Advert
İTTİHAT TERAKKİYE BENZEYENLER
Nevzat ÜLGER

İTTİHAT TERAKKİYE BENZEYENLER

Bu içerik 1810 kez okundu.

Bilindiği gibi doğum yeri Selanik olan ve koca İmparatorluğu 5-10 yılda beşte bire düşüren bir hareketin adıdır İttihat ve Terakki Cemiyeti.

İttihat ve Terakki Cemiyeti, saraydan servis edilen “dinsiz ve mason” hatta “Hıristiyanlarla işbirliği yapıyorlar” türü kendilerini tarif eden vasıflardan kurtulmak ve halk nazarında itibar sahibi olmak için dini çevrelerle ve kişilerle irtibatlar kurmuşlardır. Onların bu gayretleri de dini çevre ve kişilerden karşılık bulmuştur. Bunun nedeni de, hususen İslamcılardan bir kısmının hasım olarak karşılarına aldıkları saraya İTC’nin de düşman olması, onları bu cemiyete karşı geçici bir kabule doğru itiyordu. Halbuki aralarında oldukça büyük görüş uçurumları vardı. 

İslamcılar esasen dini/İslami ve belki daha ahlaki bir yönetimden yana oldukları halde, İttihat ve Terakkiciler daha Avrupai, daha modern, daha laik bir idare istiyorlardı. Abdülhamit’i devirdikten sonra İttihatçılar İslamcıları dışlayarak halka karşı artık dindar görünmeyi de bırakarak tamamen gayri dini bir siyasi yapılanmayı yerleştirmişlerdir.

Hatta birtakım çevreleri susturmak için II. Meşrutiyet’in ilanından sonra, nüfuz ve tesiri fırka odasının duvarlarını aşamayacak olan Seyyit Bey’i, İttihat ve Terakki’nin Meclis-i Mebusan’daki reisliğine getirmişlerdi. Zaten İTC için din; bir nüfuz elde etme, hareketi meşrulaştırma, muhalifleri susturma aracı olmuştur. En sıkışık zamanlarda İTC’nin en önemli faaliyetlerinden biri mevlitler okutmak ve bu yolla İslamcılarla aynı çizgide duruyorlar kanaatini yaymaktı.   Ayrıca ulemaya da cemiyet merkezinde konferanslar verdirerek esas itibariyle dinden yana oldukları kanaatini diri tutuyorlardı.

İslamcıların bir kısmı İTC’nin hürriyet için cihad ettiklerine inanıyorlardı. Fakat 1913 yılından itibaren dışlanmalarından sonra ancak işi anlayabildiler. İTC için en çok etrafa yaydıkları fikir; onların kurtarıcı olduklarıydı. Oysa daha 1912 yılından itibaren İslamcılar, İTC’ne muhalefet etmeye başladılar. İTC de muhalif olan insanları susturmak için,önce bir şeyleri vesile ederek plaketlerle taltif ediyorlar, susmazlarsa bu defa tehdit ediyorlardı. Bu konularla ilgili çokça belge mevcuttur.

O yıllarda İTC’ne en yakın olarak duran dergahlar; Bektaşiler, Mevleviler ve Melamilerdir. Hatta bazı yazarlar birleştirici unsur olarak masonluktan bahsetmektedirler. Dahası 1908 yılında Bektaşilerin, Arnavutlukta bir Bektaşi Devleti kurmak istediklerine dair daha değişik belgeler bulunmaktadır.

Hasılı İTC için din inanmaktan daha ziyade toplumu birleştirici bir unsur olarak görülmektedir. Günümüzde de bazı siyasi oluşumlar dine aynı gözle bakıyor diyebilir miyiz acaba? Çünkü bazı siyasi oluşumlar din de dahil olmak üzere birçok konuya serbestlik (hürriyet) tanınmasına öncülük etmek bir tarafa, karşı çıkmaktadırlar. Tesettürlü hanımların seçme hakları eski olmakla birlikte seçilme haklarına yasal olarak değil, fiili olarak 30 Mart 2014 seçimlerinde kavuştukları unutulmamalıdır. Keza bırakın orta öğretimi, yüksek öğrenim hakkı  için dahi örtünmenin bir engel teşkil ettiği iki yıl öncesine kadar yaşanıyordu. Bunların davranışları ile İTC’nin davranışları arasında pek fazla bir benzerlik görülmektedir denemez mi?

Toplumun her ferdine din, vicdan ve teşebbüs hürriyeti tanınırken kimler, işi gurup veya ideoloji bazında düşünüyorsa o kimsenin özgürlük anlayışı ilkesel değil konjonktüreldir. Hatta bu tip insanlar kendi anlayış ve inanışlarının dışında kalan kişi ve gurupların faydalandığı özgürlüklere karşı çıkarlar. Tıpkı kendilerini Marksist ideolojiden kurtaramayan insanların Müslümanlara yarayan özgürlüklerden hoşlanmamaları gibi.

Tarih çizgisi lineer değildir. Aynen bunun gibi köklü ve naslara dayalı inanışlar da tarihi değil tarih üstüdürler. Ancak kısa süreli menfaate dayanan fikir ve hareketler ise tarihi ve konjonktüreldirler. Hz. İbrahim as. dediği gibi; kaybolan (batan) şeyleri sevmem.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X