Advert
GÜNCELLENECEK SAYIN BAŞKAN!
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

GÜNCELLENECEK SAYIN BAŞKAN!

Bu içerik 1268 kez okundu.

‘’… İslam'ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslam'ı, 14.-15. asır hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız, böyle bir şey yok…’’

Malumunuz, bu cümleleri geçen gün 8 Mart'ta, Cumhurbaşkanı Erdoğan dile getirmişti. Bu sözlerin ardından gerek basında, gerek sosyal medyada ve sohbet ortamlarında uzun süren sert tartışmalar yaşandı. Ve ertesi günü Cumhurbaşkanı yeni bir açıklama yapma gereği duyarak ‘’Biz dinde reform diye bir şey aramıyoruz. Haddimize mi?’’ diyerek, (bu da tepkilerin faydası işte) insanlarımızın kime kulak vereceğini, neye itimat edeceğini şaşırdıklarını ve bu konularda konuşma yetkisinin Diyanet İşleri Başkanlığı'nda olduğunu ve boşluk verilmemesi gerektiğini ayrıca ilahiyatçılarımızın ve muteber alimlerimizin de seslerini çıkarması gerektiğinden bahsetti.

Şahsen Erdoğan’ın çizgisini ve geçmişini biliyorum ve ilk açıklamasındaki meramını genel manada anlamıştım. Lakin arada geçen‘’İslam'ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslam'ı, 14-15 asır hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız, böyle bir şey yok’’ cümlesinin yanlış olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu cümleyi yarın düzelteceğini/ düzeltmesi de gerekeceğini düşündüm ve benden soran arkadaşlarıma da bunu ifade ettim. (Ki öyle oldu ve ertesi günü sözlerine açıklık getirdi.)

Ben bu konuşmasında bahse konu ettiği hocalardan; Adnan Oktar gibi kadınları açıp saçıp bir eğlence metası gibi gösterenleri, TV‘lerde‘’yanmaz kefen’’ ve ‘’okunmuş su’’ satan din tüccarlarını ve peygamberimizin (a.s) sünnetini ve hadislerini inkar derecesine getirip hafife alanları anladım. Yoksa; İslam’da kadın, aile, gençlik ve evlilik gibi hususlarda yıllarca ehli sünnet çizgisini muhafaza eden insanların sohbet videolarının, malum zihniyetler tarafından kesilip, kırpılıp, cımbızlanıp kamuoyunda ‘’Köhnemiş İslam ve Kuralları’’ algısı oluşturmaya çalışanların tuzaklarına düşüp ekmeklerine yağ sürdüğü ihtimaline inanmıyorum. Çünkü Ahmet Hakan gibi hergeleler ‘’bundan böyle kimse bana;‘şu hocaya bu hocaya niye böyle söyledin’ filan diyemez’’ gibi laflar etti.

Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı'nda vazifeli olup da güncelleme yapmaya haiz ve ehil hangi kadrolar ve kişiler var? Varsa şayet neden söz sahibi değiller ve hangi güç bunların konuşmasına ve öncülük etmesine mani oluyor, diye düşünmüyor da değilim? Çünkü güncelleme (tecdid) yapacak şahıs veya kurumlar 1: Bidacı (Dine batıl şeyleri sokan) olmayacak, 2: Kuran’a ve sünnete harfiyyen riayet edecek, 3: Dini bulandırıp, sulandırmayacak. 4: Dini takvim ve tahkim edecek (Kıvamına getirip, olanı sağlamlaştıracak), 5: Dinin hakikatını izhar edecek (Faize, kumara, fuhuşa v.b açıkça haram diyecek), 6: İkna edecek, Yeni ikna usullerini bilecek), 7: İhya edecek (Dini her daim yaşatacak), Ve 8: Dine karşı saldırıları imha edecek. (Bu iş sanki bize düşmüş neleri yazıyoruz. Altı üstü 2 yıl ilahiyat okumuşuz. İlahiyatçı profesörlerimiz uyusun! Reis haklı!.) 

Öte yandan geçtiğimiz haftalarda; bir yandan çocuk istismarı ve kadına şiddet hususunda görüşler beyan eden, bir yandan da toplumun aile yapısına dinamit koyan ve toplumda çarpık ilişkileri, uyuşturucuyu, fuhuşu, alkolü, rahatlıkla (olur olmaz zamanlarda) silahla adam vurmayı ve aldatmayı teşvik eden, TV dizilerinin senaristleri ve bu dizilerde rol alanlarının bu çelişkili hallerine neden kimseler (başta diyanet işlerimiz) sesini çıkarmaz? Kaldı ki İslam kimsenin tekelinde değildir. İslami konularda yeterli birikimi, ilmi ve tedrisi olanların açıklama yapmaları gerekir. Ve halk olarak bizler de bu vasıflardaki insanlara itibar etmek durumundayız. Yoksa bir kaç takvim yaprağı okuyarak başımıza allame kesilenlerin veya bu mühim vazifeyi din tüccarlığı kisvesi altında yapanların sözlerine itibar edilmez.

Netice itibariyle; bu tartışmaların başlamasıyla beraber hep birlikte müşahede ettik ki; bu dönemlerde 3 tür insan topluluğu ortaya çıkıyor.

Bunların ilki;

Dalkavuklar ve Şakşakçılar= Bunlar İktidarın her şeyini(yanlışını doğrusunu) hep tasdik ederler.

Retçiler= Fırsat bu fırsat deyip vurmaya çalışırlar. Doğrularını bile kabul etmezler. Her şeyi reddederler.

Ve üçüncü olarak da Uyaranlar (insaf ehli)= Uyaranlar yani insaf ehli; hataları tashih eder, doğruları da tasdik ederler. Bunların da asli gayesi ve niyeti hakkı bulmaktır. (Bu zümreden olmak lazım!)

Bu tür durumlarda ‘’Ey iman edenler! Eğer fasık (yalancı, günahkar) bir kimse size bir haber getirirse, önce (onun doğruluğunu) iyice araştırın ki bilmeyerek bir topluluğa sataşırsınız da (bu hareketiniz doğru olmadığından) yaptığınıza pişman olan kimseler olursunuz. (Hucurat süresi 6) Ayetini de aklımızdan çıkarmamalıyız. Çünkü gördüğümüz veya duyduğumuz bir haberi araştırmadan onaylar ve başkalarıyla paylaşırsak birilerinin hakkına hukukuna girmiş olur ve toplum içerisinde bu yüzden oluşacak menfisonuçların vebaline de ortak olmuş oluruz.

“Din hayatın hayatı, hem nuru hem esası. İhya-yı din ile olur şu milletin ihyası.” (Sözler)

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık