Advert
SEMBOLİK BİR YAZI DAHA
M.SALİH DEMİRDAĞ

SEMBOLİK BİR YAZI DAHA

Bu içerik 1483 kez okundu.

         Nietchze’den bahsetmeden bir yazı yazmak gerek…

         Nietchze’yi merkeze almamın sebebi, son dönem entelektüelleri arasında yüksek oranda dikkate alınır olması. Aslında küçük bir ritüeli o, bu yazının. Ve ritüeli bu denli küçük (!) olan bir yazının muhatabının ne denli dikkate değer olduğunu keşif babında ifade edilmiş bir kelam.

         Bahsi geçmeyenin ya da geçmeyecek olanın, kendinden menkul aforizmaları, kendinden sonraki nesilleri ayakta uykuya duçar kılsa da, beyin yumuşaklığındaki devinim, ölümden uzak tutamıyor maalesef.

         Aslında güzel bir pazar yazısı olmalı idi bu yazı. Ancak Perşembe günü yazacaksın diyen mütehakkim bir patron bugün sağlam bir değerlendirme yazısı niyeti ile bu yazıyı okumaya başlayan siz değerli dostlarımın hayal kırıklığına uğramasının en büyük sebebi.  Yani suçlu: patron!!!

         Basmakalıp değerlendirmelerden uzak ama işlenmiş bir yazı kaygısının muhatabı olan insan teki de elbette ortak kaygılar beslemektedir. Onun için özür mahiyetinde serd edeceğim dünyalığımı yakın dostlarıma aş ikramı olarak arz edebilirim.

         Bir düşünür ile yazıya başlamanın ana sebebi, yazıyı daha dikkat çekici kılmak. Yazınının muhatabı olan okur, ilgi çekici yazı talebinde bulunurken, kendi iç dünyasına, çelişkilerine düğüm atan ya da tam aksi bir şekilde düğümlerini çözen yazar görmeyi diler.

         Üretilen her yazı ya düğüme düğüm, ya da düğüme çözüm…

         Yazıya düşünür ile başlamanın ikinci sebebi, birçok dostumdan aldığım eleştiriler toplamına cevap verme isteği. Sembollerle yazı yazdığımı, yazıların anlaşılır olmadığını dile getiren dostlarıma ironi içeren bir cevap ya da küçük bir meydan okuma.

         Her yazı, muhatabına ulaşmak ister. Her yazı iz bırakmak ister. Her yazı, düşünce dünyasına kuyruklu yıldız düşüşü romantikliği yaşamak ister elbette ancak böyle olmaz genelde.

         Sanırım herkesi cezbedebileceğim bir yazı yazma kabiliyetine sahip değilim. Zazacadan Türkçeye geçişte zorlanmanın intikamı sanırım. İçerisinde latife olsa da, aslında farklı bir disiplinle yazmamın en büyük sebebini, çok iyi bildiğim, düşündüğüm, rüyalarımda konuştuğum iki ana dile sahip olma ile açıklayabilirim ancak. Yazarken farklı bir iklime girme sebebini böyle açıklamanın yanında, iç dünyanın sesini biraz daha yazının temeline müdahil kılma isteği de amillerden biri sanırım.

         İnsan teki, canlılar içinde özel kılınmış ya, belki bu özel kılınmanın verdiği kibre varan üstünlük duygusu ile kendisini yarattığını idrak ettiği gücün temsilcisi olarak görme sıfatının bir tezahürü aynı zamanda.

         Yaratıcı ne yapmışsa, onu yapma isteği. Elbette küçük bir kısmını. Elbette daha mütevazısını. Ancak biz had bilmezler güruhunun küçük bendesi olan ben, sanırım muhkem ayetlerin etkisinde biraz fazla soluklanmışım…

Hoşgörü talebi, tam da bu noktada zihinlerinize kazınmalı dostlarım. Zira ben üretmeye çalışanım. Sizler tüketirken üreten. Onun için hoşgörü talebinde bulunmaya sizden fazla hakkım var. Zira Nietzche’den bahsetmeden bir yazı daha tamamladım. Sizin için zor, benim için kolay olanı başardım… Muhabbetle…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI