Advert
RAHMET NEDEN YAĞMAZ
Habib KARAÇORLU

RAHMET NEDEN YAĞMAZ

Bu içerik 299 kez okundu.

Bulunduğumuz ay itibarıyla kış mevsiminin tam ortasında olmamıza rağmen ülke genelinde yağış konusunda hiç görmediğimiz kurak bir dönem yaşamaktayız. Yaşanan kuraklığın nedeni olarak küresel ısınma, iklimlerin yer değişmesi, ekolojik dengenin bozulması gibi nedenler ileri sürülse de bir de işin ilahi yönü var ki, asıl bizim üzerinde düşünmemiz gereken de budur.

Kâinatın yaratıcısı, mutlak irade ve kudret sahibi Yüce Rabbimizin dilemesi ve izni olmadan kuru bir yaprağın bile dalından düşemeyeceğine iman etmişiz. Rüzgârları estiren, yağmuru, doluyu ve karı yağdıran, ekinleri yeşerten, her yarattığına rızkını veren O’dur. Bu konuyla ilgili Âlemlerin Rabbi Yüce Allah Kerim Kitabında şöyle buyurmakta: “O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayın.” (Bakara Suresi, 22.Ayet) Yine başka bir Ayet-i Kerimede:

 

Allah O'dur ki, rüzgârları gönderir de bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken yağmuru görürsün, aralarından çıkar. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri güler.” Buyurmaktadır.

            Yüce Rabbimiz geçmiş kavimler ve ümmetlerin durum ve akıbetleri ile ilgili Kerim Kitabında verdiği haberlerde onlara gökyüzünden nasıl rahmet indirip bol rızık verdiğini, onlar azıtınca da nasıl helak ettiğini haber vermektedir: Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkânları onlara vermiştik. Onlara gökten bol bol yağmur indirmiş, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra başka bir nesil yarattık.” (En’am Suresi, 6.Ayet)

            Yeryüzündeki canlıların amel bakımından en cahil ve zalimi olan insan üzerinde yaşadığı, barındığı ve beslendiği dünyayı kendi elleriyle bozmaya devam etmektedir ki bununla ilgili Rum Suresi 41.Ayet-i Kerimede:"İnsanların kendi elleriyle işledikleri (günahlar) yüzünden karada ve denizde (kuraklık ve hastalıklar yaygınlaştığı için) düzen bozuldu.Allah, (yaptıkları) bazı amellerine karşılık onları cezâlandırır.Umulur ki onlar tevbe ederek Allah’a dönerler.” Diye buyurmaktadır. Hazreti Peygamber (S.A.V.) de çeşitli bela ve musibetlerin nedenleriyle ilgili şöyle buyurmaktadır: "Ey Muhâcirler topluluğu! Beş şey vardır ki, onlarla imtihan olunduğunuzda (o toplumda hiçbir hayır kalmamış demektir.) Siz hayatta iken onların ortaya çıkmasından Allah'a sığınırım. (Bu beş şey şunlardır:) Birincisi zinadır ki, bir toplumda zina ortaya çıkar ve açıktan işlenecek bir hale gelirse, o toplumda mutlaka vebâ ve onlardan önce gelmiş-geçmiş hiçbir millette görülmeyen hastalıklar yayılır. İkincisi ölçü ve tartıda hiledir ki, bir toplum, ölçü ve tartıyı eksik yaparsa, o toplum mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve sultanın (yöneticinin) zulmüne uğrar. Üçüncüsü, zekât vermemektir ki, bir toplum, mallarının zekâtını vermezse, mutlaka gökten yağmur kesilir. Şayet hayvanlar da olmasaydı, tek damla yağmur bile yağmazdı. Dördüncüsü, ahdin bozulmasıdır ki, bir toplum, Allah ve Resülünün ahdini bozarsa, (düşmanla yaptığı anlaşmayı ihlal ederse) Allah Teâlâ, kendilerinden olmayan bir düşmanı o topluma musallat eder ve ellerindeki (servet)lerin bir kısmını onlardan alırlar. Beşincisi,  Allah'ın kitabı Kur'an ile hükmetmeyi terk etmektir ki, bir toplumun liderleri (yöneticileri), Allah'ın kitabı Kur'an ile hükmetmeyi terk edip Allah'ın indirdiği hükümlerden işlerine gelenleri seçerlerse, Allah Teâlâ onları kendi aralarında savaştırır (onları birbirine düşürür)." (İbn-i Mâce; 4155. Hadis)

            Günümüz toplumlarında ne yazık ki hadiste zikredilen günahların tamamı olmasa da birçoğu işlenmekte ve artarak da devam etmektedir. Zekâtın gerektiği şekilde verilmemesi de rahmetin kesilmesinin en büyük nedenidir. Bu konuda din görevlilerimiz ve az çok dini ilim sahibi olanlarımız  ne yazık ki halkı yeterli şekilde uyarmamaktadırlar.Toplumun içerisindeki ilim ve irşada yetkili kimseler emr-i bilma’ruf ve nehy-i anilmünker (iyiliği emredip kötülükten nehyetme)’i terk etmiş iseler vay o toplumun haline ki, artık sonrasında yukarıda sayılan bela ve musibetlerin gelmesini beklemek lazım. Her birimiz hata, günah ve kusurlarımızın farkına varalım, Yüce Rabbimizden af ve mağfiret dileyelim, O’na layık kullar olalım ki rahmetine nail olalım. Yüce Rabbimiz bu konuda mealen şöyle buyurmakta: "Şayet onlar (insan ve cin kâfirleri), (İslâm) yolunda dosdoğru yürüselerdi (ve ondan sapmasalardı), onlara bol bol yağmur indirir (ve dünyada onların rızıklarını bollaştırırdık)." (Cin Sûresi: 16.Ayet) Rabbim,  bizleri sırat-ı müstakiminde olan kullarından eyle ve bizi bağışla. Âmin.

           

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TÜRK TELEKOM EĞİTİM TIRI ELAZIĞ’DA
TÜRK TELEKOM EĞİTİM TIRI ELAZIĞ’DA
ELAZIĞ AFAD'A
ELAZIĞ AFAD'A "BRONZ MADALYA"