Advert
ERKEN SEÇİM VE EKONOMİYE ETKİLERİ
SIRAÇ KOÇ

ERKEN SEÇİM VE EKONOMİYE ETKİLERİ

Bu içerik 452 kez okundu.

Türkiye Cumhuriyeti siyasi hayatında çeşitli nedenlerle tam 7 kez erken seçim kararı alınırken, 1 kez de seçim yenilendi.

İlki 1957 tarihli ve Demokrat Parti’nin isteği ile gerçekleşti. Menderes’in Demokrat Parti’sinin 1954 seçimlerine göre %10 oy kaybetmesine rağmen zaferle çıktığı bu seçim katıldığı son seçim olmuştu aslında. Askeri ihtilallerin yaşandığı 30 yıl boyunca da tekrar siyaset gündemine girmedi veya giremedi.

1987 yılında ANAP’ın kurucusu Özal’ın yasaklı liderlere yönelik yapılan referandumu kaybetmesi sonucu aldığı erken seçim kararını, 1991 yılında Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı izledi. Ne gariptir ki, Özal’ın seçim kararı %9 oy kaybı ile sonuçlanırken, Mesut Yılmaz’a iktidarı kaybettirdi.

1995, 1999 ve 2002 yıllarına, ülkenin en çalkantılı dönemlerinde gerçekleşen seçimlerin erkene alınması kararları damga vurdu.

95’te Tansu Çiller %7, 99’da Refah Partisinin devamı olan Fazilet Partisi %6, 2002’de ise Ecevit’li DSP %21 oranında oy kaybetti.

2007 yılına kadar yapılan erken seçimler, ne tesadüftür ki seçim kararı alan iktidar partilerinin ya oy kaybetmeleri ya da iktidarı kaybetmeleri ile sonuçlandı. 

2007 yılında Cumhurbaşkanı seçilememesi nedeniyle yapılan erken seçimi 2002’ye göre oylarını %12 arttıran AK Parti kazanırken, 2015 yılı Kasım ayında yenilenen seçimleri yine AK Parti 7 Haziran seçim sonuçlarına göre %9 artışla önde bitirdi.

24 Haziran seçim sonuçlarını şimdiden kestirmek zor. Aday profillerine baktığımızda çok çetin bir seçim maratonu yaşanacağını gösteriyor.

İzleyip göreceğiz...

Pek tabi ki, demokratik parlamenter siyasette aslolan ve Anayasa’da belirtilen şartlar haiz olduğunda kullanılan, kullanılması gereken bir seçenek erken seçim...

İşin siyasi tarafından çok sokaktaki ekonomi penceresinden baktığımızda maalesef olumsuz bir tablo çıkıyor karşımıza.

Seçim öncesi oy getirecek şekilde uygulanan ekonomi politikaları kısa vadede işsizliğin azalması, enflasyonun düşmesi, piyasada para bolluğu ve dolayısıyla canlanma yaratıyor. Ancak uzun dönemde ekonomik dalgalanmalara yol açacak olumsuz sonuçlar kaçınılmaz. Kamu harcamalarından kaynaklanan bütçe açığı ancak vergi artışları ya da kamu hizmetlerinde fiyat artışları ile dengelenebiliyor. Buna bir de, seçim sonrası kamu harcamalarında kısıntıya gidilmesi de eklenebilir.

Hükümetin gündeme getirdiği vergi afları ve emeklilere ikramiye gibi seçim vaatleri bütçeye 30 milyar Türk Lirası ek yük getiriyor. İmar affı ve vergi aflarından gelecek paraların ise bu açığı kapatacağı beklentisi hakim.

Ancak, yıllardır sanayileşmeden ve emek yoğun üretimden uzaklaşma, borç stoğunun artışı, yüksek enflasyon, yüksek faiz, sıcak paraya endeksli ekonomi politikaları, bozulan gelir dağılımı gibi  sorunlar bugün olduğu gibi seçimden sonra da tüm ağırlığıyla karşımızda olacak.

Özel sektör borçlarının ya döviz ya da dövize endeksli fonlardan oluşması da ayrı bir kırılganlık yaratıyor ekonomimizde. Ülkenin büyük şirketleri dahi, yurtdışı döviz varlıkları yeterli olmadığı için bankalarla borç yapılandırma sarmalında.

Dövizin yükselmesi hepimizin borç yükünün artması ve fakirleşmemiz demek.

Bu olumsuz tablo, seçim sonrasında derinliği ve genişliği olan bir ekonomik program ile aşılabilir ancak.

Sıkı para ve sıkı maliye politikalarına geri dönülmez ise sorunların çözümü zorlaşır.

Tasarruf kültüründen borçlanma ve harcama kültürüne, vergi ve hukuk düzenlemelerinden ekonomi politikalarının yeniden yapılandırılmasına kadar geniş bir yelpazeyi içermeli bu program.

Özellikle dar gelirli hane halkı için tarihte olduğu gibi acı bir reçete hazırlanacak gibi görünüyor.

Seçim sonucu ne olursa olsun, bu sorunu siyaset kurumu değil ekonomi kurumu çözecek bunu bilelim.

Sağlıcakla kalın...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu