Advert
LAF İLE AMEL ARASINDAKİ ZITLIĞIN VAHİM SONUÇLARI
Habib KARAÇORLU

LAF İLE AMEL ARASINDAKİ ZITLIĞIN VAHİM SONUÇLARI

Bu içerik 448 kez okundu.

        Son zamanlarda “gençler arasında deizm ve ateizm yayılıyor” diye ortalığa yayılan haberlerin toplumda çok farklı yansımaları ve etkileri oldu. Hatta meclisteki toplantıda Sayın Cumhurbaşkanımızın kürsüde konuşurken Milli Eğitim Bakanımız Sayın İsmet Yılmaz’ı yanına çağırarak ortaya atılan iddialarla ilgili kendisiyle bir şeyler konuştuğunu da şahit olduk. Oysa bütün bu iddiaların aksine son yıllarda din eğitimi konusunda atılan adımlar sayesinde kamuoyu ülkemizde din eğitim ve öğretimi konusunda olumlu gelişmeler olduğu ve bu sayede yeni nesillerin dindar yetiştiği kanaatine sahipti. Ancak mevcut tablonun sanılanın aksine bir durum arz ettiği iddiaları bir anda gözlerin unutulmuş olan gençler üzerine çevrilmesini sağladı.

            Yüce Rabbimizin biz insanlara dünya ve ahret kurtuluşu için peygamberleri aracılığı ile gönderdiği İslam dini söze, makama, varlığa, şekle değil inanca ve amellere önem vererek din için gerekli olanın iman ve salih amel olduğunu bildirmiştir. Allahü Tealanın gönderdiği dinin son peygamberi Hazreti Muhammed (S.A.V.) kendisine nübüvvet görevi verilmeden önce Mekke halkı tarafından  “Muhammedü’l-Emin”  diye isimlendirilmiştir. Onun dosdoğru, güvenilir, üstün şahsiyet ve ahlak sahibi olması çevresindeki herkesin takdirini kazanmasını sağlamış, böylece nübüvvet görevi verildiğinde hiç kimse Onu yalancılık, tutarsızlık veya hiçbir olumsuz sıfatla anmamıştır. Yirmi üç yıla yakın nübüvvet döneminde de aynı şekilde Onun üstün ahlakına şahit olanlar, hak peygamber olduğunu anlayıp iman etmiş, etrafında pervane olmuşlardır.

            Günümüze bakacak olursak Müslümanların sözleri ile amelleri arasında tam bir tutarlılığın olmadığını görmekteyiz. Söylem ve eylem birlikteliğinin olmayışı Müslümanların iddialarında inandırıcı olmalarına engel olmaktadır. İster ebeveyn, ister öğretmen, ister yönetici, ister din görevlisi, ister siyasetçi ve her içimizden her kim olursa olsun öncelikle sözleri ile amelleri birbirine ters düşmemeli, tutarlı olmalıdır. Aksi takdirde özellikle kendilerini izlemekte ve gözlemlemekte olan yeni nesillere kötü örnek olmaları kaçınılmazdır. Çünkü din konuşulan, anlatılan bir öğreti olmaktan ziyade yaşanan bir gerçekliktir. Eyleme dönüşmediği sürece anlatılan ve konuşulanların karşıdaki üzerinde fazlaca bir etkisi bulunmamaktadır. Hele hele konuşulanların tam tersi yönde ortaya konulan davranışlar muhatap üzerinde tam bir hayal kırıklığına neden olmakta ve bazen de anlatılanlara muhalefet edilmesine sebebiyet vermektedir. Bir yandan karşıdakine doğruluktan bahsederken öte yandan yalan söylemek, verdiği sözü tutmamak, emaneti korumamak nasıl izah edilebilir?

            Günümüzde kitaplarda yazan, hocalar tarafından anlatılan İslam dini ile Müslümanların yaşadığı din arasında ne yazık ki çok büyük bir farklar vardır. Öğrendikleri ile gördüklerini bir araya getirmekte sıkıntı yaşayan gençlerin dine soğuk bakmaları veya yanlış inançlara sapmalarının nedenleri arasında günümüz Müslümanlarının büyük vebali vardır. Materyalizm, Darwinizm, Pozitivizm, Pragmatizm ve daha birçok benzeri ideolojileri medya, eğitim, kültür, moda ve iletişim araçları ile genç nesillere dayatan küresel emperyalizm dünyevileşme içine çektiği Müslümanların tutarsızlığını da bugün amacını gerçekleştirme konusunda önemli bir fırsat olarak kullanmaktadır. Bu tamı tamına şeytani bir plan olarak önümüzde durmaktadır.

            İslam ve Müslümanlık iddiasında olan herkes her şeyden önce söz ve işlerinde tutarlı olmalıdır. Yüce Rabbimiz Kerim Kitabında: “ Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.” (Saf Suresi 2-3.Ayet) diye uyarmaktadır. Mevlana bu ayeti: “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”  diye vecizeleştirmiştir. Öte yandan Hazreti Peygamber (S.A.V.) de:  "Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar." (Müslim, Birr, 33) diye buyurarak dinde esas olanın sağlam bir imandan sonra salih amel olduğunu belirtmiştir. Demek ki büyükler olarak her birimiz hayatımızda davranışlarımıza dikkat etmeli, Allah’ın rızasına uymayan işlerden uzak durmanın yanında,  özellikle çocuk ve gençlerle olan münasebetlerimizde sözlerimize ve davranışlarımıza çok dikkat etmeli onlara kötü değil,  iyi örnek olmalı, dinimizi sevdirmeliyiz. Rabbim hepimizi özü ve sözü bir olan kullarından eylesin. Amin.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!