Advert
KÜRESEL ŞEYTANLAŞMA NASIL ENGELLENECEK?
Habib KARAÇORLU

KÜRESEL ŞEYTANLAŞMA NASIL ENGELLENECEK?

Bu içerik 507 kez okundu.

            Üzerinde yaşadığımız dünyada gün geçmiyor ki toplu katliamlar, cinayetler, felaketler meydana gelmesin. Her gün ve hemen her saat dünyanın herhangi bir yerinde onlarca, yüzlerce insan ölmesin veya öldürülmesin. Trafik kazalarından, iç savaşlardan, uyuşturucu kurbanlarından tutunda cinayetler, kazalar, doğal felaketler ve bulaşıcı ve ağır hastalıklara kadar insanların önüne geçemediği yığınla sebepler insanların sonunu hazırlıyor. Tabi ki bu felaket ve musibetler çok büyük bir oranla Müslüman coğrafyasında yaşanırken, Afrika ve Güney Amerika ülkeleri de bu konularda dünyada başı çekiyor.

            17 ve 18.asırlarda coğrafi keşifler ve sömürgelerle güçlenen ve gelişen Batı dünyası, 19 ve 20.yüzyıllarda yapılan sanayi devrimiyle iyice palazlanmış ve azgın hale gelmişti. Bu azgınlığın sonucunda iki büyük dünya savaşı çıkaran batı dünyası milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan küresel felaketlere neden olmuştu. Bu felaketlerden fazla bir ders çıkarmamış olacak ki, batı yine şeytanın peşinden koşmaya devam etmekte.

            Son günlerde Suriye’de kullanılan kimyasal gazlar nedeniyle ABD ve müttefikleri Rusya ile girdikleri it dalaşına devam ederlerse dünyayı yeni bir felakete sürüklemeleri an meselesi gibi gözükmekte. Ancak mesele göründüğünden çok farklı. Ellerindeki nükleer silahlarla birbirlerine güç gösterisinde bulunan azman güçler diğer ülkelerin endişeli ve çaresiz bakışları önünde aslında tüm dünyayı tehdit etmenin, dize getirme oyununun bilmem kaçıncı sahnesini oynamaktalar.

            21.asırda tüm dünya insanlığı küresel emperyalizmin her yönden tehdidi ve sarmalı içerisinde çırpınmakta ve kurtuluş çaresi aramaktadır. İnsan hayatı ve geleceği için en büyük tehdit ve kâbus olan alkol, uyuşturucu, kumar, fuhuş, savaşlar, açlık ve kıtlıklar, bozuk gıdalar, hava ve çevre kirliliği ve daha yüzlerce problem ortada dururken bu sorunların giderilmesi için hiçbir adım atmayan dünya liderleri tam ters yönde bu kötülüklerin, belaların, musibetlerin, felaketlerin daha da çoğalması için şeytanın planlarını yürürlüğe koymakta, bunu için çaba sarf etmekteler.

            1789 Fransız ihtilalı sonrasında çeşitli fikir akımlarıyla aklı putlaştırarak dine savaş açan, maneviyatı ve ahlakı ortadan kaldırmak için çaba sarf eden materyalist, darwinist, positivist, kominist ve siyonist zihniye sahip emperyalist güçler şeytan adına Allah’a karşı başlattıkları savaşı olanca hızıyla sürdürmekteler. Bugün dünyanın kuzey yarım küresi büyük bir çoğunlukla maddi yönden refah içerisinde yüzerken, güney kesimi açlık, yoksulluk, cehalet, geri kalmışlık ve felaketler içerisinde çırpınmaktadır. Tabi kuzey yarım kürede bu refahın getirdiği alkol ve uyuşturucu kullanımı, cinsel sapıklık, ahlaksızlık, inançsızlık ve bütün bunların sonucunda aile hayatının bitme noktasına gelmesi de onların sonunu getirecek gibi gözükmektedir.

            Küresel emperyalizm tüm insanlığı sömürmek ve yönetmek için çok büyük bir ağ kurmuştur ki bu ağ çeşitli şeytani plan ve projelerle yürütülmektedir. Yüce Allah’ın fıtratta temiz yarattığı insanlar şeytanlaşmış kişiler ve sistemler tarafından kirletilerek köleleştirilmekte ve sürü haline getirilmekteler. Emperyalizmin bugün için elindeki en büyük kozları “demokrasi”, “özgürlük”, “eşitlik”, “hümanizm” ve “çağdaşlık” gibi tabu haline gelmiş küresel argümanlardır. Bu tabular sayesinde tüm dünya ülkelerinde hukuka, eğitime, kültüre, ekonomiye, sosyal hayata ve yönetimlere çeki düzen vererek arzuladıkları alanları ve kitleleri oluşturan derin dünya devletinin patronlarının ellerinde çok önemli silahları bulunmaktadır. Bugün için en büyük silahları paralarıdır. Doları tüm dünyada dolaşan bir satın alma aracı haline getiren çoğunluğu Yahudi olan patronlar,  onun sayesinde istedikleri kişileri, kurumları ve tüm şeyi satın alarak emelleri doğrultusunda kullanmaktadırlar.

            Derin dünya devletinin temsilcileri küresel emperyalistlerin ikinci önemli silahı medya ve tüm iletişim araçlarıdır. Kurdukları veya satın aldıkları gazete, dergi ve televizyon kanallarıyla istedikleri düşünce ve haberleri insanlara kolay bir şekilde ulaştırmakta ve kabul ettirmektedirler. Son yıllarda icat edilen sosyal medya aygıtları facebook, watsapp, twitter ve instagram gibi internet kanallarıyla adeta küçük, büyük, kadın, erkek dünyanın dört bir yanındaki insanları esir alarak güder hale getiren küresel güçler bugünlerde ortaya çıkan foyaları nedeniyle de yine gündemdeler. İnsanların özel bilgilerini bir yerlere satan facebook ve watsappın sahibi Mark Zuckerberg ABD kongresinde güya hesap vererek özür dilese de aslında arkasındaki küresel güçlerin bu araçları ne amaçla kullandıklarını elbette söyleyemezdi.

            Küresel güçlerin üçüncü, aslında birinci dememiz gereken silahı eğitim sistemleridir. Son iki asırdan beri başta İslam âlemi olmak üzere gerek sömürge yoluyla, gerek insani yardımlar kılığında, gerekse bilgi ve teknoloji ihracı sebebiyle kültürel istilaya tabi tuttukları ülkelerde kendi emellerine hizmet edecek, o ülkeyi de geri bırakacak eğitim sistemlerini kabul ettirerek uygulamaya koymuşlardır. Çocukların körpe zihinlerini materyalist, pragmatist ve egoist düşünce ve bilgilerle kirleterek onları fıtratlarından uzaklaştırmak suretiyle okumuş cahiller, azgın ve bencil bireyler haline getirmiş, böylece kendilerine gönüllü köleler yapmışlardır.

            Küresel güçlerin dördüncü silahı veya gücü elde ettikleri işbirlikçilerdir. Bu işbirlikçiler, para, makam, şehvet veya şöhret konularında aşırı ihtiras sahibi ve zaafiyete olan kişilerden seçilmektedir. İnsanları yönetme arzusu, paraya olan aşırı bağlılık, kadınlara olan düşkünlük veya tanınma, itibar görme gibi aşırı zafiyetleri olan tipler tesbit edilerek çok güzel bir şekilde kullanılmaktadırlar. Bunların yüzlerce, hatta binlerce örneğini özellikle İslam dünyasında görmekteyiz. ABD tarafından yıllarca kullanılan Irak’ın eski diktatörü Saddam Hüseyin ihtirası nedeniyle on binlerce insanın kanını dökmüştür. Son kullanma tarihi dolan Saddam yine efendisi ABD tarafından da idam edilmiştir.

Dünyamızdaki bu kötülükler ve felaketler peki nasıl durdurulabilir? İyice irileşmiş ve azgınlaşmış bu küresel güçlerin karşına kim, nasıl ve neyle çıkabilir? Bütün bunların bir tek cevabı vardır ki, o da bizi ve tüm kâinatı yaratan ve her şeyin gerçek sahibi olan Âlemlerin Rabbi Allah’ımızın bize gönderdiği rehberle olacaktır. O rehber Kur’an-ı Azimüşan’dır. Rabbimizin son elçisine indirilen o yüce kitabı Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hazreti Muhammed (S.A.V.) yüzde yüz uygulamış,  tek kurtuluş çaresi olduğunu isbat etmiştir. Biz Müslümanlar ve tüm insanlık için tek kurtuluş yolu da budur. Hurafelerden ve bid’atlardan arındırılmış bir İslam’ı öğrenmek, yaşamak ve uygulamak hepimizin birinci asli görevidir. Yüce rabbimizin: ”Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın…” (Ali İmran Suresi, 103.Ayet) buyruğuna uymaktan başka çaremiz yoktur. Rabbim tüm Müslümanlara Kur’an’a tabi olmayı ve onu hâkim kılmayı nasip etsin. Âmin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir