Advert
AİLE KORUNUYOR MU, YIKILIYOR MU?
Habib KARAÇORLU

AİLE KORUNUYOR MU, YIKILIYOR MU?

Bu içerik 440 kez okundu.

Birkaç gün önce bir öğretmen arkadaşım apartmanlarındaki bir komşusunun aile içindeki anlaşmazlık nedeniyle evden altı ay uzaklaştırma cezası aldığından bahsetti. Bu meseleye arkadaşım gibi ben de çok üzüldüm. Meslektaşımız da olan bu mağdur arkadaş ve ailesinin ileride hangi olumsuzlukları yaşayacaklarına dair fazla kehanette bulunmaya gerek olmadan ülkemizdeki bu konuda yaşanmış binlerce acı gerçeği bir kez daha gözümün önünden geçirdim: en iyi ihtimalle boşanmalar, beden veya ruh sağlığını kaybedip bunalıma düşen eşler, koca cinayetleri, cinnet geçirip bütün aile fertlerinin ve kendisinin canına kıyanlar, mağdur olan çocuklar, daha ne vahim olaylar.  Bu konudaki temel sorun ise uzmanlara göre güya aileyi korumak için çıkartılan yasadan kaynaklanmakta.

8 Mart 2012 tarihinde TBMM’de kabul edilen“6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" maddelerine göre bir kadın istediği zaman kocasını evden atabiliyor. Kocasını evden atması için dayak, yaralama gibi bir fiziksel şiddete uğraması da gerekmiyor, psikolojik şiddet de kanun kapsamında.  Kadının delil göstermeksizin ve karşı taraf da hiç dinlenilmeden ve de herhangi bir yargılama da yapılmadan doğrudan erkeğin cezalandırılması dünyada eşi görülmemiş bir uygulama olarak tatbik edilmekte . Bu kanun Aile ve Sosyal politikalar eski Bakanı Fatma Şahin döneminde çıkarıldığı için “Fatma Şahin Kanunu” olarak da anılmakta.

Ailelerin birkaç istisna dışında yıkılması ile sonuçlanan bu uygulama hakkında çok güzel bir yazı kaleme alan Hanım yazarlarımızdan Sema Maraşlı kardeşimiz kendisine intikal eden böyle bir meseleyi şu şekilde güzelce irdeleyip sonuca gidiyor:  “Erkeğe verilen bu ceza sadece evden uzaklaştırma cezası değil, mahalleye yaklaşmama, çocuklarını görmeme, okullarına yaklaşmama, karısını telefonla aramama ya da mesaj atmama gibi erkeğin ailesi ile iletişimini kesecek pek çok şeyi de kapsıyor. Erkek bunlardan birine dikkat etmezse bir eşyasını almak ya da karısı ile konuşmak ya da çocuklarını görmek gibi bir sebeple evine gelirse ya da telefon açarsa erkeğe hapis cezası var. Yani Aile Bakanlığımız aileyi korumanın çaresini evin direğini evden söküp atarak korumakta bulmuş besbelli. Zannetmişler ki direk olmadan çatı ayakta durur. Belli ki kanun yapılırken, kocasına psikolojik şiddet uygulamak için kötü niyetle kullanacak olan kadınlar hiç düşünülmemiş. Ayrıca evine dönen erkeklerin karısının yanında hali nasıl olur, o evde ayrı mesele. Evden atılıp dönen bir baba, çocuklarının gözünde ne kadar saygıya layık görülebilir? Bunları düşünen de olmamış. Eğer ki kanun değiştirilmeyecekse hiç olmazsa adını değiştirsinler. Şu anki ismi içeriği ile uyuşmuyor. Kanunun adı: "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi" değil de "Ailenin Korunması İçin Kadını Kocasından Uzak Tutma Kanunu" olabilir, "Aile İçi Fitne Çıkarma Kanunu", "Aileyi Yıkma Kanunu", "Aile İçinde Erkeği Sindirme Kanunu" "Erkeği Kadına Köle Etme Kanunu" gibi kanunun içeriğine uygun bir adı olsun bari. En azından erkekler evlenirken hangi kanunları da kabul etmiş olduklarını bilsinler.”

“Direk olmadan çatı ayakta durur zannetmişler.” Diyor hanım yazarımız, bu yasayı çıkaranlar ve uygulayanlar da birer aile sahibi olduklarına göre bütün bu yaşananlardan sonra ne düşünüyorlardır acaba, kendilerine bir sormak lazım. Hiçbir darp suçuna verilmeyen ceza niye ailenin reisine, evin erkeğine, hamisine, evin direğine verilir acaba? Bunu bir düşünmeyecek miyiz? Adam gelir hastaneye doktoru döver, bir daha bu hastaneye girmeyeceksin demezler, öğretmeni döver, bir daha okullara yaklaşma denmez, ancak insanlık veya evlilik hali, olur ya, evde tartışma olur, kocanın sabrı zorlanır, erkeklik gururuna dokunur kızar, bağırır veya sinirine hâkim olamaz bir sille çeker, evinden, ailesinden, çocuklarından uzaklaştırılır, buna sabredemez, katlanamaz, evlilik hayatını  bitirir, yuva yıkılır, böylece kadına şiddet de önlenmiş olur.

Avrupa Birliği uyum yasaları adı altında Avrupa’dan getirilerek yasalaştırılan ve uygulamaya konulan “zinanın suç sayılmaması”, “domuz etinin kasaplık hayvan sayılması” ve “kadına şiddete ceza” gibi kanunlar içten içe toplum ve aile yapımızı kemirmekte ve geleceğimizi tehdit etmektedir. Meseleleri, temelinde Yunan felsefesi, Roma hukuku, Hıristiyanlık inancı, pozitivist ve materyalist fikirler bulunan Avrupa medeniyetinin yöntemleriyle anlamaya ve çözmeye çalışırsak böyle vahim sonuçları da yaşamaya devam edeceğiz elbette.

            Yüce Rabbimizin bizlere dünya ve ahret mutluluk ve kurtuluşunu kazanmamız için gönderdiği Yüce İslam dini aileyle ilgili kuralları koymuştur. Dinimizin temel kaynağı Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz: “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.” (Nisa Suresi, 34.Ayet)

Yukarıdaki ayete muhalefet ederek “kadın-erkek eşitliği” diye Feminist düşüncelere kendini kaptıran hanım veya kızlarımıza şunları tavsiye ediyoruz: 1-Erkek ve kadın yaratılışta eşit değildir, farklı fizyolojik ve ruhsal yapıya sahiptirler.2-Erkek kadına göre daha güçlü olduğundan evin geçimi ona aittir, kadın çalışmak ve para kazanmak zorunda değildir.3-Kadına verilmiş en büyük görev anneliktir. Yeryüzündeki en önemli, en şerefli ve kutsal görev budur. Bu görevin terki ve ihmali asla caiz değildir. 4-Kadın kocasına itaat etmekle, erkek de karısını kollayıp gözetmekle sorumludur.5-Ailenin varlığının devamı karşılıklı hoşgörü ve fedakârlıkla sağlanacaktır.6-Medyada ve boş buldukları yerlerde kadın haklarından, eşitlikten bahsedenler, kadınların çalışmasını zorunlu görenler,  kadınların ve ailenin bilip veya bilmeden aleyhine çalışanlardır. Akıllı kadın çocuklarına sahip çıkıp onları en iyi şekilde yetiştiren, evinin sultanı olan, kocasının gönlünü kazanarak yuvasını sağlamlaştıran, dünyalığın değil ahretin hesabını yapan kadındır. Rabbim kadınlarımıza Hazreti Hatice, Hazreti Aişe ve Hazreti Fatma annelerimizin ahlakını, erkeklerimize de Hazreti Peygamber(S.A.V.)’in ahlakını örnek almayı nasip etsin. Âmin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
U21'ler Kemal'i durduramadı
U21'ler Kemal'i durduramadı
ERDOĞAN: BU HİLAL İLE HAÇ’IN SAVAŞIDIR
ERDOĞAN: BU HİLAL İLE HAÇ’IN SAVAŞIDIR