Advert
‘’ERDOĞAN MI? ALLAH RAHMET EYLESİN!’’
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

‘’ERDOĞAN MI? ALLAH RAHMET EYLESİN!’’

Bu içerik 2750 kez okundu.

Salih amcayı akşamki dostlarla yaptığı tartışmalar yormuştu. ‘’Yok Türkiye’yi batırmış bu hükümet, yok cari açık şu kadar olmuş, yok Tayyip efendi efelendikçe başımıza belalar geliyormuş, vay efendim böyle vekil listeleri mi olurmuş?, Bir ders vermek gerekirmiş şu Ak Parti'ye’’ falan filan… Yatsı namazını eda ettikten sonra başını yastığa koyduğunda hep bu konuşmalar aklından geçiyordu. Geçiyordu ve ‘’acaba?’’ diyordu. ‘’-Bu kez ben de sadece reislik seçiminde oyumu Erdoğan’a atayım da vekillikte Ak Parti'ye vermeyeyim mi?’’ gibi düşüncelerle uykuya daldı.

Sabah işe giderken birkaç esnafın birbiriyle konuşurken ‘’-Ne olmuş Erdoğan’a ya hu? -Erdoğan mı? Allah rahmet etsin. Duymadın mı, dün gece kalp krizi geçirmiş. Kurtaramamışlar.’’

Salih amcanın başından soğuk sular dökülmüştü sanki. Adımlarını hızlandırarak iş yerine ulaştı ve ilk iş olarak televizyonu açtı. Duyduğu haber doğruydu. Koltuğuna adeta yıkıldı kaldı. Ne olacaktı şimdi? Önce memleketin ahvalini düşündü. Seçimlere de henüz birkaç gün kalmıştı. Belki de 1950’de zor kurtulduğumuz CHP zihniyeti geri gelecekti. CHP’nin adayından duymuştu. Onlar için Kanal İstanbul, Yerli Otomobil projeleri hikayeymiş. Bu projeleri durduracaklardı. Askeri birliklerimizi Afrin’den haliyle Suriye sınırlarından da çekeceklerdi. Sonra kesintisiz eğitimi geri getirip meslek liselerini ve dahi imam hatip okullarını bir nevi kapatmış olacaklardı. Askeri okullarda dahi öğretilir olan Kur’an ve Siyer dersleri belki de çağdışı görülecek ve müfredatlardan kaldırılacaktı. Kamuda başörtüsü belki de tekrar yasaklanırdı kimbilir?

Sonra, Ortadoğu’da Filistin’i yarım asırdır işgal altında tutan ve Mescid-i Aksa'da Müslümanlara ibadet özgürlüğünü kısıtlayan Terör Devleti İsrail bayram edecekti. Zira o güne kadar İsrail’e ‘’One Minute’’ çekerek İsrail’in eli kanlı terör devleti olduğunu dünyaya haykıran kimse çıkmamıştı. Yıllardır ülkemize çeşitli siyasi ve ekonomik baskılar uygulayıp tahakkümleri altına almaya çalışan ABD ve Küresel Sermaye sahipleri ve onların yerli işbirlikçileri ile birlikte Fetöcüler de bu işe sevineceklerdi.

16 yıllık emek ve kazanımlar belki de zayii olacaktı.

Erdoğan’ın bu ülkeye yaptığı hizmetler tek tek gözünün önünden geçiyordu şimdi Salih Amca’nın…

Erdoğan’ı 1985‘de Refah Partisi'nin İstanbul İl Başkanı olduğu dönemden beri takip eder ve severdi. 1994’de İstanbul’a belediye başkanı olduktan sonra İstanbul’un çehresini değiştirmeye başlamıştı.

2001'de kurduğu AK Parti'yi 2002’deki ilk seçiminde tek başına iktidara taşımış ve Türkiye’nin son yıllardaki koalisyonlarla idare edildiği kaos dönemlerine son vermişti.

Yüksek faiz ve enflasyon rakamlarını tek hanelere düşürmeyi başararak, ülkenin dört bir yanında yolları yenileyerek genişletmiş, yeni tüneller, üst geçitler ve köprüler yaptırmıştı. Ülke tarihinde daha önce görülmemiş hız ve sayıda baraj, konut, okul, hastane ve enerji santrali hizmete girmişti. Okullarda ders kitaplarını ücretsiz yapmış sınıflara teknolojik akıllı tahtalar döşetmişti.

Ya sağlıktaki yenilikler. Eskinin pahalı ilaç ve tedavi masrafları dönemini sonlandırmıştı. İsteyen istediği hastanede tedavi olabiliyordu. Yurdun dört bir yanına şehir hastaneleri açarak Sosyal Devlet olmanın gereklerini bir bir yerine getiriyordu.

Sadece yurt içindeki icraatlar ile yetinmiyor, yurt dışında da mazlumların imdadına yetişiyordu. Başbakanlığa ait TİKA ve KIZILAY aracılığıyla yurt dışındaki fakir ülkelere yardım elini uzatarak oralara okullar ve hastaneler yaptırıyordu. Ayrıca dünyanın neresinde olursa olsun eski Türk medeniyeti eserlerine ve dahi ceddimiz Osmanlı miraslarına sahip çıkıyor oralardaki tarihi yapıları restore ettirerek İslam alemi ve geçmişimizle olan bağlarımızın güçlenmesine çalışıyordu. Türkiye, dünya Müslümanlarının ağabeyi olma yolunda adeta her icraatıyla dünya Müslümanlarına rol model oluyordu.

Türkiye'nin ticaret hacmi ve siyasal gücü, yalnız içinde bulunduğu coğrafî bölgede değil, uluslararası alanda da hissedilir düzeyde artıyordu. Bu cazibe ile turizmde patlamalar yaşanıyordu.

Savunma sanayinde artık kendi silahlarımızı, tankımızı, topumuzu, gemimizi, hatta uçağımızı bile üretmeye başlamıştık. Bu gelişmelerle birlikte terör örgütü PKK’nın da beli kırılmış ve âdeta hareket edemez hale getirilmişti.

Geçmişi düşünüp bugünle kıyas ettikçe düşünceleri yoğunlaşıyor ve endişeleri de arttıkça artıyordu.

Ah ah! Ne olacak halimiz şimdi? Faiz lobileri ve emperyalistler ülkemizin başına üşüşürler mi şimdi acaba? Dünya mazlumlarının sesi kim olacaktı artık? Gibi sorular sormaya başlamışken kendi kendine, birden

‘’Bey! Kalk bey! Ezan okunuyor sabah namazı vakti. Uyan!‘’ diyen hanımı, Salih amcayı dürterek yatağından kaldırmıştı. Biraz terlemiş olan Salih amca yatağından doğrularak, ‘’Elhamdülillah. Hasbunallah ve ni-mel vekil‘’ çekti. Bir müddet yatağından kalkmadı. Meğerse rüya görmüştü Salih amca. ‘’Türkiye’mize macera aratmaya gerek yok'’ dedi içinden ve ayrıca düşündü kendi kendine: ‘’Tüfeğiyle cepheye gönderdiğin asker cephanesiz yapamazdı.’’ Kararını vermişti Salih amca. Gördüğü rüyadan çok etkilenmişti ki kararını vermişti. Seçim günü gidip hem Reisine oyunu verecekti. Hem de partisine… SON!

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!