Advert
GELİR DAĞILIMI ADİL OLMALIDIR
Nevzat ÜLGER

GELİR DAĞILIMI ADİL OLMALIDIR

Bu içerik 2074 kez okundu.

Modern ekonomi bilimi, sistemlerde güç sahibi olanların amaçlarına birer hizmet aracı olarak kullanılıyor. Güç sahiplerinin ekonomik çıkarlarına hizmet etmek her zaman kasıtlı olmayabilir ama hizmet edenlerin gerekçe bulmaları da zor değildir. Mesela yönetimler yanlış gidişatı değiştirmek için hangi çabayı gösteriyor, ona dikkat etmek gerekir. Bir kısım insanlar da egemen ekonomik sese uymaya özel bir gayret gösterirler, çünkü o ses onları belli yerlere getirir. Egemen ekonomik ses, daha çok toplumda hakimiyetini kabul ettirmiş, doğruları ve yanlışları tamamen dünyevi/seküler olan standart bir sestir. Bu sesin uygun bulduğu ve onayladığı şey, sağlam ve sağlıklı politika sayılıyor. Uygun görmediği ve onaylamadığı şey ise, ne kadar ilginç, ne kadar katma değer üretici, hatta ne kadar toplum yararına da olsa dikkate değer bir fikir sayılmaz. Nelerin kabul edilebilir olduğunu tanımlamak demek, egemen ekonomik çıkarın korunması anlamına gelir. Sözgelimi iyi bir bilim adamı, kendi alanında önemli bir çalışma başlatabilir. Konunun doğrularını ve muhtemel hatalarını da sistemi genel olarak düşünmeksizin ortaya koyabilir. Dahası doyurucu seçenekler de sunabilir ama egemen ses çalışmayı ya metodoloji ya da kanıt açısından topa tutarsa o çalışma artık kabul görmez. Somutlaştırırsak, şayet sağlık hizmetleri aksıyorsa, birileri de bunu dillendiriyor olabilir. Bu tenkit eğer de herhangi bir ürünün üretimini aksatırsa, bu ses anında boğulur ve dillendiren bir şekilde susturulur ve cezalandırılır.

Belli birtakım firmaların çok büyük güçleri olduğu halde, kendi halinde çalışan bir bakkalın, bir terzinin, bir berberin, bir fırıncının gücü yoksa, inşaat işçisinin gücü yoksa tüketicinin gücü yoksa modern ekonomik sistemin kimin için çalıştığına, ekonominin kimden yana olduğuna karar vermek herhalde kolaylaşır.

Türkiye’nin önünde öncelikle aşılması gereken üç tane problem var:

1-Gelir dağılımının adil hale getirilmesi.

2-Orta gelir gurubunun üst gelir gurubuna yükseltilmesi.

3-Evrensel hukuk kurallarının ülkeye yerleştirilmesi.

Gelir dağılımı konusu aslında sadece iktisatçıların değil, diğer sosyal bilimcileri, siyasetçileri, yöneticileri ve tek tek her bireyi ilgilendirmektedir. Gelirin dağılımı adil olmayınca nüfusun belki ilk % 20’si haydi ilk % 40’ı mutlu yaşarken geriye kalan % 60’ı mutsuz yaşıyor olabilir. Yani dört kişilik bir ailenin yıllık geliri fert başına sadece 1.250 dolar ise ve ülkenin de fert başına geliri 15.000 dolar deniyorsa orada mutsuzluk ve sorunlar var demektir. Ayda 850 TL aylık ücretle çalışan 5.100.000 kişi asgari ücret denilen bu ücretle çalışıyor. Yani bu insanlar yoksulluk sınırının altında bir hayat sürüyor demektir. Bu insanların nüfusu % 20, toplam gelirden aldığı pay % 6,1 iken, son % 20’lik gelir gurubunun aldığı pay ise % 46 ise burada bir problem var demektir. Demek ki bu ülkenin en büyük problemi gelir dağılımının adaletsizliğidir. Gelir dağılımını adil hale getirmenin birçok yolu var elbette ama öncelikle de orta gelir gurubunun, üst gelir gurubuna taşınması gerekir. Aksi halde orta gelir tuzağına düşme riski çok yüksektir.

Ülkenin birçok problemini çözen bir hükümet, bu ülkenin en büyük problemi “gelir dağılımı sağlıklı değil” demeli ve bu konunun ülkenin birinci meselesi olduğunu kabul edip sorunu çözmelidir.

Bu ülkede sosyal barışın sağlanması ve korunması oldukça önemlidir. Bu nedenle de sosyal barışın sağlanması için gelirin adil dağılımının sağlanması gerekir. Bu problem yalnız ekonomik olmayıp, aynı zamanda politik ve sosyo-kültüreldir.

Konunun çözümü için ilk etapta birkaç başlık yazılabilir:

Yatırımların üretken olan imalat sanayisine yapılması ve yerinde değerlendirme yapılarak fonksiyonel gelir dağılımı gerçekçi olmalıdır. Maliyetler artmadığı halde fiyatların artması ile ücretlerin düşmesinin önüne geçilmelidir.  Ücret, gelir olarak anlaşılmalıdır, maliyet olarak anlaşılmamalıdır. Fiyatlar ücretlerle direkt ilişkilidir.

Dolaylı vergiler ücretlilerin aleyhine çalışır, vergiler dolaysız olmalıdır. Herhangi bir konuda sübvansiyon sağlanırken her gurup dikkate alınmalıdır.

Sosyal devlet dediğimiz şey yalnız retorikten ibaret değildir vesselam.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X