Advert
YENİ NESİLLER NASIL HARCANIYOR?
Habib KARAÇORLU

YENİ NESİLLER NASIL HARCANIYOR?

Bu içerik 295 kez okundu.

            Milletlerin geleceği demek olan genç nesiller üzerinde çeşitli sinsi planlar yaparak onları kullanmak suretiyle milletlerin kaderine yön veren emperyalist şeytani güçler son iki asırda ülkemiz gençliğine çok büyük darbeler vurmuşlardır. 19.asırda Osmanlı Devletinin bilim ve teknolojide Avrupa’ya nazaran geri kalmışlığına çare olsun diye Avrupa’ya tahsil için gönderilen gençler, bilim ve teknoloji yerine Batının zararlı ideolojilerini öğrenerek dinine, devlet ve milletine zıt şahsiyetler olarak yetiştirilip geri gönderilmişler, devlet ve milletin baş belası “Jön Türkler” olarak sahneye çıkmışlardır.

            Osmanlı devletinin birçok alanda İslam’dan uzaklaştırılması için çaba sarfeden bu güruhlar böylece Osmanlının İslam âlemiyle de arasının açılması konusunda en etkin rolü oynamışlardır. Daha sonra  bu batıcı kadroların kurduğu İttihat ve Terakki  Cemiyetinin mensupları 31 Mart vakası ve II.Meşrutiyetin ilanı ile devletin sonunu hazırlamışlardır. İttihatçıların Osmanlı Devletini Almanya’nın yanında soktukları I.Dünya savaşı, bir milyona yakın genç neslin cephelerde heba edilmesine neden olmuştur.

            Cumhuriyet döneminde de hiç boş durmayan Emperyalist güçler kültür ve eğitim alanlarında yeni nesillerin aslından uzaklaşması için ellerinden gelen tüm çabayı sarf etmişler, hiçbir alanı boş bırakmamışlardır. Edebiyat, musiki, tiyatro, sinema, görsel sanatlar ve eğitim olmak üzere tüm kültürel faaliyetlere hâkim bir şekilde ideolojilerini körpe dimağlara aktaran şer güçler sonuçta ülkemizde birbirine zıt, birbirine çok yabancı, hatta birbirine düşman nesillerin yetişmesini sağlamışlardır. Bizim kuşağın yetiştiği altmışlı ve yetmişli yıllarda ülkede “sağcılık ve solculuk” akımları öylesine yeni nesilleri avucunun içine alarak kullanmıştı ki iş silahlı çatışmaya kadar gitmiş, yüzlerce genç suiskatlere kurban gitmiş, anarşi hortlamış ve bu durum ülkenin kaosa sürüklenmesine ve sonuçta bir askeri müdahalenin gerçekleşmesine sebep olmuştu.

            12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin darbecileri cezaevlerine doldurdukları gençlere yıllarca işkence ve zulüm yaparak yeni olumsuzluklara zemin hazırlamışlardı. 12 Eylül rejiminin uygulamaları sonucunda hızlı şekilde büyüyen bölücülük hareketinin yanında onların gizli desteği ile palazlanan Fetullahçılık hareketi yine tarihi plan ve projelerin birer devamı olarak sahne alıyorlardı. Başta ABD olmak üzere tüm emperyalist güçlerin desteğini alan bölücülük hareketi Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde silahlı eylemlere kalkışarak adını duyuruyor ve propaganda yapıyordu. Binlerce genci “Kürt devleti kuracağız” yalanı ile kandırarak dağa çıkaran bölücü örgüt kırk yıldan beri onların helaklerine sebep olmaktan başka bir şey yapmamıştı. Doğu illerimizde ekonomik, sosyal, kültürel ve dini alanlarda çok büyük tahribatlar yapan bölücü örgüt Suriye’de de ortaya çıkarak, bir türlü bitirilemeyen yapısıyla çok büyük bir dış desteğe sahip olduğunu göstermiştir.

            Emperyalist güç odaklarının çok uzun vadeli bir projesi olarak ortaya çıkan Fetullahçılık hareketi 12Eylül sonrasında hızlı bir gelişme göstererek eğitim alanında ülkemizde söz sahibi konumuna yükseltildi. Sadece Refahyol hükümeti hariç bütün iktidarların desteğini arkasına alarak devletin bütün kurumlarında kadrolaştı ve etkin bir hale geldi. FETÖ de binlerce genci ailesinden ve hatta ülkesinden kopararak kendi emelleri doğrultusunda bir güzel kullandı. 15Temmuz darbe kalkışmasıyla asıl amacı ortaya çıkan FETÖ ülkemizin beyin gücünün önemli bir kısmının da böylece mahvına sebep oldu.

            BOP projesini hayata geçirmek suretiyle Büyük İsrail Devletini kurmak için plan üzerine plan yapan ve önemli projeleri uygulamaya koyan Emperyalist güçler Suriye ve Irak topraklarında kaos çıkarmak suretiyle buraları insansız hale getirmenin çalışmalarını yaptılar. Irak’ı işgal etmek ve Suriye’de iç savaş çıkarmak suretiyle bu coğrafyada insanları çaresiz ve perişan hale getirdiler. Böylesine bir ortamda “kurtarıcı” rolünde ortaya çıkan Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) adındaki terör örgütü, Arapça ifadesiyle DAİŞ, kurduğu internet siteleriyle binlerce genci tuzağına düşürerek onların mahvına sebep oldu.

            Bu üç terör örgütü yanında bugün ülke gençliğimizin çok önemli bir bölümü de zararlı alışkanların pençesinde mahvedilmektedir. Sigaradan başlatılmak üzere alkol, uyuşturucu ve sonuç olarak fuhuş ve suç örgütlerinin pençesine düşen gençler ya mezara ya da cezaevine giderek hayatları bitirilmektedir.

                Ülke gençliğimizin okumasına, gelişmesine, ruhen, zihnen ve bedenen sağlıklı bireyler olarak yetişmesine engel teşkil eden çok önemli bir hastalık ekran ve medya bağımlılığıdır. Televizyon kanallarından, internet siteleri ve sosyal medya ağlarına kadar bütün yayınlar gençleri kendine bağımlı hale getirmekte ve inancından, kültüründen kopartmakta,  kendi ideoloji ve hedefine köle yapmaktadır. Gençlere sahip çıkacak ve onları yetiştirecek aile ve eğitim kurumları da bugün çıkan yasalar ve uygulamalarla problemli bir hale gelmiştir. Mevcut eğitim sistemi gençlerin her yönden iyi birer fert olarak yetişmeleri konusunda yetersizdir ve olumsuz uygulamaları nedeniyle sıkıntılıdır.

                Gençlerimizin yetişmesinde en büyük sorumluluk idarecilere düşmektedir. İdareciler ülkenin geleceği olan gençleri her türlü zararlı durumlardan ve tehlikelerden korumakla görevlidirler. Ancak bunun tersine iş yapan veya ne yaptığının farkında olmayan bazıları gençliğimizin harcanmasına sebep olmuşlardır. Yüce Rabbimiz bu tür şahsiyet ve zihniyetlerle ilgili Bakara Suresi 204 ve 205. ayetlerde şöyle buyurmaktadır: “Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah'ı şahid tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.”

            Yüce kitabımızda buyrulduğu üzere insan ya ıslah ya da ifsad için çalışır. Biz birer Müslüman olarak neye ve kime hizmet için çalıştığımıza dikkat etmeliyiz. İyi niyetlerle yola çıkarak ifsatçılara hizmet edenlerimiz iyi düşünüp, araştırsınlar ve yaptıklarının sonucunun kime yaradığını anlasınlar. Rabbim bizleri hakkı hak bilip hakka ittiba eden, batılı da batıl bilip batıldan imtina eden kullarından eylesin. Amin.

           

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YEŞİLÇAM’IN UNUTULMAZLARI SİNEMASEVERLERİ BEKLİYOR
YEŞİLÇAM’IN UNUTULMAZLARI SİNEMASEVERLERİ BEKLİYOR
STAT İÇİN SÖZLEŞME İMZALANDI
STAT İÇİN SÖZLEŞME İMZALANDI