Advert
“KİMLER MİLLETVEKİLİ OLMALI?”
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

“KİMLER MİLLETVEKİLİ OLMALI?”

Bu içerik 943 kez okundu.

"Hayırlısı ile bir biteydi şu tantana" der her seçim öncesi esnafımız ve dahi halkımız. Neticedegenellikle, sadece seçim zamanlarındagördüğü siyasetçilerden gına gelmiştir. Ki onları şu sıralar seçim sathında iken her yerde görür oluyor. Çünkü onlarla (siyasilerle) iletişim öyle güçlü ki şimdi; telefonlarına gelen SMS'lerde, sosyal medyada, TV'lerde, el ilanlarında, gazetelerde hatta ve hatta işyerlerini ziyaretlerde bile onlar var.Tabi ki,siyaset kolay iş mi sanırsınız halkla iç içe olmak lazım(!).
İlimizde Saadet partisi, MHP ve CHP adayları geçenlerde belirlenmişti. Bugün itibariyle de Ak Partiden, 75 civarında bir başvuru(haliyle bunlar içerisinde tanıdığım, tanımadığım,dostumveya arkadaşım her türlüsü var)içerisinden 5’iM. Vekili adayı olarak seçilecek.Gönül isterdi ki şehrimizi 5 bölgeye ayırıp her bölgeden 1 aday seçileydi; lakin oy vermekten başka pek de bir icraatımız yok vatandaş olarak. Zira seçim sistemi, baraj sistemi ve aday belirleme süreciyle birlikte seçme işlerinin hepsi iktidarın (kanunlar) elinde bulunuyor. Haliyle bizler sade Vatandaş olarak sade-ce seçim günü sandığa gidip siyasilerin belirledikleriadaylara oyumuzu atacağız.
İlimizdeki tüm partilere bakınca 100 'ün üzerinde bir aday adayı başvurusu olmuştu. Kimisi esnaf, kimisi tüccar, kimisi Prof., kimi doktor, kimi genç, kimi siyasi tecrübeleriyle birlikte yaşlı, kimi avukat, kimi iş adamı vs. yani hepsi bizim insanımız bizim içimizden birileri... Onlar bizlere parlamentoda vekillik ve şehrimize hizmet etmek ve katma değer sağlamak gayesiyle(!?) aday adayı oldular. Bu işi en iyi kim yapar, kimler aday olmalı, kimlere destek olmalıyız? konusuna şahsi isimler üzerinden girmeyeceğim (gerek de yok). Benim için önemli olan seçilen adayların 'adam gibi adam' (bayanlara da bu tabir kullanılabiliyor yani, bayan adaylarımız da üstlerine alınabilirler.) olmaları ve Vekil seçildikten sonra şehrimizin menfaatleri üzerine yoğunlaşmalarıdır. Zira bugüne kadar çok gördük :
-Daha seçilir seçilmez; partisi veya teşkilatı içerisinde yerini iyice sağla sağlamlaştırıp ileriki seçimler için hazırlıklara başlayanlar ve bu uğurda türlü entrikalar çevirenler.
-Şehirde bir makama müdür veya herhangi bir yetkili ataması yapılırken liyakatten çok, akraba ve dost-ahbap ilişkilerine ağırlık verenler.
-Çiftçimiz kendisine: "Sayın vekilim suyumuz yok tarlalarımızda ekinlerimiz yerde kaldı. Üretemiyoruz artık" deyince " iyi olur inşallah dayım, merak etme" deyip sallayanlar.
-Millete vekilliği unutup "Ankara'da yaşam zor para da lazım" diyerek ihale peşinde koşturanlar.
-Ne bu şehirde doğmuş ne de bu şehirde yaşamış haliyle şehrin problemlerine uzak olduğundan çözüm de üretemeyip vekillik yerine adeta bürokratlık yapanlar.
-Şehrin ekonomisinin lokomotiflerinden olan sanayicilerinin ve dahi iş adamlarınınsorunlarınaFransız kalanlar.
-Şehrin esnafına ziyaretlerini nadirattan yapıp problemlerinden bihaber kalanlar...vs.vs.
Hani bir kıssa vardır. Hemen herkesin bildiği lakin kimsenin pek de hisse almadığı:
Hz. Ali anlatıyor: “Bir gün Ömer’i, binekli olarak ve telaş içinde, hızlı hızlı giderken gördüm; “Ya emire’l-müminin nereye gidiyorsun?” diye sordum. “Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum” diye cevap verdi. O zaman ben: “İnan ki, senden sonra bu milleti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapamaz!” dedim. Bunun üzerine şöyle konuştu: “Hz. Muhammed aleyhissalatüvesselamı, hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir koyunu kapsa) korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer’den sorulur!”
Şahsen bendeniz, Hz. Ömer gibi olmasa da onlar gibi olmaya gayret eden idareciler ve yetkililer isterim. Vekili olacak adaylarımızın da bu anlayış içerisinde hareket edip şehrine karşı sorumluluğunu unutmayan; çiftçisini, esnafını, tüccarını, sanayicisini kısaca vekili olduğu halkını sık sık ziyaret eden, onların dertleriyle hemhal olan, onlara 24 saat ulaşılabilir durumda olan, işe alımlarda veya atamalarda bir dahli bulunduğu zaman haktan şaşmayıp âdil olmaya veliyakate önem veren, makamını kullanarak rüşvet almaya tenezzül etmeyen, yolsuzluklara bulaşmayan, dürüst, samimi, sürekli "şehrim için ne yapabilirim" deyip bir araştırma içerisinde olan, hükümet nezdindeki yatırım programlarından şehrini azami derecede istifade ettirmenin yollarına bakan, sanayicisinden veya iş adamlarından birisişehrine katkı sağlayacak yatırım projeleriyle yanına  geldiği zaman adeta onun önüne düşüp bürokratik engellerini ortadan kaldırmaya çalışan şahıslardan olmasını isterim. Yoksa bana ne "filan zat, filan zatın oğlu veya torunu vekil olmuş", yok "filan ünlü veya varlıklı şahıs seçilmiş de şu sırayı kapmış", beni ilgilendirmez.

Netice olarak ben öncelikli olarak şehrimin a-li menfaatlerini düşünürüm. Vekil olacak olanlar, yapacaklarsa üstte saydığım şekillerde Vekillik yapsınlar.Yoksa ne aday olsunlar, ne de gerileme döneminden artık kurtulması gereken Aziz Şehrimizin kıymetli vaktini zayi etmesinler. Seçim meydanlarında “sizlere hizmetkâr olmaya geliyoruz” diyenlerden gerçek mânâda hizmetkârlık bekliyoruz.
Siz ne düşünüyorsunuz?
 

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!