Advert
MELEKELERİN İNŞAASINA DAİR
M.SALİH DEMİRDAĞ

MELEKELERİN İNŞAASINA DAİR

Bu içerik 1583 kez okundu.

 

Hayallerin sınırı olur mu diye bir soru sorulsa, sınır biçilmez olduğuna ilişkin ekseriyet cevabı alınır büyük ihtimalle.

         Aklı olanın hayali olur. Aklın sınırı, hayalin de sınırıdır denirse, sonsuzluk içinde hayallere de sınır tayin etmiş oluruz değil mi dostlar?

         Aklının bir kısmını kullananın hayallerinin sınırı, elbette küçük bir dünya ile sınırlı kalır. Kullanılması gerekenin tamamını kullanma gayreti içerisinde olanın emeğinin karşılığının verilmemesi ihtimali olur mu hiç? Elbette dünyalar aşılır. Çizilen sınırların dışına çıkılmak istenir.

         Bizler, bize ait kılınan her değeri, ailemiz, çevremiz ve eğitimimiz ile değerli ve sınır aşıcı kullanabildiğimiz gibi, hödük bir anlayışa teslim de edebiliriz.

         Arzın insana tahsisi ile başladı bütün kavgalar esasında. Arz, bütün insanlığın hizmetine sunulmuş ve de sunulanın asgari nispette adil bir paylaşım ile bütün insanlar arasında pay edilmesi emrolunmuş iken, bu emrin her fırsat ele geçirildiğinde insan nesli tarafından bertaraf edilmek istenmesi, insanı aşağılıkların en aşağılığına mahkûm etmiştir. Bu durum, insanın iyilik ve kötülük kavramı içerisindeki sonsuz renk cümbüşünden sadece siyahı –ki, siyahın kötüyü tasvir etmesi, kadim yazıtların en önemli tasvirlerindendir diye bilirim- kendine hasretmesi demektir ki, mahpusluk halinin bitmeyeceği manasına gelir.

         Sonra arzın; insan unsurunun meydana getirdiği sistemler eli ile -bunlara devlet denildiği gibi günümüz dünyasında şirketler de dâhil olmuştur bu sistemlere - toprak temelli sınırlamalar üretmekteyiz.  Parçalara bölünenin, bütünü kaybetmesi, zamana ve probleme bağlı olarak bütünü düşünememesi, tabii bir netice olduğundan, günümüzde yaşayan insan tekinden herdaim çözüm üretmesi beklenemez. Bir de bu insan tekinin insanlık tarihinin anayurdu olan Orta Dünyanın herhangi bir köşesinde yaşıyor olduğunu düşünürsek -ki, zikredilen numunelerdeniz- bu insan tekinin çözümün parçası olmasını beklemek hayal ötesi bir beklenti içerisine sokmalı bizi.

         Çizdiğimiz, coğrafi sınırlar, aklımızın dilimlerine, her dilimindeki çözüme etki etmiyor mudur dostlarım?

         Çizdiğimiz her coğrafi sınır, aynı zamanda kültürümüze, dilimize, meselelere vakfımıza ve çözüm üretme kabiliyetimize etki etmiyor mudur?

         Her okurun tek tek bu sorulara “evet” dediğini duyar gibiyim. Zira her sınırın içerisinde olanı belirleyen yönetimler aklımızın kodlarına da nispi anlamda hükmetmektedirler. Kendimizi bundan beri tutmamız mümkün değilse, dehlizlerimizi, ışık nimetine kavuşturmanın yollarını aramamız gerekmez mi?

         Zihinde sınırları kaldırmakla başlamak gerek. Asli paydalar ile…

         Bize, yaradılışımıza uygun olarak hediye edilmiş bulunan değerleri merkeze koyarak, bu değerlerden uzak tutan her mazereti öteleyerek çözüm için yola koyulmalıyız diye düşünürüm.

         Bizden talep edileni idame ettirdiğimiz ömrün merkezine koyduğumuzda; sınırlarımız, problem üretmek yerine çözüm üreteceklerdir.

         Tabii yaşamın tabi neticesi olan sınırların da, problemlerin de, çözümün de; bir miktar toprak ile çevrildiğimiz gün, heybemizde katığımız mı, yoksa uzun bir süre beyhude yere taşınan bir yük mü olduğunu anlayacağımız günün yakın olduğu bilinci ile bütün sınırları, sınırları kaldıracak olan anlayışa teslim etmemiz gerek dostlar.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇEVRE DÜZENİ PLANI'NDA DEĞİŞİKLİK YAPILDI
ÇEVRE DÜZENİ PLANI'NDA DEĞİŞİKLİK YAPILDI
ELAZIĞ’DA KAYIP OLAN KÜÇÜK KIZI, JANDARMA EKİPLERİ BULDU
ELAZIĞ’DA KAYIP OLAN KÜÇÜK KIZI, JANDARMA EKİPLERİ BULDU