Advert
KURBANIN İSLAMDAKİ YERİ
Halit POLAT

KURBANIN İSLAMDAKİ YERİ

Bu içerik 397 kez okundu.

Allah’a yaklaşmak amacıyla hayvan kesmeye kurban denir. Kurbanın meşruiyeti  Allah’ın kitabı, Resulullah’ın (s.a.v) kavli, fiili ve ikrari sünneti ve alimlerin icması ile sabittir.

“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes”(Kevser 2).

  “De ki; namazım, ibadetlerim(kurban), hayatım ve ölümüm tüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.”  (Enam 162)

Geçmiş her mümin topluma kurban kesme ve kan akıtma menseklerini eyledik. Onları rızıklandırdığımız bu kesimlerle Allah’ın ismini ansınlar ve ona şükür etsinler. Ey insanlar sizin ilahınız tek bir ilah olan Allah’tır. Onun ve resulünün emrine itaat ediniz.  Ey peygamber! Allah’ın emrine boyun eğenleri dünya ve ahiret hayrıyla müjdele. (Hac 34)

Bu ayeti kerime Allah’a yaklaşmak amacıyla kurban kesmenin her ümmet ve her millette farz olduğunu bildiriyor. Kurban kesme; her zaman, her yerde ve her topluluk için geçerli bir ibadet ve apaçık bir maslahattır.

 Sünnette ise kurbanın şer’i oluşu Resulullah’ın hem fiili, hem kavli ve hem de ikrarı ile sabit olmuştur.

Resulü ekrem’in (s.a.v) hem kurban kesmesi hem de kurbanlığını kestirmesi fiili sünnetinde kurbanın sabit olduğunu gösterir.

Annemiz Aişe (r.a) rivayet ediyor: “Resulullah Efendimiz (s.a.v) paçaları, göğsü ve gözlerinin etrafı siyah beyaz, boynuzlu bir koçun getirilmesin istedi. Koç kurban edilmek üzere getirilince Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Ya Aişe! Bana bıçağı getir!” buyurdu. Sonra: “Bıçağı taşla bileyip keskinleştir” buyurdu. Ben bu işleri yaptım. Sonra Hazret-i Peygamber (s.a.v) bıçağı aldı. Koçu da aldı. Onu boğazlamak üzere yatırdı ve: “Allah’ın adıyla. Allah’ım Muhammed’den, Muhammed ailesinden ve Muhammed ümmetinden kabul eyle!” dedi ve sonra onu kesip kurban etti.”( Müslim, Edâhî, 19.)

Cabir diyor ki: " Bayram günü namazgahta Resulullah ile birlikteydim. Hutbeyi okuyup bitirdikten sonra minberden indi bir koç getirdiler. Efendimiz bizzat o koçu kendi eliyle kesti ve "Bismillah Allahu Ekber bu, benim ve ümmetimden kurban kesemeyenler adına kabul buyur ya Rab" dedi. (Hadis sahihtir)

Enes b. Malik (r.a.)’den rivâyete göre: “Resulullah (s.a.v.) boynuzlu alaca renkli iki koçu kendi eliyle keserek kurban etti. Besmele çekti, tekbir aldı ve keserken ayağını koçların sağ yanı üzerine koydu.” (Buhârî, Edâhî: 7; Müslim, Edâhî: 3)

Abdullah b. Ömer’den şöyle rivayet edilmiştir: “Peygamberimiz (s.a.v) Medine'de 10 yıl ikamet etmiş ve her yıl kurban kesmiştir.”

Peygamberin kavli olan sünnetinde de kurban hakkında çok hadis nakledilmiştir.

Bera (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre Resulullah şöyle buyurmuştur: “Bugünümüzde ilk önce namaz kılacağız, sonra dönüp kurban keseceğiz. Kim bunu yaparsa sünnetimizi yerine getirmiştir. Kim daha önce keserse o kurbanlık değildir. Ancak ailesine et yedirme ikramında bulunmuştur.”

Buhari ve Müslim’in sahihlerinde geçen “Bayram namazı kılındıktan sonra kim kurban keserse onun kurbanlığı tamamdır ve Müslümanların sünnetine uymuştur.”

“ Resulullah ashabı içerisinde kurbanlıkları taksim etti. Ukbe’ye 6 aylık bir küçükbaş hayvan düştü. Ukbe bana altı aylık düştü deyince  Resulullah (s.a.v) ‘onu kes’ buyurdu.”

" Ata b. Yesar’dan diyor ki: Ben Ebu Eyyub'a Resulullah zamanında kurbanlar nasıldı diye sordum. Bana dedi ki Efendimiz zamanında kişi kendi adına ve ailesinde bulunan bütün fertler adına bir koyun kurban ederdi. Kendileri yediği gibi başkalarına da yedirirlerdi. Hatta bununla övünürlerdi." (Tirmizi hadis hakkında Hasen ve sahih demiştir. İmamı Nevevi ve Şeyh Elbani hadisin sahih olduğunu kaydetmektedir. Ayrıca hadisi İbni Mace Ve Malik rivayet etmiştir.)

Müslümanların icmasındaki olan meşruiyetine gelince ise ilim ehlinin tümü kurban kesmenin şeri olduğunu icma etmişlerdir. Feth’ul Bari’de geçtiğine göre kurbanlığın dinin ahkamlarından olduğuna dair kimsenin ihtilafı yoktur. Kurbanın meşruiyetinde icma edildikten sonra vacip mi sünneti müekkede mi olduğu hususunda  iki görüş vardır. Birinci görüşe göre kurban kesmek vaciptir. Evzai, Leys  b. Sad, İbn-i Teymiyye, Ebu Hanife, Züfer bu görüştedir.

Hz. Ebubekir, Hz.Ömer , Bilal, Süveyd b. Hafele, Said b. Müseyyib, Süfyan-ı Sevri, Âta, Alkame, Esved İbni Mübarek  , İshak ibni Münzir, İmam Şafii, İmam Malik ile İmam Ahmet’in meşhur olan görüşlerine ve Hanefi ulemasından Ebu Yusuf, Muhammed ve Zaferani’ye  göre kurban kesmek sünnet-i müekkededir. Ancak sünnettir diyenlere göre gücü yeten insanların kurban kesmeyi terk etmesi mekruhtur.

Kurban kesmek vaciptir diyenler; “Rabbin için namaz kıl kurban kes” (Kevser 2) ayetini delil gösterirler.  Resulullah’ın  her yıl kurban kestiği sabit olmuştur. Seferde dahi kurban kesmiştir. Bu nedenle ayeti kerimedeki  “kurban kes” emrini vacip olarak anlamışlardır.

Vacip değil diyenlerin delili ise Resulullah’tan (s.a.v) rivayet edilen ‘‘Üç şey vardır; bunlar bana farz, size nafiledir. Onlar kurban, vitir ve kuşluk namazıdır’’ hadisidir. Bu hadis zayıf, ahkamlarda zayıf hadislerin hüküm ispat etmede geçerli olmamasına rağmen delil göstermişler. İkinci delil ise Resulullah’ın  kendi ümmeti yerine de kurban kestiği görüşüdür. Peygamber (s.a.v) semiz, boynuzlu ve siyah-beyaz iki adet koçu, birisini ümmeti adına, diğerini de kendisi ve aile fertleri adına kesmiştir. Sonra şöyle dedi: Ya rab! Senin birliğine ve benim, dinini tebliğ ettiğime şehadet eden tüm ümmetimin yerine. Diğerini de getirerek bu benim ve ailemindir demiştir. İkisinden de fakirle dağıttı, kendisi yedi ve ailesine yedirdi.” Haşimoğullarından bir çoğu Resulullah bizim yerimize kestiği için kurban kesmiyoruz demişlerdir. Kısacası İslam peygamberi kendisine vacip olanı yapmış ve ümmeti için sünnet olmuştur. Üçüncü delil ise peygamberimizin şu hadisidir: “ Zilhicce hilalini gördüğünüzde ve sizden biriniz kurban kesmek isterse kıllarını(saçını, koltuk altını) ve tırnaklarını kesmesin.” Resulullah hadiste geçen “sizden biriniz kurban kesmek isterse” ifadesiyle kurban kesmeyi kişinin iradesine bağlamıştır. Bu, kurbanın vacip oluşuna ters düşer, vacip olan bir şey kişilerin iradesine bırakılmaz.

Kurban konusuna bir sonraki yazımızda da devam edeceğiz.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir