Advert
NASIL YAPMALI?
SIRAÇ KOÇ

NASIL YAPMALI?

Bu içerik 455 kez okundu.
Reklam

"Bir insanı belirleyen maddi yaşam koşullarıdır" der Çerşinevski, “Nasıl Yapmalı” adlı romanında.

Hiç kimse kendi kendini belirleme yeteneğine sahip değildir, kişiler içinde bulundukları koşullara göre belirlenir diye özetler.

Koşullarımızı değiştiremezsek onlar bizi şekillendirir.

Toplumsal yaşamımızdaki ince ayrıntılar da tam bu noktada devreye girer.

 

*

 

Özelden genele; arkadaş, mahalle, şehir, yaşadığımız ülke ve aldığımız eğitim belirleyici olur ‘biz’ için.

Dünyanın en ücra köşesinde bir mahalle düşünün.

Kimse kapısının önünü süpürmez, çöplerin sokakta beklemesinden rahatsız olmaz.

Bu mahalleye hizmet eden belediye için hizmetin bir anlamı olmayacaktır değil mi?

Yani çalışmayacak ve hizmet üretmeyecektir.

Hizmet, talep edilmedikçe ya da rahatsızlık duyulmadıkça gelmeyecektir.

Başta dediğimiz gibi; biz koşulları, koşullar ise mahallemizin kaderini belirler artık.

Öyleyse ne istediğinden bihaber topluluklar, hizmetsizliğe yani geri kalmışlığa mahkumdur.

Bu örnek bize “talep-hizmet” yani “vatandaş-kamu” ekseninde talepkar olmanın önemini göstermiştir sanırım.

 

*

 

Evde, sokakta, iş yerinde hepimiz temiz olmaya özen gösteririz.

Çünkü inancımız gereği temizlik imandan gelir.

Peki devlet-vatandaş ilişkisi bakımından hizmet odaklı kalmayı ve temiz olmayı nasıl başaracağız?

Kirletmemek temizlemekten daha ucuz ise, kirlenmemek için ne yapmak gerekir?  

Aslında özel sektör tarafından üretilen mal ve hizmetten kalite beklentisi ne ise devlet kurumlarından beklenen kalite de aynı olmalıdır.

Bu açıdan özel sektörün müşteri memnuniyeti tanımlaması, kamu açısından vatandaşın mutluluğudur.

Her ikisinde de faturayı müşteri yani vatandaş keser.

Memnuniyetsizlik özel sektörde kâr kaybı, kamuda oy kaybıdır.

Tekrar sorunun cevabına dönelim ve yapılması gerekenleri sıralayalım...

Kanun ve kuralları uygulayarak,

Kanunları uygularken hiç bir sınıf, kesim, zümre arasında fark koymayarak,

Yönetenin, milletin hizmetkarı olduğunu bilerek,

Hesap vermenin bir acizlik değil, hizmet etmenin bir gereği olduğunu kabullenerek,

Her bir vatandaşın en küçük talebini,  hayati bir talep gibi değerlendirecek politikalar üretmeliyiz.

Ancak bu şekilde mutlu bir topluma ulaşabiliriz.

Unutmayalım, mutlu vatandaş güçlü devlet demektir.

Yerelden genele, azdan çoğa, yokluktan varlığa geçmenin sırrı budur.

Sizce vatandaş olarak çok mu şey istiyoruz?

Haftaya görüşmek dileğiyle...

Mutlu kalın!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KORUYUCU AİLE BİRİMİNDEN ÖĞRENCİLERE SEMİNER
KORUYUCU AİLE BİRİMİNDEN ÖĞRENCİLERE SEMİNER
TY ELAZIĞSPOR TEKNİK DİREKTÖRÜ HÜSEYİN KALPAR:  ÇOK DEĞERLİ BİR 3 PUAN
TY ELAZIĞSPOR TEKNİK DİREKTÖRÜ HÜSEYİN KALPAR: ÇOK DEĞERLİ BİR 3 PUAN