Advert
SEÇİM VAATLERİ VE GERÇEKLER
SIRAÇ KOÇ

SEÇİM VAATLERİ VE GERÇEKLER

Bu içerik 380 kez okundu.

Türkiye’de seçim günü yaklaştıkça siyaset dili daha çok vaat üretiyor. 
Bu konuda tarihsel açıdan kimse elimize su dökemez sanırım. 
İktidar veya muhalefet partisi farketmiyor, bol keseden atıyor. Seçim öncesi verilen bazı sözleri bir kenara yazıp, seçim sonrası icraatları ile karşılaştırabilsek keşke.  
Balık hafızalıyız vesselam! 
Çabuk unutuyoruz. 
Çözüm elbette sandıkta ve siyaset kurumunda. Ama ya ilkeler? 
Her durumda ilkeli kalmak gerekirken, günün şartlarına ve rüzgarın yönüne göre hareket etmek siyaset kültürü oldu artık. 
Dün beyaz dediğine bugün siyah demek, dün “tü kaka”dediğin politikanın bugün en büyük savunucusu olmak nasıl açıklanabilir? 
Benim kuşağım; bugün hayatta olmayan siyaset duayenlerine tanıklık etmiş bir kuşak. Çiller’in meydanlarda herkese birer ev ve araba vaat ederek seçim kazandığı günleri de gördük, Erdal İnönü’nün meydanlarda elinde limon, “limon gibi sıkılmayın” sloganına da şahit olduk. Demirel’in kim ne veriyorsa ben 5 fazlasını veriyorum vaadi, dün dündür bugün bugündür sözüyle anlam(!) kazandı o günlerde. 
Liderler, TRT’de yapılan açık oturumlarda, siyaset nezaketini ve beyefendiliğini bozmadan, iktidarı eleştirir ve kendi çözüm önerilerini sunarlardı.
Bugün bakıyorum da, sorunlar ve çözüme yönelik vaatler aynı kalmış, ancak siyasi nezaket yerlerde. 
Üstelik 16 yıldır iktidar olan Ak Parti bile, muhalefet partileri gibi çözüm önerileri içeren manifesto açıklıyor.
Asgari ücret şu olacak, mazot bu rakama inecek, fındık şuraya çıkacak, çiftçiye şu destek sağlanacak, memur ve emekli maaşları enflasyona ezdirilmeyecek vb... 
Yani 40 yıldır bu sorunlara bir çözüm bulamamışız ki, eklenen yeni sorunlarla birlikte tüm çıplaklığıyla karşımızda duruyor. 
Her gün siyasi parti mitinglerini ya da Başkan adaylarının açıklamalarını izlemeye çalışıyorum.  
Liderler birbirini; “Hırsız, yalancı, dış güçlerin maşası, terör örgütü destekçisi, din düşmanı, siyasal islamcı, bölücü, Atatürk düşmanı vb...” olmakla suçluyor. 
Çözüm önerileri sunmak yerine rakibi aşağılamak ve tribüne oynamak daha fazla prim yapıyor sanırım. 
Futbol maçı gibi izliyoruz biz de. 
Başkan adaylarından biri yarışa cezaevinden girerken, çözüm bulması gereken siyaset kurumu, kendi içinde uzlaşmayı ve mutabakatı sağlayamıyor. 
Çatışma kültürü, barışma kültürünün önünde maalesef. 
Siyaset sahnesinde bunlar yaşanırken sokağa yansıması da aynı derecede olumsuz. 
Banka kredisini ödeyemeyen Doğanşehirli tütün üreticisi, kamu bankasının önünde cinnet geçiriyor. 
Artan döviz kuru nedeniyle dolar borcunu ödeyemeyen işletmeler, konkordato ilan ediyor. 
Asgari ücretle geçinen hane halkı enflasyon karşısında fakirleşiyor. 
Ankara’nın göbeğinde bir milletvekili adayı hastanelik olana kadar darp ediliyor. 
Üniversiteli işsizler ordusu, ekonomik ve sosyal güvensizlik yaratıyor. 
Olağanüstü hal, olağanlaştığı için yabancı sermaye gelmiyor, aksine yerli sermaye kaçıyor.
Sayın liderler; bize “uçuk kaçık” vaatlerle değil, yapacaklarınızla gelin. 
Birbirinize ve toplumun tüm kesimlerine saygılı olun! 
Sorun değil çözüm üretin!
Ve lütfen bize yalan söylemeyin! 
Saygı ve sevgiyle...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu