Advert
SEYAHAT NOTLARI: GÜNEY AFRİKA
SIRAÇ KOÇ

SEYAHAT NOTLARI: GÜNEY AFRİKA

Bu içerik 642 kez okundu.

Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır; en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa öleceğini bilir.

Afrika’da her sabah bir aslan uyanır; en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa aç kalacağını bilir.

Aslan ya da Ceylan olmanızın bir önemi yoktur.

Yeter ki, Güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin...

(Afrika Atasözü)

 

*

Güney Afrika’nın Johannesburg kentine yolculuğumuz 1 saat rötarla gece saat 03:30’da başladı.

Ne yalan söyleyeyim heyecanlıydım. Kara kıtanın kuzeyindeki bir kaç ülkeyi ziyaret etmiştim ama Mandela’nın “South Africa”sını ilk defa görecektim.

THY ile kıtalararası uçuşları tek geçerim ve bunu dünyadaki tüm havayolu şirketlerini hesaba katarak söylüyorum.

THY kabin ekibinin yaklaşık 10 saat süren uçuşlarda eksilmeyen güleryüzü ve enerjisi tebrik gerektiriyor. Uzun yolculuklarda en büyük sorun rahat uyku. Bunun için tüm donanımlar mükemmele yakın, kahvaltı ve yemek menüsü ise harikaydı.

9 saatlik uçuşun ardından havalimanına yerel saatle 11.30 sularında inişimizde bizi ilk karşılayan sıcacık bir esinti oldu.

26 derecelik hava İstanbul’a göre 17 derece fark demekti ve kemiklerimizi ısıtmaya yetti.

Bu ay Sonbaharı yaşayan Afrika’nın güneyi, Haziran’da kış mevsimine girecek ve sıcaklık geceleri tahminen sıfır dereceyi bulacak.

İlk günden itibaren biz yabancı katılımcılara can ve mal güvenliğimiz için hava karardıktan sonra otel dışına çıkmamamız söylendi.

Çünkü, hırsızlık ve gasp ülkede işlenen suçların başında geliyor.

Marketten alışveriş yaparken yanımızdaki kadının çantasından telefon hırsızlığı teşebbüsüne bile şahit olduk. Suçlu siyah, mağdur beyaz olunca işin örtbas edildiğini düşünmeyin sakın. Bir anda siyahi tüm çalışanlar failin kaçmasına fırsat vermeden market güvenliğine teslim ettiler.

Kalabalık dolaştığınızda nispeten daha güvendesiniz ancak hava karardıktan sonra sokakta tek başınıza dolaşmanız hiç akıl karı değil.

Suç oranlarındaki artışın nedeni ise maalesef %30’ları bulan işsizlik.

 

*

Bauma Sonexpo Africa fuarına katılmak için bulunduğum Güney Afrika; sahip olduğu yeraltı zenginlikleri bakımından zengin bir ülke.

Yüzyıllar boyunca İngiltere ve Hollanda sömürgesinde kalmasının nedeni de bu madenler.

Kömür, Krom, Platin, Elmas ve Altın madeni yatakları oldukça verimli ve ülkenin en önemli gelir kaynağı.

Batısında Atlantik Okyanusu, doğusunda Hint Okyanusu ile çevrili.

Namibya, Botsvana, Zambiya ve Mozambik ile sınır komşusu.

11 resmi dili var ve demokratik cumhuriyet ile yönetiliyor.

56 milyon nüfuslu ülkenin 3 başkenti var.

Nedeni;, Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin bu farklı başkentlerden sevk ve idare ediliyor olması.

Siyah ırk, nüfusun %80’i iken, beyaz ırkın oranı  % 10’ u geçmiyor. Geri kalan kısım ise Hindistan ve Malay kökenli. Ülke’de Hristiyanlar çoğunlukta ancak 1.5 milyon Müslüman nüfus barındırıyor. Özgürlükler çok geniş olduğu için herkes özgürce inancını yaşayabiliyor.

1961’de İngiliz sömürgesinden çıkan ve bağımsızlığını ilan eden Güney Afrika Cumhuriyeti, 90’lı yıllara kadar beyazların siyahlar üzerindeki baskı rejimi olan “Apartheid” rejimi ile yönetildi.

Siyah ırka karşı her türlü insanlık dışı ayrım ve vahşet uygulandı.

Onbinlerce insan öldürüldü. Yüzbinlercesi ya işkenceden geçirildi ya da cezaevine atıldı.

Çoğunluğunu tek kişilik hücrede olmak üzere 27 yılını cezaevinde geçiren Nelson Mandela’nın kurduğu Afrika Ulusal Kongresi (ANC), ırkçı yönetime karşı sürdürdüğü  mücadelesini 1994 yılında Mandela’nın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle kazanmış oldu.

 

*

Soweto; siyahların zorunlu istihdam ettirildiği, eşitlik mücadelesinin başladığı, teneke evlerin, sefaletin ve yoksulluğun izlerini bugün bile taşıyan bir getto.

5 Aralık 2013’te hayatını kaybeden Nelson Mandela’nın Soweto’daki evini ziyaret etme şansım oldu.

Artık turistik bir ziyaret merkezi haline gelen bu mütevazi ev, adeta tarih kokuyor. Yatağı, çalışma masası, dünya liderleri ile fotoğrafları ve aldığı insan hakları ödülleri burada sergileniyor. Bu küçücük yapının en büyük özelliği sadeliği...

İki küçük oda ve salondan oluşuyor.

Afrikalı güzel çocuklar, turistleri kapıda şarkılar söyleyerek karşılıyor ve küçük bahşişler istiyor. Bize de çok güzel bir dinleti sundular ve keyifle dinledik.

Bir gün yolunuz düşerse mutlaka görünüz derim. 

Türkiye’den geldiğimizi söyleyince halkın tepkisi inanılmaz güzel.

Sarılıp kucaklaşıyoruz her defasında.

Bu sıcak ilginin, verdikleri insanlık mücadelesine olan desteğimizden kaynaklandığını belirtiyorlar.

Gurur verici...

 

*

Önümüzdeki hafta izlenimlerimi yazmaya devam edeceğim.

Bu haftayı, Barack Obama’nın “O artık bize ait değil, o çağlara ait” diye açıkladığı, eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jakob Zuma’nın “O’nu büyük yapan şey, onu insan yapan şeydi. Onda gördüğümüz şey kendimizde aradığımızdır” dediği Nelson Mandela’nın bir sözü ile bitirmek istiyorum.

“Beyazların tahakkümüne karşı savaştım, siyahların tahakkümüne karşı savaştım. Tüm insanların uyum içinde ve eşit fırsatlar ile demokratik ve özgür toplum içinde yaşaması idealini güttüm. Bu, onun için yaşamayı ve başarmayı umut ettiğim bir ideal. Ama eğer gerekirse ölmeye hazır olduğum bir ideal...”

 

Sağlıcakla kalın!..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu