Advert
BAŞKANLIK SİSTEMİ VE SEÇİLMİŞLİK
Nevzat ÜLGER

BAŞKANLIK SİSTEMİ VE SEÇİLMİŞLİK

Bu içerik 1841 kez okundu.

         Siyaset; ülkenin, devletin, insanın ve geleceğin yönetimidir. Birilerinin siyaseti farklı gösterme gayretleri daha çok siyasilerin hoş olmayan davranışları ile ilgilidir. Yoksa ülkenin ve insanın bugünü ve geleceğini ilgilendiren bir alanı kimse yadsıyamaz.

         Günümüzde siyaset yalnız siyasi partilerle ilgili bir pozisyon alma durumundan çıkmıştır. Moda tabirle siyaset yalnız parlamentodan ibaret değildir. Siyaseti de yalnız siyasi partiler üretmiyor artık, toplum katmanlarını ilgilendiren fikirlere hangi siyasi parti sahip çıkıyorsa ona teveccüh gösteriliyor.

         Metropollerin dışında kalan taşrada kuvvetli politikacılar yetişmiyor maalesef. Taşradan seçilenlerin oluşturduğu siyasi oluşumlarda demokratik katılımcılığın olduğunu söyleyebilecek kaç kişi var? Adam milletvekili olmuş veya milletvekili olacak hala daha kendisini ilçesi ile lanse etmeğe çalışıyor. Yani siz kendinizi hem bir ilçe ile tanıtacaksınız hem de milletin vekili olacaksınız öyle mi? Ondan sonra da bu şehir neden kalkınamıyor diyeceksiniz. Kimseyi kendinize güldürmeyin.

         İşin bir başka ilginç yönü de, taşrada oluşturulan sivil toplum kuruluşları da son derece güçsüzdür. STK’lar devlet desteği ile geçinmenin derdindedirler. Bir STK yetkilisini devlet organlarından birinde görevlendirdiniz mi artık o şahsın havasını almış oluyorsunuz. Artık sesi çıkmaz olur. Çünkü onun derdi “niçin bana yok” repliğidir.

         Parlamentosu zayıf olan bir ülkede Başkanlık sistemine geçmek demek, Kolombiya, Arjantin, Şili ve Peru ayarında bir sisteme geçmek demek olur mu acaba? Kaldı ki dünyada ABD dışında Başkanlığı pürüzsüz yürüten bir ülke var mı? Parlamentosu zayıf, hukuk adamları sorunlu, yargıçlar hakimiyetinin olduğu, sosyal ve mali konularda dünya ölçeğinde birkaç ismin dışında elemanı olmayan bir ülkede Başkanlık sistemi acaba faydalı olur mu? Güçlü ve yeterli yargıçları olmayan bir ülkede denetimi kim sağlayacak? Yarı Başkanlık olan Fransa’da hangi başkan pürüzsüz ve yeterli oldu?  Dögol’dan bu yana toplum tarafından benimsenmiş ve dönemini temiz olarak kapatan kaç başkan var Fransa’da? İçlerinde hapis cezası alanlar yok mu? Kaldı ki bu iş anayasa yapmakla da az ilgilidir. İngiltere’nin anayasası mı var? Hâlbuki İngiltere’de diktatoryal eğilimlere pek rastlanmıyor.

         Türkiye’de Cumhurbaşkanının halk tarafından direkt seçilmesi zaten başlı başına bir reformdur. Düşünün Cumhurbaşkanını direkt seçebiliyorsunuz ama milletvekilini direkt seçemiyorsunuz. Bu nedenle de milletvekili millete değil, parti yönetimine hizmet ediyor. Bunda hem mevcut siyasi partiler kanunu ile seçim sisteminin payı var hem de olayın temsilde yeterli olup olmamakla bir ilgisi var.

         İnsanlar suni gündemlerle meşgul ediliyor. En ileri saçmalıklardan birine bakalım; imparatorlukların dağılması ile tarihe karışan federatif sistemi gündeme taşıyarak bir kitle de onunla eğlendiriliyor. Böyle olmazsa o hanımı kim Diyarbakır Belediye Başkanı seçer? Halbuki devlet doğu ve güneydoğu’dan iki birim vergi alırken on birimlik harcama yapıyor. Ama iş başka. İskoçya’da yapılan referandumdan bağımsızlık mı çıktı? Bu düşünceler günümüz dünyasında inanın birer fantezidir. Seçmenin sırtına basmak için gözlerinin içine baka baka gerçek dışı, hayali şeylerle insanları aldatmaktır. Hani ensesi kalın adamın ağa tarafından dövdürülme olayı var ya, ona göre düşünün.

         Türkiye’de her yıl 1,5-2 milyon lise mezunu genç üniversite sınavlarına giriyor. Üniversiteye yerleştirilenlerin sayısı ancak bu rakamın yedide biri. Onlar da artık hangi bölüme girebilirlerse. Hani bu konu üzerinde ciddi düşünen bir parlamento var mı? Yoksa YÖK mü değişti? Hayat böyledir. Taç giyen baş akıllanır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X