Advert
ORYANTALİZM VE IRKÇILIĞIN İFSATLARI
Habib KARAÇORLU

ORYANTALİZM VE IRKÇILIĞIN İFSATLARI

Bu içerik 425 kez okundu.

      Özellikle son üç - dört aydan beri ülkemiz ve dünya gündemini önemli bir şekilde işgal eden Suriye ve Irak’taki gelişmeler neredeyse en kritik dönemine girmiş bulunmakta. Hemen her gün ve her saat iki komşumuzdaki gelişmeler halk tarafından yakından takip edilmeye, gelişmeler ciddi şekilde yorumlanmaya devam ediyor. Artık bir cadı kazanına dönmüş durumdaki Suriye ve Irak çok önemli bir şekilde Türkiye’yi siyasi, ekonomik ve stratejik olarak tehdit etmekte, çember her geçen gün daralarak kritik eşiğe gelinmiş bulunmaktadır.

     Adına Ortadoğu denilen bu topraklar nasıl bu hale getirildi? Her şey bir anda mı ortaya çıktı? Yoksa bütün olup bitenler kadim ve büyük bir planın parçası mı? Bütün soruların cevabını yakın tarihimiz bize çok güzel bir şekilde anlatmaktadır. “Tarihini bilen milletler ancak tarih yazabilir.” Demiş büyük insanlar. Tarihten haberi olmayanlar ancak tarihin önemsiz figüranları olacaklardır.

     Ortaçağ denilen, insanların insanlık olarak dibe vurduğu bir zamanda gönderilen Hz.Muhammed (S.A.V.) ve O’na indirilen Kur’an-ı Kerim o çağdaki karanlığa son vermiş ve tüm dünyaya İlahi ışığı yayıp aydınlatmışlardır. Ancak, ne yazık ki Müslümanların bilim ve teknolojideki duraklama ve acziyetleri hem kendilerine hem de tüm dünyaya pahalıya mal olmuştur. Bilim ve teknolojide gücü eline geçiren Batı, yani onun temsilcileri olan Yahudi, Hristiyan ve Ateistler kendilerince büyük bir tehlike ve düşman olarak gördükleri İslam’ı ve Müslümanları hem Avrupa’dan hem de Ortadoğu’dan atmak için sıcak savaş dışında bilim ve kültür mücadelesine de girişmişlerdir.

    Dikkatli bir şekilde incelediğimizde İslam dünyasındaki Kur’an’a ve sünnete ters düşen tüm fikir ve akımların kaynağının yukarıda bahsettiğimiz güruhlar tarafından üretilip sokulduğunu göreceğiz. Bu konuda gerçek tarihe başvurduğumuzda şunları görüyoruz.

      Gerek Yahudi ve gerekse Hristiyanlardan bir çok fedainin İslam’ı bozmak ve Müslümanları bölmek için ne kılıklara girdiğini, ne planlar çevirdiğini yakın tarihten öğreniyoruz. Çok değil, daha doksan küsur sene önce bir çatı altında hep birlikte yaşayan Türk, Arap, Kürt, Arnavut, Boşnak ve daha birçok halk nasıl oldu da kırk parçaya bölündü? Nasıl oluyor da birbirinin din kardeşi olan bütün bu halklar Suriye ve Irak’ta birbirinin kuyusunu kazıyor, yok etmek için mücadele veriyor?

       Tüm Müslümanların dört yüzyıl (1515-1918) boyunca hamiliğini yaparak, onlara liderlik yapan Osmanlı devletini yıkmak için ne entrikalar çevrildi, neler neler yapıldı? Avrupa’da yetiştirilen kendilerine bizim müsteşrik dediğimiz Oryantalistler, yani Doğubilimciler, İslam’ı kılı kırk yararcasına incelediler, doğu kavimlerinin dil, tarih, kültürünü mercek altına koydular .Sonuçta doğu hakkında öyle bir noktaya geldiler ki; 19.yüzyılın sonları ve 20.yüzyılın başlarında Şark (Doğu) hakkında hükümler koyan,tasvir eden, tedris eden, iskan eden ve yöneten kısaca ona hakim olan bir konuma ulaştılar.

       Geçmişi ta 18.yüzyıl sonlarına dayanan Selefilik, sonraları Vehhabilik İngilizlerin desteğiyle Osmanlı’ya kafa tutup Ehl-i Sünnet yönetimi zora sokarak bölücü faaliyetlere o zamanlarda başlamıştı. İki asır boyunca Osmanlı’ya yani Ehl-i Sünnet yönetime baş belası olan İran Şiası’nın yerini bunlar almıştı. Bugün Suriye ve Irak’ın yanında, Yemen, Mısır, Libya, Somali ve Nijerya ve bir çok İslam ülkesinde çeşitli isimler altında Batı ve Siyonizm tarafından organize edilip,Körfez ülkeleri tarafından silahlandırılmış grupların tarihleri işte bu kadar eskidir.

     Oryantalizm konusuna geri dönecek olursak, şöyle bir tarihi karıştırdığımızda karşımıza enteresan isimler çıkmakta; Corci ZEYDAN (1861-1914), kendisi aslen Beyrutlu bir Hıristiyan olmasına rağmen İslam adına tarihi eserler ve yorumlar yazmıştır. İslam tarihini sanki Arap tarihi diye yutturarak Arap Milliyetçiliğinin gelişmesini sağlamış, önemli bir Misyonerdir. Ondan sonra Arap dünyasında Özellikle Irak’ta faaliyet gösteren aslen bir Cizvit Papazı olan  Mc. CARTHY (1913-1981)’yi görüyoruz. Amerika’dan gelip Bağdat’ta okullar açan, Arap Milliyetçiliğini körükleyen, öğrencilerini İslam’dan soğutmak Hıristiyan yapmak için çalışan başka bir Misyoner.

     20.yüzyıl İslam bilim dünyasının yakından takip ettiği, yine Ortadoğu kökenli önemli bir isim Edward Said. Oda aslen Hıristiyan ama ne yazık ki İslam’ı bir çok Müslümandan daha iyi bilip yorumluyor. Daha sayamadığımız yüzlercesi var. Hepsi Avrupa’daki Üniversite ve enstitülerde özel yetiştirildiler. Hedef birdi, İslam’ı revize etmek, kendilerince tehlikesiz hale getirip, böylece Müslümanları kolay şekilde yönetip sömürebilmek. Ve de çok başarılı oldular, işte İslam dünyası!

     Arap dünyasında yapılanlar Anadolu’da da yapılmadı mı? Hem de daha fazlasıyla yapıldı. 1850’li yıllardan itibaren Amerika’dan, Fransa’dan ve de Almanya’dan gelen Misyonerler başta İstanbul olmak üzere birçok Osmanlı şehrinde okullar açtılar, Robert Koleji gibi. Harput’ta önemli bir ilim ve kültür merkeziydi, burada da Amerikan, Fransız ve Alman kolejleri açıldı. İshak SUNGUROĞLU üstadımız Harput Yollarında isimli eserinde Amerikalı Dr.Barnum, Fransız P.Angelo ve Alman Her Ehmannın gibi misyonerlerin ne derece başarılı olduklarını anlatıyor. Batı kültürü ve zihniyeti halka ve gençlere en güzel şekilde yutturuldu, kimse farkına da varamadı.

      19. asırda   İslam birliğini parçalamanın en kolay yolu milliyetçilik yani ırkçılıktı. Aslında Müslümanlar Kur’an’da buyurulduğu gibi tek millettir. Bu tek milleti bölmek için 1789 Fransız İhtilaliyle birlikte başlayan Milliyetçilik akımı da Osmanlı’ya dört bir koldan bulaştırılıyordu. Bu büyük tehlikeyi gören Sultan II.Abdülhamid her ne kadar Panislamizm ve Pantürkizm gibi iki önemli projeyi hayata geçirse de ancak 33 yıl dayanabildi. Avrupalıların hatta Thedor Herzl gibi Siyonistlerin kurdurduğu İttihat ve Terakki Partisi ne yazık ki Türkçülük faaliyetlerinde başarılı olarak hem Arapları hem de Kürt, Arnavut, Boşnak gibi diğer unsurları kışkırtmaya yani onlara da ırkçılığı bulaştırmaya muvaffak oldular. Bu proje Selanikli bir Yahudi olan Moiz Kohen (1883-1961) tarafından ustaca işlendi. İslam öncesi Türk tarihini ortaya saçan KOHEN Şamanist dinine mensup Attila, Mete, Cengizhan gibi şahsiyetleri överek Türk ırkçılığını ortaya çıkardı. Daha sonra Tekin Alp ismini alarak Cumhuriyet döneminde önemli görevlerde bulundu. Aslen Çermikli Zaza bir ailenin çocuğu olan Ziya Gökalp gibi şahsiyetlerde bu ırkçı görüşlere kendilerini kaptırıp bölgede Kürtçülüğün ortaya çıkmasına neden oldular. Suriye ve Irakta önemli faaliyetlerde bulunan yine Hıristiyan asıllı Mişel Eflak (1910-1989) gibi Arap milliyetçileri Baas Partisini kurdurarak Müslüman Arap kardeşlerimizi hem İslam’dan hem de bizden uzaklaştırmaya muvaffak oldular.

     Sonuç olarak bugün paramparça haldeki Müslümanların tek kurtuluş yolu Kur’an’a dönüştedir.Yüce Rabbimiz Hucurat Suresi 13. Ayet-i kerimede:”Ey insanlar!Doğrusu biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve  kabilelere ve ayırdık.Muhakkak Allah yanında en değerli olanınız, Ondan en çok korkanınızdır.Şüphesiz Allah  bilendir ve her şeyden haberdardır.” Buyurarak insanların kendi katında eşit olduğunu belirtmiştir.Dinimiz ırkçılığı ve asabiyeti yasaklamıştır.Peygamber Efendimiz sahabelerini bu konuda defalarca uyarmış,ırkçılığı lanetlemiştir. Bütün Müslümanlar kardeştir. Batı’nın ve Siyonizm’in oyunlarını görmeden oyunun parçası olmak felaket getirecektir, Allah korusun!

    

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!