Advert
ÇANAKKALE SAVAŞLARI DEVAM EDİYOR
Habib KARAÇORLU

ÇANAKKALE SAVAŞLARI DEVAM EDİYOR

Bu içerik 687 kez okundu.

                 18 Martta 103.yılını kutladığımız Çanakkale Zaferinin anlamını ancak öncesindeki ve sonrasındaki ilgili konuları idrak ederek kavrayabiliriz. Altı asırlık Osmanlı Devletinin Haçlı ittifakına karşı verdiği bu mücadele önceki Haçlı seferleriyle kıyaslanamayacak derecede çok büyük bir savaştı. Anadolu ve Trakya topraklarından Müslüman Türkleri atmak için on dört kere Haçlı seferi düzenleyen Hıristiyan Avrupa bu sefer son ve ölümcül darbeyi vurmak için bütün gücüyle yüklenmişti.

            Sultan II.Abdülhamid’in uzun yıllar korumaya çalıştığı Osmanlı toprakları hem stratejik, hem dini, hem de petrol yataklarına sahip olması nedeniyle hem Siyonist Yahudilerin hem de Emperyalist Batının hedefindeydi. Önce Sultan Abdülhamid tahttan uzaklaştırıldı, onun yerine siyasi ve idari yönden güçsüz bir sultan getirildi. Emperyalist ve Siyonistlerin desteği ile iktidara gelen İttihatçılar önce 1911 yılında Trablusgarb (Libya)’ı daha sonra 1912-1913 yıllarında yapılan savaşlarla Balkanları kaybettiler. Buna rağmen Osmanlı Devletinin yönetimi altında bugünkü Suriye, Irak, Ürdün, Filistin, Lübnan, Yemen ve Hicaz toprakları bulunmaktaydı ve bu topraklar Emperyalist İngiliz ve Fransızların iştahını çekiyordu. Ayrıca Siyonistlerin Filistin’de bir devlet kurma emeli de işin perde arkasını oluşturuyordu.

            Osmanlı Devletinin muhtemel bir dünya savaşında müttefik arayışı sonucunda Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ittifak yapmaya zorlanması Osmanlı’yı ortadan kaldırma planının bir parçasıydı. Bir oldubittiyle I.Dünya savaşına giren Osmanlı Devleti rakiplerine göre bu savaşı kazanacak bir ekonomik ve askeri güce sahip değildi. Buna rağmen savaşa giren Osmanlı Devleti Hilafetin merkezi olması nedeniyle tüm Müslümanların desteğini arkasına alarak bir ölüm kalım mücadelesine girişmişti. İşte Çanakkale savaşları bu mücadelenin tam merkezi olmuştu. Hilafet merkezi İstanbul’u ele geçirerek Osmanlı Devletinin kalbini söküp atmak suretiyle yeryüzündeki tüm Müslümanların Emperyalistlere karşı verdiği istiklal mücadelesi bitirilmiş olacaktı. Bunun farkında olan Müslümanlar Halifeleri Sultan Reşad’ın “Cihad-ı Ekber” çağrısına uyarak Osmanlı ordusunun saflarında yer almış ve tüm cephelerde küffara karşı savaşmışlardı. İşte bugün Çanakkale şehitliklerinde Balkanlardan, Ortadoğu ülkelerinden gelen binlerce Mehmetçik Anadolu erleriyle koyun koyuna yatmaktadırlar. Amaç birdi: “Hilafeti ve İslam’ı korumak” Halifenin çağrısını işitip cihada katılamayan Müslümanlar da ellerinde avuçlarında ne varsa hepsini bir araya getirerek toplayıp İstanbul’a göndermiş, mallarıyla cihada katılmışlardı.

            I.Dünya savaşı sona erdiğinde Osmanlı’nın müttefikleri yenilgiyi kabul ederek barış anlaşması imzalamış ve sahneden çekilmişlerdi. Böylece tek başına kalan Osmanlı Devleti de bir barış anlaşması imzalamak zorunda bırakılmıştı. Ancak müttefiklerinden farklı olarak Osmanlı Devletine barış anlaşması yerine idam fermanı imzalatılmış ve yok edilmek istenmişti. Basiretsiz İttihatçılar bilmeden Emperyalistlerin süfli emellerine hizmet etmiş ve altı asırlık devleti yok olma noktasına getirmişlerdi. Merhum Necip Fazıl üstadın “Üç Beyinsiz” dediği Enver, Talat ve Cemal Paşalar ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardı. Böylece yeniden bir kurtuluş mücadelesi veren Müslüman ahali işgal altındaki Hilafet merkezini kurtarmak için Ankara’da toplanmışlardı. İstiklal harbi sadece Anadolu’da değil tüm Osmanlı topraklarında başlamış ancak daha sonra Anadolu dışındaki Müslümanlarla çeşitli oyunların sonucunda irtibat kesilmişti.

            İstanbul’daki Meclis-i Mebusan’ın kabul ettiği Misak-ı Milli sınırları Ankara’daki meclis tarafından da kabul edilmişti. Bugün bu sınırları korumanın bizim için ne kadar elzem olduğu Irak ve Suriye sorunlarıyla ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devletinin bakiyesi olarak bölgede varlığını sürdüren Türkiye Cumhuriyeti’nin ilerlemesini, kalkınmasını, yeniden İslam âlemine lider olmasını istemeyen Siyonist ve Emperyalist mihraklar olanca güçleri ile Haçlı seferlerini sürdürmekte ve Türkiye’yi de parçalama planları yapmaktadırlar. Başını ABD’nin çektiği Siyonist-Haçlı ittifakı Irak ve Suriye’de kandırdıkları bazı gafil Kürtlerle hayali bir “Kürdistan” aldatmacasıyla Türkiye’yi bölgedeki Kürtlerle savaştırarak zayıf düşürmek ve bölmek istemektedirler.

            İki aydan beri yürütülen Afrin’i terörist işgalinden kurtarma operasyonu olan “Zeytin dalı” harekâtı Çanakkale Savaşlarının devamı niteliğinde olup aynı düşmana karşı verilmektedir. Çanakkale’deki düşmanların hemen hepsi Afrin’de de sahnede olup İslam’a ve Müslümanlara karşı savaşmaktadırlar. Bu savaş, yani İslam-Haçlı savaşı hiç bitmeden devam edecektir. Çanakkale’de olduğu gibi Müslüman Türk, Arap ve Kürt birlikte düşmana karşı savaşmakta ve şehit düşmektedir. Afrin’de şehit düşen kırk altı Mehmetçiğimizin yanında Özgür Suriye Ordusundan da yüz yetmiş civarında kardeşimiz vardır. Tüm şehitlerimize Yüce Rabbimizden en yüksek makamları niyaz ediyoruz. Onlar sayesinde ay-yıldızlı bayrağımız yeniden eski topraklarımızda dalgalanmaktadır. Misak-ı Milli davamızdan asla vazgeçmiş değiliz. Bayrağımız Halep, Musul, Kerkük ve hatta Kudüs’te yeniden dalgalanana kadar Çanakkale savaşı devam edecektir. “Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.” Rabbimize şöyle nida ediyoruz: “ Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl! (Ali İmran Suresi 147.Ayet) Amin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu