Advert
DENGEMİZİ KAYBETMEYELİM / İÇ EV MEKTUBU
M.SALİH DEMİRDAĞ

DENGEMİZİ KAYBETMEYELİM / İÇ EV MEKTUBU

Bu içerik 2575 kez okundu.

Yorgun bir dimağ…

Huzur dileyen, dileğinin muhatabınca kıymetli addedilerek…

Yürüyüşü ya da koşusu için içevinde tüketilemeyecek, her daim bir kütle biriktiren…

Yorgunluğuna yenik düştüğünde, koşmaya başlayan ve yine yorulduğunda gerekirse uçacak bir mutluluk ile tanışmak, kaygısı olanın heybesinde olmalıdaima…

Yürüyüş, içe ve dışa diye ikiye bölünür ya, aslında her ikisi de yorgunluktan evirilmeye müsait hâl meydana getiriyorsa,  tercih edilebilir noktada olmalı.

İnsanın yürüyüşü ile topluluğun yürüyüşü paralellik arz etmiyorsa, korkarım.

Korkum, kendi dünyama yönelik olduğu kadar geleceğime yönelik.

Bilirim ve inanırım ki, benim de, geleceğimin de sahibi, Allah’tır. Dilediğimi ve geleceğimi teslim ettiğim gücün en emin olduğunu bilmem, huzurun parçalarını büyütmede.

Dile getireceğim korkularımı da, sağ yanımdan beslenenler ile sol yanıma yoldaş olanların fısıltılarını buğuladığım güçlü bir ateşten yola çıkarak dile getirmedeyim.

İnsan, elbette önce kendisidir. Bir damla su, bir parça et… Sonrası, inşa edilen değerleri ile dile gelmiştir. Yolculuğu, mutlak dinlenmeye çekilinceye dek devam ededursun, yorulunca kaybolma hakkının olmadığı bir topluma ait hissetmemesi, bir damla suyu da bir parça eti de, kirlenmiş bir bulamaca dönüştürür de ağlarız.

Her sunut, önce kendime mektup. Sonra kan bağım olanlara. Zira onlar hem dost, hem ben, hem biz. Sonra dostlarım için haberler taşıyan bir posta vasıtasının yükü olur. Sonra ulaşılabilir herkes, muhatabı olur bu sunutun.

Yürüyüşün şekil değiştirmiş halidir her yazı. Koşarız, yoruluruz; yürürüz, yoruluruz; yine koşarız, yine yoruluruz… Durmayız, duramayız… Zira inşa ettiğimiz her ne ise, durmamamızı öğütlemekte. Öncülerimiz her kimse, hiç durmadan, hep yorularak gittiler, yalnızlıklarına.

İncitmediler, incindiler…

O naif incinmeleri dahi, ders olmadı biz yorulanlara ve duranlara. Yorulup, durmayan nesil olamadık sanırım, ancak en önemlisi yorulmak için yürüyecek bir nesil de bırakamadık. (bu, korkum…)

Dilediklerim içinde, geçmişe yolculuğun heybete bıraktığı emanetleri sımsıkı kucaklamak var. Sımsıkı kucaklayıp, her bir göğüste eritmek, o emaneti…

Geçmişimde; Alaeddin var, Hanefi var, Ali var, Hasan var, Muhammet var. (bu, umudumun kökü…)

Geleceğimde, Muhammet var, Safa var, hoşluk var… Elif var, değerlerime âşık olsun diye büyüttüğüm gönlü güzel Edadilim var. (bu da, yeşilimin lezzeti…)

Değerlerim şaşmama izin vermiyor, vermemeli de. Arzuladıklarım, talep ettiklerim ismimin suyuna kir rengi vermeyecekse, bu ilelebet devam edecektir.

Ben, biz… Dostlarım, hep yürümek zorundayım, Hep yürümek zorundayız. Yürüyüşümüz, şiir olur çokça… Türkü olur, şarkı olur, öykü olur.

Her yüreğe düşen, her yürekten yol alan ve menzili yürek olan, bizi yürütür.

Durduğumuzda, yürümediğimizde; her şey durur. Değer durur, eşya durur. Duran her şey, insandan da, değerinden de uzaktır ve kendi halleri, aslında değersizlik hali dâhi değildir.

Bizim yaşadığımız vakti, inşa ettiğimiz değerler silsilesinin yanında ikame etmek, düşman bellediklerimizin değerlerinin karşısında da sağrısı şişmiş koşu atları bellemek için yürüyelim dostlar. Zira biz geçmişimizden geleceğimize yaptığımız yolculukta, kapladığımız alan itibarı ile nokta olsak da, her güzel olanın virgülüyüz. Biz yoksak, çok şey hatta korkarım ki her şey birbirine sıhhatli bir şekilde bağlanamaz.

Sebepli ve de yürünesi yorgunluklar diliyorum efendim…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu