Advert
SAVAŞLAR NASIL KAZANILIR
M.SALİH DEMİRDAĞ

SAVAŞLAR NASIL KAZANILIR

Bu içerik 1732 kez okundu.

Gelişimin temeline koyduğumuz dinamikleri belirledikten sonra gerek birey gerekse devlet için sağlıklı bir mekanizmanın devamı için yapılması gerekenleri bulmaya çalışmak, düşünürler kadar siyaset uygulayıcıların da işidir.

Meselenin adını koyduktan sonra, meseleyi anlamak, sonra da uygulama için gerekli mekanizmayı oluşturmak vazifemiz ise, bu vazifeyi ifa ederken referanslarımızı bulacağımız kaynak neresidir diye bir sual edilse, elbette birçoğumuzun cevabı hemen hemen aynı olacaktır.

Bulunduğumuz şartlar dahilinde, devletin durumu, insan çoğulunun yaşadığı gelgit sıkıntılar birçok ilgilisinin değerlendirmelerine sebep teşkil etmekte.

Biz kendi penceremizden yaklaşacak olur isek;

İnsan tekinin manevi dinamiklerine koyduğumuz isim, coğrafyamız itibarı ve genel kabul gören anlayış ile, İslam…

Bu coğrafyada yaşayıp bundan daha sağlam bir payda bulabileceklerini düşünenler elbette hep olmuşlardır. Yaklaşık bin yıldır bu topraklarda devam eden kavganın en büyük sebebi de bu. Geçen yüzyılın başlarında kurulan Cumhuriyet –ki, zihin kodları itibarı ile birçok muğlak nokta derç etse de, büyük ekseriyetin kabulü ile bugüne dek sağ salim varmıştır – bir önceki asrın güç dengesini toprak bazlı küçülme sureti ile var olma kavgasında bir adım öne çıkarken bazı hususları devletin zihin kodları olarak kabul etmiştir. Birincisi, Avrupa menşeili Laiklik. Ki, toplum tarafından kabul görmese de, keskin ve sarsıcı bir yasal düzenleme silahı ile nispi de olsa bu anlayış kurumlar bütününe hakim kılınmıştır. Geçen yüz yıllık sürede insan çoğulunun dikkate değer kısmı da bu değişiklikleri kabullenmiş hatta bir kısmı, yaşantısının garantisi olarak görmeye başlamıştır. Bir ikincisi ise, devlet inşa edilirken niyeti sahih olarak görünmeyen ancak sonraki yıllarda uygulama olarak öne çıkan yine Batıdan ithal bir duygu-kuram: Milliyetçilik/Kavmiyetçilik.

Bu iki kurama inanan dostlarımıza duyacağımız saygı ile çok keskin olmayan önermelerde bulunacak olursak:

-Daha evvelki dinamizmimizi teşkil eden en önemli unsuru öteleyerek vardığımız nokta, Batı (Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri) ile müttefiklik noktası olmuştur.

-Bize; ciltlenmiş kitaplar, dosyalanmış uluslararası anlaşmalar ile tavsiye edilen her iki duygu-kuram, bu birlikteliği naif gösterecek içeriğe sahip olduğundan, idarecilerimizin de bu aklı sorgulama gereği duymaması neticesinde yaklaşık yarım yüzyıl geçirdik.

-Vardığımız nokta, ekseriyetin kabulünün olduğu nokta olmadığına göre, uygulamada bir yanlışlık var demektir ve bu yanlışı düzeltmenin ancak kendini herhangi bir tanım ile tanımlayan her insan tekini incitmeme gayreti ile mümkün olduğu bir çıkar yol gerekmekte şimdi bize.

-Çıkar yolun sadece siyaset zeminli inşa edilmesi, jakoben anlayışı hakim kılma ile eşdeğer olacağından insan zihni inşa etme hassasiyetimizi, bütünü düşünerek ve iç evimizden başlayarak idame ettirmek zorundayız.

-Tahakkümün olmadığı ancak ihanet mesabesindeki yaklaşımların cezalandırılabileceği bir yaklaşım ile insan evladına seslenmek zorundayız.

-Ve en önemlisi, kendini Müslüman” olarak ifade eden her insan tekinin, iman ve akıl dengesini yaşadığı her anın hassasiyetine uygun şekilde pratiğe geçirmesi gerekmekte.

Yazının başındaki önermelere bağlı olarak son verecek olursak;

İnsanın dinamiği olan “İman”ın devletteki karşılığı olan “Adalet” duygu-kuramı ile bütünleşmiş insan-devlet anlayışı, elbette bu yüz yılın hakimi olacaktır. Bu anlayış ile hareket edenlerin safında kalmamız dileği ile…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu