       Ülkemizde dinini iyi bildiğini zanneden Müslümanların sayısı oldukça fazladır. Bilmediğini bilenlerin sayısı ise çok azdır. Namaz kılmamanın ne kadar büyük bir günah, ne kadar büyük bir vebal ve ne kadar da önemli bir kayıp olduğunun bilincinde olan Müslümanların sayısı azdır. Bunun en önemli nedeni Kur’an ve Sünnetten habersiz yaşamaktır. Namaz kılmayanların ahretteki durumları ile ilgili ayetlerden biri de Müddesir Suresi 3.Ayettir ki;”Mücrimlere soracaklar ki, sizi cehenneme koyan şey nedir?”Namaz kılanlardan değil idik”diyecekler.” Diye Allahü Teala tarafından uyarı yapılmaktadır. Namazı terk edenlerle ilgili Hz.Peygamber (S.A.V.)’de:”Bilerek namazı terk eden kişiden Allah ve Resulünün zimmeti uzaktır.”(Ahmet b.Hanbel IV,238) Buyurarak namaz kılmamanın Allah ve Resulü yanındaki terk edilmişliğini, yani dışlanmışlığını haber vermektedir.

        Halk arasında beynamazlık (binamaz=namazsız) olarak ifade edilen durum bütün mezheplerde fıkhi açıdan cezayı gerektiren bir müeyyideye muhatap olmuştur. Eddurul-Muhtar adlı Hanefi Fıkıh kitabında;”Tembellik nedeniyle namazını kılmayan kişi fasık olup, böyle bir kişi hapsedilir ve namazı kılıp tevbe edinceye kadar vücudundan kan akacak şekilde dövülür.Ya tevbe edip namazını kılar yahut hapiste ölür.” Hükmü geçmektedir. Diğer mezheplerde beynamazın durumu ve cezası çok ağırdır, ölüm cezasına kadar gitmektedir.

      İslam dinini yozlaştırıp, Hristiyanlığa benzetmeye çalışan,”Dinde zorlama yoktur.” Hükmünü saptıranlara göre yukarıdaki hükümler çağdışıdır, yobazlıktır. Zorlama yapmamak Müslüman olmayanlar içindir .Kimse onları zorla Müslüman yapamayacağı gibi, İslam’ın hiçbir hükmünü onlara dayatamaz.Yaparsa suç işlemiş olur.Ancak bir Müslüman dinin emir ve yasakları karşısında zorlanmaya muhatabdır.Yukarıda da ifade edildiği şekilde, yapmamak gibi bir hakkı bulunmamaktadır.

       Çok yakın zamanlarda yani babalarımızın rivayetlerine göre, o zamanki alim veya hocalarımız, bir yerde bir beynamazın bulunduğunu haber aldıklarında, kalkıp o kişinin ayağına gider, onu namaz kılması hususunda ikna edinceye kadar uğraşır, hatta yalvarıp yakarırlarmış. Derlermiş ki;”Bir beynamazın yedi köye zararı vardır.” Yani Allah’a itaatsizliğin boyutları bu kadar geniş demek ki.

        Çocuklarını küçük yaşta namaza başlatmakla her ebeveyn Peygamberimiz(S.A.V.)’in buyurmuş olduğu gibi sorumludur. Namaz ihmal edilecek, küçümsenecek, ertelenecek, savsaklanacak, geçiştirilecek bir ibadet değildir,”Dinin direğidir.” Dünya ve ahrette önemli sonuçları vardır. Birbirimizi bu konuda uyarmak da hepimizin üzerine farz-ı ayındır.

       Çocuklarını ana sınıfına, kreşlere gönderen ebeveynler, oralarda ne öğretildiğine, kimlerin öğrettiğine çok dikkat edin! Çocuklara bale,dans,gitar çalma kursu verenlerin yanında dinini öğretenler varsa onları tercih edin.Din eğitimi çok küçük yaşta başlar,ağaç yaş iken eğilir,sakın bunu unutmayın!

    

 

      

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
2013 model Volkswagen Jetta icradan satılıktır
2013 model Volkswagen Jetta icradan satılıktır
2012 model Peugeot 308 icradan satılıktır
2012 model Peugeot 308 icradan satılıktır