Advert
SUÇ VE ADALET
SIRAÇ KOÇ

SUÇ VE ADALET

Bu içerik 528 kez okundu.

Mobil oyun ile başlayan ancak daha sonra Ponzi Scheme* dönüşen bir dolandırıcılık hikayesi Çiftlikbank.

Network Marketing adıyla yeni bir hileli çıkar sağlama modeli diye de açıklanabilir.

Örneğin, 15 bin TL kredi çekip sistemden 3 adet arı satın alan birinin günlük 100 TL, ayda 3000 TL, yılda 36.000 TL kazandığı bir kumar.

Bir yıl sonra arılar ölüyor ancak yatırımcı kredi maliyetleri eklense bile yatırdığı 15.000 TL’ye karşılık ana para+18.000 TL kazanıyor. 

Sadece bu örnekte bile kazanç oranı yüzde 120.

Daha neler var neler...

Ponzi şemasının Türkiye’deki bilinen ilk pratiği, Titan Saadet Zinciri dolandırıcılığı...

Bir çok akıllı, kelli felli vatandaşın da canı az yanmamıştı zamanında.

Yani bu sisteme para yatıran 30 bin kişinin çoğunluğu kamuda memur, esnaf, tüccar veya siyasetçiydi.

Bugün başkaları çıktı ve yine büyük kazançlar vadetti.

Yüzbine yakın insan, yılda yüzde 250 kar ettireceğim diyen bir Tosuncuğa 1 milyar TL’ye yakın para ödedi. Üstelik sonrasında da paranızı kurtarırım diyen bir başka dolandırıcıya yine ödeme yaparak “double double” yaptı. 

60’a yakın benzeri şirket, devlet tarafından incelemeye alındı ve faaliyetleri durduruldu. Yani görünen şekliyle bu vurgunların mali boyutu milyarlarca dolar.

 

Giren herkes kazanıyorsa kaybeden kim? 

Kimse kaybetmiyorsa kazananın geliri nerden geliyor?

Türkiye’nin en büyük tavuk üretim çiftlikleri batarken, firmalar zarar açıklarken, Bakanlık eliyle et ithal edilerek tüketiciye ucuz maliyet sunulmaya çalışılırken, bu tip organizasyonlar nasıl bu oranlarda kar payı verebiliyor?

Ve bu tuzağa kimler neden düşüyor?

Bu sorulara doğru cevapları vermedikçe sırtımıza “semer vuran” çok olur diye düşünüyorum. 

Hayatımda hiç kolay para kazanamadım.

Nasıl kazanılır onu da bilmem.

Çoğumuz ister kamuda ister özel sektörde, yurtiçinde ve yurtdışında çalışarak, üreterek, alınteri ile katma değer sağlayarak, tabiri caizse tırnaklarımızla kazıyarak helaliyle para kazanmaya çalışıyoruz.

Ancak, kolay ve çabuk zenginlik hayali toplumu bu tip dolandırıcıların kucağına itiyor.

Sülün Osman’ı çoğunuz bilirsiniz.  Türkiye’de zamanın en meşhur dolandırıcısı. Mesleğinin inceliklerini Rum Aleko’dan öğrenmiş, 1962 senesinde hapisteyken Alınteri ile Yaşamak konulu bir konferans bile vermiş.

Sülün Osman’ın iyi(!) bir dolandırıcı olmasının ötesinde bu konudaki felsefik ve psikolojik yaklaşımı da dikkat çekici.

“Neden gariban insanları dolandırıyorsun” dendiğinde verdiği cevap şu oluyor:

“Ben beni dolandırmak isteyenleri dolandırıyorum”

Acı ama gerçek bu.

Karşımızda duran yüzbinlerle ifade edilen mağdurların(!) her biri Tosuncuğu ve benzerlerini dolandırmak(!) isterken kendileri dolan(dırıl)mış...

 

Toplumun yeni hedefi, emeksiz zenginlik...

Sınıflar arası ekonomik uçurum derinleştikçe halkın değer yargıları da erezyona uğruyor maalesef.

Çalışmaktan, üretmekten, emekten, nitelikli eğitimden uzak bir nesil yetişiyor.

Çözüm noktası, Siyaset kurumu.

Haksız zenginleşmelerin önü alınmaz, dolandırıcılar siyaset dili ile ticaret yapar, Adalet kurumu adaletsizliğin önünü almaz ise daha çok mağdurlar ordusu yaratılır bu ülkede.

Eflatun’un dediği gibi:

“Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur”

 

Hoşçakalın!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu