Advert
ŞİDDET DEĞİL SEVGİ DİLİ
SIRAÇ KOÇ

ŞİDDET DEĞİL SEVGİ DİLİ

Bu içerik 360 kez okundu.

“...Baban giderse,

Darda sana yetişen elin gider.

Aklın gider, canın gider.

Şu dağlanmış yüreğinde,

Çocuk kalan yanın gider.

Baban giderse,

Öpülecek elin gider.

Bayram gider...” Can YÜCEL

 

Babalarımız...

Huzur, güven ve iyilik sembolleri.

Gölgesi bile yeter dediğimiz, yaşarken kıymetini bilemediğimiz, kaybında dünyanın başımıza yıkıldığı kahramanlarımız.

Binbir zorlukla evlatlarına kol kanat geren, yemeyen yediren, giymeyen giydiren, gülmeyen güldüren kutsallarımız.

Bir “of!..” demeden insan gibi evlat yetiştiren, ama o evlatların insan gibi bakamadığı koca yürekli dev adamlar...

Kültürel erezyonu ailevi değerlerimizde yaşıyoruz en çok. Kent kültürünün yalnızlaştırdığı, “ben”in “biz”in önüne geçtiği, sevgi ve saygının eksildiği bir dönem bu dönem.

Vahşi Kapitalizmin toplumsal yapımız üzerindeki deformasyonu silindir gibi ezip geçiyor maalesef.

Ekonomik ilişkilerimiz, kariyer hedeflerimiz, kar hırsımız, yüreğimizdeki sevgiyi perdeliyor, ruhumuzun inceliklerini törpülüyor.

Sahip olduklarımıza nankör, olamadıklarımızın kölesi olmaya devam ediyoruz.

Şapkayı önümüze koyup düşünmenin zamanı geldi de geçiyor bile.

Yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı ve pişmanlıklarımızı...

Babalarımızdan başlayalım önce.

Sadece özel günlerde değil, bayramlarda değil hemen şimdi tekrar sarılalım annemize, babamıza, sevdiklerimize kucak dolusu.

Yoksa, yarın çok geç olabilir...

 

*

 

Sakarya’da yavru bir köpeğe yapılan zalimlik, geçtiğimiz hafta toplumsal bir hezeyan yarattı.

İddiaya göre bir operatör, iş makinası ile yavru köpeği ezdi. Hayvancağız tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. Kepçe operatörü kamuoyu baskısı ile tutuklandı.

Diğer yandan, Büyükada’da fayton atlarının çok kötü yaşam koşulları hayvanseverlerin tepkisini çekmeye devam ediyor. Hayvanlar, insanların keyfi gezileri için telef ediliyor. Tepki o denli yükseldi ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul mitinginde atları faytonların boyunduruğundan kurtarma sözü verdi.

İnsanın insana zulmü bile anlaşılamazken, insanın hayvana zulmü nasıl açıklanabilir gerçekten bilmiyorum.

Kendine, diğer canlılara, doğaya bu denli düşman başka bir canlı türü yok dünyada.

Allah’ın bize bir lütfu olan akıl, vicdan ve merhametin yerini cahillik, vicdansızlık ve zalimlik almış sanki.

Hayvanlara şiddet ve istismar suçları, 5199 sayılı Hayvan Hakları koruma kanunu “Kabahatler Kanunu” kapsamında olduğu için, sadece idari para cezası veriliyor. Bu eylemlerin TCK kapsamına sokulması ve cezaların caydırıcı olması birincil talep.

Ancak yine de biz ailelere ve okuldaki eğitmenlere daha fazla iş düşüyor. 

Eğitimli ve vicdanlı çocuklar yetiştirelim.

İnsan sever, doğa sever, hayvan sever çocuklar...

Çünkü hayvanlara ve doğaya karşı acımasız olan, “iyi insan” olamaz.

 

*

 

Televizyon, hayatımıza girdiği günden itibaren kültürel değişimin en büyük silahı oldu. Beynimizi, duygularımızı ve davranış biçimimizi değiştirdi.

TV dizilerinde sigara içmeyi özendirdiği için, sigaralı sahneler mozaikleniyor.

Peki silah kullanılan sahneler neden aynı sansüre tabi tutulmuyor?

Ya da, şiddet içeren dizilere neden bir sınırlama getirilmiyor?

Sigara içmeyen ama rahatlıkla cinayet işleyen, şiddet sever bir nesil daha mı makbul?

Arefe günü Suruç’ta yaşanan olaylar ortada.

Bu insanların üzerinde silah olmasa, basit bir kavga ile bitecek tartışma, 4 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonlandı.

Silahı, diğer kesimler üzerinde korku kültürü oluşturmak için kullanmak, demokrasiye ve siyasete nasıl hizmet edebilir? Cahilin elindeki silah, hangi görüşü temsil ederse etsin, dönüp dolaşıp o siyasetin kendisini vurmaz mı?

Devletin kolluk kuvvetlerinin bile silah kullanma sınırları belli iken, arkasına belli güçleri alan bu kişiler nasıl bu kadar rahat ve aymaz olabiliyor?

Bu gücü ve cüreti nerden buluyor?

Bence, bireysel silahlanma ülkemizin en büyük sorunu.

Silahın değil, fikirlerin konuştuğu bir gelecek olmalı bizim umudumuz.

Bu acıları geçmişte fazlasıyla yaşamış ve yaşayan bir toplumun, hala şiddet yoluyla sonuç alacağını sanması ve tecrübelerden ders çıkarmaması anlaşılır gibi değil.

Şiddet içeren dizileri izlememek sanırım ilk çözüm. Reyting alamazlarsa devamı gelmez. İkinci önlem ise, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 7/24 şiddet içeren bu prodüksiyonlara bir sınırlama getirilmesi.

Aksi halde hiçbirimiz çocuklarımızı ve geleceğimizi bu sarmaldan kurtaramayız.

 

*

 

Türkiye 24 Haziran Pazar günü, özgür ve hür iradesi ile sandığa gidecek.

Olaysız, kavgasız bir seçim olsun.

Demokrasimize, ekonomik gelişmemize, mutluluğumuza, toplumsal huzur ve barışımıza vesile olması dileğiyle şimdiden hayırlı olsun.

 

Sevgi ve saygıyla...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
DAMDAN DÜŞEN YAŞLI ADAM HAYATINI KAYBETTİ
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
ELAZIĞ'DA 18 KİLO ESRAR ELE GEÇİRİLDİ, 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI